Naber ?..Hamdolsun ben de iyiyim. Okul başladı işte...Derse filan gittik dün. Güzeldi ya güzeldi. Projeksiyon makinası çalışmadı filan...Sonra herkes teknik çözümler getirmeye çalıştı. Tatilde herkesin IQ 180 olmuş haberim yok. Hayır, hadi çözüm önerisi getiriyorsun iyi güzel de, "Hocam...O açma tuşuna bir kez daha basın bence." ne demektir ya ? Hadi onu geçtim, hocam sen niye ciddi ciddi bir daha basıyorsun açma tuşuna ? Ya tamam hadi yaptın bir hata onu da geçtim, bir de üstüne "Yok yok hâla çalışmıyor. Ne yapayım ?" diye niye sorarsın aynı çocuğa ? Lan tamam hepsini geçtim, o aynı çocuk ne diye "Hocam demek ki açılmıyor." der ki ? Ben boşuna demiyorum bizim insanların IQ ları tavan yaptı diye. Bir tek ben kaldım IQ seviyesi düşük olan. Düşük filan ama makinayı ben çalıştırdım yine...İlerleyen paragraflarda nasıl çalıştırdığımı öğrenebilirsiniz. Çünkü bakın, farketmiyorum sanmayın aranızda tek paragrafı okuyup gidenler var !
Uyku düzensizliğinde yeni dönem...Artık yattığım yerde saatlerce dönüp duruyorum ve uyuyamıyorum. Ardından kitap okumaya başlıyorum uykumun gelmesini beklerken. Farkediyorum ki sabah olmuş. İki dakika kestireyim bare diye düşünüp uykuya dalıyorum. Bir de bakıyorum ne göreyim...Uyandığımda derse geç kalmış oluyorum. Ya uyuma, ya da uyan çocuk ! Yarım saat kestirsen ne olacak ki hem ? Bütün lanetli salıyı, yarım saat uykuyla kurtarabileceğini mi sanıyorsun ?
Neyse canım...O zaman biz de saat on ikide başlayan derse gideriz. Eeee...ne yapacağım ben şimdi bir buçuk saat ? Korkarım ben artık uyumaktan. Salı gününü, ölü gün olarak adlandırmaya karar verdim ben ya. Sabah dokuzda derse gidip akşam dokuzda evde anca olurum. Gelince yatarım ve kimse beni uyandıramaz. Evet evet...Salı günü, ölü gün olsun.
Yarım saat içinde iki kahve...Üçüncüsü de yolda. Güne güzel bir başlangıç oldu cidden. Uykusuzluğumu engelleyecek bir şey varsa, o da kahvedir sonuçta. Aman diyim, tektonik dersinde filan uyuyakalırım, sonra bir de hocadan fırça yemeyelim.
Yolda demişken...Bak adamların konserlerinede gidemiyoruz ne zamandır. Bir ara barın girişinden kafayı içeri sokup "Selam millet ! Şey şey...Çilli güzelimi çalın o güzel şarkı. Neyse ben kaçar !" demek lazım. Yolum düşerse, geçerken bir uğrayım cidden ya.
Geçerken demişken...Geçme notu 50 olmuş ! E ben kaldım o zaman...Ne umutlarla başlamıştım yeni döneme oysa...Daha ilk günden bir insanın şevki böyle kırılır mı arkadaş ? Yeni bir Oz Teoremi bulup, biran önce bu iştende sıyrılmam lazım.
Kampüste hâla erimemiş karları görmek ne güzel şeydir öyle...İnsanın kartopunu alıp rektöre fırlatası geliyor. Rektör okumuyodur değil mi lan bu blogu ? Eğer okuyorsa, adım Osman, bölümüm de işletme. Tektonik dersi demişim ama yalnış yazmışım oraya hocam. Şey diyecektim ben...Şey...İşletme. Evet evet, işletme dersi diyecektim. İşletme bölümünde işletme dersi var mı ya ? Olsa ne kadar saçma olurdu. Bölümün beyni o ders olurdu herhalde...
Regina Spektor...Senin sesin etkiler beni. Şarkı sözlerini unutuşundur seni tatlı kılan. Buralara uğramayışındır kalbimi kıran. Yüzündeki tatlılıktır sana aşık olmamı sağlayan. Gözlerindeki parıltıdır benim sana dörtlük yazmamı sağlayan. Hazır boş sayfa bulmuşken iliştireyim dedim.
Anne ! Karşı dairedeki çocuk akor basıyor ! Ben neden hâla tab okuyorum yaaa ?! Tamam yeni kampanya...Elektrik sayacımızı bulmaya kimse gönüllü olmadı, bare buna gönüllü olun. "İki haftada babalar gibi akor basmayı öğretirim sana ben çocuk." diyen herkese kapım açık. Karşılığında da, bilgisayarımdaki Regina Spektor resimlerine baktırırım...Ama en fazla iki resim ha ! Öyle abartmak yok !
Makinayı nasıl çalıştırdığım konusuna gelince...Ya aslında öyle bir şey olmadı. Hocaya "Hocam karşı sınıf boşsa oraya geçelim olsun bitsin." dedim. Hocaya da mantıklı gelmiş olacak ki "Git bi bah baham ders varmı diye." dedi. Nitekim ders yoktu, böylece biz de karşı sınıfta, çalışan bir projeksiyon makinasıyla dersimizi işleyebildik. Eeee hocam...Artık quizlerden bana bir 100 ver baham !
Regina Spektor - Laughing With
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder