Aradan iki ay geçtikten sonra farkettim ki doğum günümde alınan hediyelerin sayısı oldukça yetersizdi. Yazıklar olsun size ! Oku oku b.k var ! Sana da iki çift lafım var Zippo sözünü veren çocuk...Oğlum ayıp lan !
Samaire Armstrong, Regina Spektor, Natalia Yanchak derken bir de üstüne Eve Muirhead'e aşık olduk iyi mi ! Ama çok tatlı yaa...Hem daha 19 yaşında ! Curling sporcusu...Daha bu yaşında, hatundaki kariyere bak. Hatun demek garibime gitti şimdi. O cümledeki hatun kelimesini veletle değiştirmek istiyorum...Kayıtlara bir kez daha geçsin isterim. Eve Muirhead'i severim, severim ben Eve Muirhead'i.
İstanbul'dan, Kocaeli'ne ve Sakarya'ya her gün trenle gidip gelen ne çok öğrenci varmış be arkadaş. Pazartesileri 06:29 treniyle Sakarya'ya giderken farkettim...Çok kıskandım ama ya. Ne kadar güzel bir duygudur trenle giderken günün doğuşuna şahit olmak. Bundan sonra her dönüşümde sabah 06:29 trenini isterim ben.
Allah'ım neler oluyor bu evde böyle ! İlk defa Sakarya'da ki evimde çay içiyorum ben ! Hem de çaydanlığımız olmadan ! Aman yarabbim bu nasıl bir mühendislik zekası örneğidir ! Bildiğin çaydanlık olmadan çay içiyorum ! Hadi tamam hadi içinde kalmasın, söylüyorum nasıl içtiğimizi.
Çaydanlık olmadan çay içmek için gerekli malzemeler;
1 adet kettle, 1 adet üçlü priz, 6 adet demlik poşet çay, 2 litre su, 2 adet bardak, kesme şeker, 1 adet pantolon, 1 adet gitar, 3 adet pena ve 2 adet ıslak mendil.
Hazırlanışı;
Kettle'ımıza dolduduğumuz 1 litre suyun içine, 3 adet demlik poşet çay atılır ve kettle prize takılır. "On" tuşuna basıldıktan sonra suyun kaynaması beklenir. Kaynadıktan sonra yaklaşık üç dakika bekletilir. Suyla ilişkiye giren demlik poşet çay istenilen kıvama geldiğinde bardaklara dökülür. Kesme şeker yardımıyla çayımız tatlandırılır. Çayımız bittiğinde aynı işlem geriye kalan 3 adet demlik poşet çayla tekrarlanır.
Hazırlanışını anlatırken farkettim de, gitar, pena, ıslak mendil ve pantolonun, çayla alakası yokmuş. Ben öyle etrafta görünce, sanki onlarıda kullanıyoruz diye düşündüm ama yok kullanmıyormuşuz. E o zaman pantolonun ne işi var lan burda ! Ne pasaklı ev arkadaşım var benim ya. Şuna bak nereye koymuş pantolonu ! Bir dakika ya...Bol ceplerimi var lan o pantolonun ? Kemer mi takılı ona ? Aaaa...Benimmiş o pantolon ya. Olsun be olsun ! Ne pasaklı ev arkadaşım var benim cidden ya. İnsan şu pantolun kaldırır ortalıklardan, hayrına benim dolabıma koyuverir. Yarından tezi yok bunu konuşup bir şekilde çözüm yolu bulmalıyız.
Doğum günü konusuna nedense feci içerledim ben ya...Oğlum tamam iyi güzel, pastalar şunlar bunlar, şen şakrak fotoğraflar, falanlar filanlar...Ama hediye yaa...Hediye istiyorum ben ya. Zaten normal zamanda hediye beklemiyorum, bare özel günlerde bir şeyler alın be oğlum. Vallaha içim karardı...Oysa ne güzel olurdu şöyle biri gelse bana güzel bir dvd alsa ve izlesek, öteki (bkz: moKo) gelse Zippo alsa, bir diğeri bana kupa alsa (bkz: kupa fetişi olmak), başkası böyle hayal edemeyeceğim güzellikte bir şey alsa. Ya öyle büyük şeyler de istemiyorum oysa ki...Şşşş...21 Aralık gününe planınız filan var mı la ? Yoksa, beraber takılak mı ? Şimdiden söz verin bana be. Derin duygu depreşmeleri yaşıyorum. O ne demek lan öyle ?!
Lanetli Salı ! Bir kez daha karşı karşıya geldik. Saat gecenin 01:38'i...Uyumalı mıyım ? Eğer yarın derste uyumak istemiyorsam evet, biran önce uyumalıyım. Sorun şu ki, uykum yok çünkü zaten beş saat önce uyandım. Ne güzel bir sistem değil mi ?
Yazımı bitirmeden önce şimdiden doğum günü dileğimi söylemek isterim. It's Always Sunny In Philadelphia...6. sezonun hemencecik başlasın ve hiç bitmesin ! Ayrıca öneridir, diziyi izlemek istemeseniz bile en azından 5. sezonun 8. bölümüne bir göz atın derim. Yirmi dakika bir şey be ! İzlesen ne olur !
Mew - King Christian
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder