28 Şubat 2010 Pazar

Bil-Lentsexual

Billy Talent şarkılarına eşlik ederken, genellikle kendimi sinir olunabilecek bir tip olarak buluyorum. Kafamda şöyle bir hayal oluşuyor...Karşımda biri var ve sürekli konuşuyor. Bana kızıyor, bağırıyor ve küfür ediyor. Bense her dediğini "bla bla bla...blablablabla bla. bla ! bla bla bla. blablablabla bla bla blabla ! blaaaaa bla bla !" olarak anlıyorum ve karşısında durup "Görmüyor musun ? Billy Talent dakikaları yaşıyorum şuanda." surat ifademle karşılık veriyorum. Billy Talent şarkıları söylerken kendimi çok sevimli hissederim ben. Birgün canınız sıkılırsa görmek için gelebilirsiniz.

Tabi özellikle uzak durmam gereken üç şarkısı (dördüncüsü de yolda) var ki elimden geldiğince dinlememeye çalışıyorum. Hepsinin arkasında anılar, hikayeler ve hayaller saklı çünkü. Dinlemeye başladığım an, biranda çıkıveriyorlar karşıma. Toplu bir şekilde saldırıya geçiyorlar. Bazen güzel oluyor bu. Hatta özellikle hatırlamak istediğim zamanlar bile oluyor. İşte o zaman dinlediğimde çok güzel oluyor o şarkılar. Artık özeller onlar benim için. Dokunulmazlıkları vardır...Laf ettirmem o şarkılara. Beğenmeyen kişiler bile gelip bunu bana belirtmemelidir çünkü cevap veririm. O şarkılarda bulunan her kelime için, bir insan kırmaya hazırım. Evet, o kadar çılgın bir aşk yaşıyorum o şarkılarla. Bu beni herhangi bir seksüel kategorisine sokar mı ? Songsexual ? Belki...

Kendimi müziğin akışına bırakabildiğim nadir gruplardan biridir Billy Talent. Bazen kendimi şarkıya eşlik ederken bulurum ama bu tamamen istemsiz bir şekilde yaşanır. Oysa en son bıraktığımda suskun bir şekilde kendi kendime tempo tutuyorumdur. Bir de bakarım ki, kafamı hafiften sallamaya başlamışımdır ve Ben Kowalewicz'e o rezil sesimle eşlik ediyorumdur.

Çoğu şarkıda, elimdeki hayali elektro gitarımla solo kısımları çalarım. Soloları muhteşemdir. Günümüz punk gruplarının aksine, gitar çok güçlü bir şekilde ön plana çıkmaktadır. Bu yüzden severim Billy Talent'ı ben.

Billy Talent'ın belli başlı şarkıları dışında başka şarkılarını dinliyorsam, bilinki kendi tatlı hayatımı kurmuşumdur. Aklımda hiçbir düşünce yoktur. Kafam tamamiyle Billy'le doludur. Unuturum her şeyi. Çok sevecen oluyorum aslına bu durumlarda ama bu tamamiyle geçici bir sevimlilik. İyice sarhoş olmak gibi...O an kime ne dediğimi, kiminle hangi konuda konuştuğumu ertesi güne unuturum. Bu yüzden, Billy zamanları önemli konuşmalar için pek uygun bir zaman değildir.

Klasik bir soru vardır..."En çok kimin konserine gitmek istersin ?". Placebo, Radiohead, Florence + The Machine, The Dears, Muse, Keane, Mew, Regina Spektor, Incubus, IAMX, My Chemical Romance, OneRepublic, Starsailor, Tricky, Everybody Loves Irene, Portishead, Cat Power, Joe Purdy, Lenny Kravitz, Missy Higgins ve Brandi Carlile gibi birçok ismi sıralayabilirim. Yalnızca bir tane mi seçim hakkım var ? O zaman tabiiki Billy Talent cevabını veriyorum. Konserleri için tek başıma yüzlerce kilometreyi bile katedebilirim.

Albüm kayıtları ve konser performansları arasında olumsuz bir fark olmayan nadir gruplardandır Billy Talent. Hatta konserlerini izlerken coşman ihtimaliniz pek bir fazladır. "Bu ne böyle ! Sesi gerçekte ne kadar berbatmış !" ya da "E bunlar bildiğin canlı çalamıyorlar şarkıları." cümlelerini kurma imkanınız yoktur. Yüzlerce kez izleyebilirim konserlerini. Hatta belki izlemişimdir bile. Evde kimse yokken, konser cdlerini takarım ve kumandayı mikrofon olarak kullanırım. Sesi elimden geldiğince açarım ve onlarla birlikte söyleyip kendimden geçmeye başlarım. Bundan da zerre kadar utanmam. Hatta şarkı aralarında, seyirciler sanki beni alkışlıyormuşçasına gaza gelir ve "Thank you !" diye haykırırım.

Billy Talent dinlemem lazım benim. Şarkılarına eşlik etmem lazım. Yazarken zor oluyor. Arkama bile bakmadan giderim o zaman ! Billy Talent için hiç düşünmeden seni bile satarım blog ! Peki bunun için bir seksüel tanımı var mı ? Bil-Lentsexsual ? Fena sayılmaz...

Billy Talent - Line & Sinker

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder