Ben bu sendromu sevdim ya...Son gün ayağına ne istersen yaptırabiliyorsun insanlara. Tabii bunun için biraz sempatik (bkz: ben)(bkz: narsizmin dorukları)(bkz: şaka la şaka)(bkz: ama sempatik değil miyim be)(bkz: bkz'lerin b.kunu çıkarmak) olmak gerekli. Ben severim son gün sendromunu. Özellikle de yağmur yağarsa...
Geçenlerde, yağmurun tavan yaptığı dakikalarda Kadıköy'ün ortasında kalakalmıştım. Biraz yürüdüm...Ardından daha fazla dayanamadım ve beremi çıkardım. Yağmuru, yüzümün ve saçlarımın her yerinde hissetmeye başladığım an içimden "Artık tatil bitebilir." dedim. Sanki bütün istediğimi almıştım İstanbul'dan. Garipti...Küçük mutluluklar güzeldir.
Ders programımı hazırladım. Sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim. Geçen dönemin Lanetli Perşembe'si benimle barışmak istercesine, bu dönem adını Lanetli Salı olarak değiştirdi. Salı sabah 09:00'da başlayan derslerin, akşam 20:00'de bitecek olduğunu farketmem hiç hoş olmadı. Tabii ki ara var...15:00-16:00 arası, köleleri, pardon öğrencileri dinlendirme vakti olarak belirlenmiş. Teşekkürler SAÜ ! Gerçi eşşeklik bende...Alttan ders bırakmasaydım, ikinci öğretimden ders almama gerek kalmazdı. Hay lanet !!! Bu arada...Perşembe günü sabah 11:00'de dersin bitmesi ve cuma günü ders olmaması...Sen ne güzel şeysindir öyle ! Cuma gününün yanaklarından öperken, Lanetli Perşembe'yi affetmeyi de boynumun borcu bilirim.
Bir daha Coldplay konseri izlersem iki olsun ! Moralim fena bir şekilde bozuldu ya...Chris Martin'in enerjisi, grubun bu işi ne kadar büyük bir zevkle yaptığını göstermesi, konser alanı, kısacası her şey harikaydı. Coldplay'in Tokyo konseri, bugüne kadar izlediğim en harika konser performanslarından biriydi. Tabii, Travis konserinin hakkını yine de yememek lazım...Herneyse, Coldplay konseri beni öyle etkiledi ki, o günden beri Coldplay şarkılarından başka bir şey dinleyemez oldum. Etkisi ne zaman geçer bilmiyorum ama şikayetçi değilim. Türkiye'ye de uğrasanız oysa ne güzel olur yahu !
Family Guy, muhtemelen beni Sakarya'da en çok oyalayan şeylerden biri olacak...Birinci sezondan başlayıp tekrar izleme fikri hiç fena değilmiş, biraz biraz izleyince farkettim. Stewie'nin, anne nefretinin nedenini açıkladığı kısım (bkz: 1.sezon 3.bölüm) harikaydı. İzlediğim bölümleri silmeye kıyamıyorum.
İstanbul'da ise bıraktığım en eğlenceli şey, kuşkusuz ki X şahsiyetiyle beraber izlenilen Supernatural dizisi olacak. 3. sezonuda bitirsek iyiydi ama neyse ya...Ama X (bkz: moKo) kabul et, beraber izlemeden tadının çıkmayacağını sen de anladın değil mi ? Ya beraber, ya da hiç mantalitesidir beni etkileyen durum. Olur da okursan diye benden sana bir iz olsun o zaman X..."No Asia ?" (bkz: Oz was here).
Ha bu arada...Philadelphia 76ers !!! Sen güzelsin, güzelsin sen...Girdiğim play-off iddiası için emin adımlarla beni kazandırmaya doğru giderken, dün de Houston Rockets'ı yenip ev arkadaşımla girdiğim iddiayı kazandırmış olman...Ah 76ers severim ben seni cidden. Tüm oyuncuların yanaklarından öperken, koç Eddie Jordan'a da aferin yollamak istiyorum. Yarından tezi yok velinle görüşüp, ne kadar iyi bir koç olduğunu söyleyeceğim Eddie.
Ben gidiyorum ya...Sakarya bekler beni. Ama cidden çok beklettim. Neyse İstanbul...Fazla haşır neşir olmaya gerek yok zaten. Biz eski iki dostuz...Şimdi sadece tebessüm ederiz her karşılaşmamıza. Daha fazla uzatmaya gerek yok bu anı. Öp elimi, sarıl bana ve gideyim.
Coldplay - Fix You
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder