22 Şubat 2010 Pazartesi

Paylaşmak

Bazı kişiler vardır...Paylaşamazsın. Paylaşamazsın çünkü ona çok bağlanmışsındır. Sonradan türeyen kişilerle yarışmak istemezsin. Onu ilk sen bulmuşsundur. Bazı özel şeyler senin hakkındır. İşte o an birazcık kıskanırsın ya da düşünmeye başlarsın...Çünkü, senin kıskandığın o kişi için bu durumun bir önemi yoktur. En azından görünen budur.

Aslında bahsettiğim şey tam olarak kıskanmada değil. Hani bazı zamanlar olur, içinizden "Onun yanında ben olmalıydım. Başkası değil." dersiniz. Birazcık buruk hissedersiniz. Siz, oturup düşünürken, düşündüğünüz kişi başkalarıyla mutludur.

Bazen olaylar çok daha acımasız olur. Yaptığınız bazı şeylerin sadece size özel olduğunu düşünürsünüz ve karşınızdakininde öyle düşündüğünden emin olursunuz. Daha sonra yanıldığınızı farkedersiniz. Aradan geçen zaman, nasıl olduğunu anlayamadan bazı şeyleri değiştirir. Sizin özel mutluluklarınızı başkası alır. Olayın iki kahramanından biri olan siz, artık oyunun dışındasınızdır.

Zamanınızı harcamaktan zevk aldığınız o kişi, çoktan sizin zamanınızı başkalarıyla harcar olmuştur. Sizi unutmadığını kanıtlamak adınaysa, araya ufak sevgi cümleleri sıkıştırır ve sizi kandırmaya çalışır. Kanmayız...Kanmayız ama kandırılmış gibi davranmaktan başka çaremiz yoktur. Öbür türlüsü işleri sadece daha kötüye götürecektir. Ortada, onun somut sevgi cümleleri ve sizin soyut hisleriniz vardır. Açık bir şekilde görünen gerçeği ispat etmek adına ortaya koyabileceğiniz net bir kanıtınız yoktur. Bu yüzden, içimize atmaktan başka bir seçeneği düşünemeyiz.

Yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Olanları konuşmak bir işe yaramaz çünkü devreye inkâr girer. Ne kadar konuşursanız konuşun, karşınızdaki, kendine yöneltilen küçük eleştirileri kabul etmez ve bir çıkış yolu bulur. Geriye sadece kendinizi kötü hissetmenizi sağlayan duygular kalır.

Bazı şeyler, bazı kişilerle güzeldir...Yine de, aynı şeyleri başkalarıyla da paylaşmaya çalışırız. Kendimize bir şeyleri göstermek isteriz. Aynadaki yüzümüze, tek başımıza oyunun kahramanı olabileceğimizi, diğer kişinin kim olduğunun aslında hiçbir önemi olmadığına inandırmaya çalışırız. Aynı zevki alamadığımızı her farkedişimizde, başka birisiyle deneriz. Ne olursa olsun, bizim için özel olan o kişiye dönmek istemeyiz. Yemin etmişçesine inat ederiz.

Ne kadar eskiye dayanırsanız, o kadar yıpranmaya yüz tutarsınız bir süre sonra. Bunu anladığınızdaysa çok geç olur. Tek güvenebileceğiniz şey zamandır artık. Bir şeylerin yeniden güzelleşmesi adına, beklemekten başka bir çareniz kalmaz. İnsan acımasızdır...Oynar, zevk alır ve çöpe atar.

Everybody Loves Irene - Memento Mori

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder