Bazen çok yaklaştığımı hissediyorum. Mutlu sona o kadar fazla yaklaşıyorum ki, nerede olduğum ve ya ne yaptığım umrumda bile olmuyor. Kafam o an bulunduğum yerden çok uzakta, bambaşka şeylerin hayalini kurmaya başlıyor bir süre sonra. O kadar tatlı oluyor ki birçoğu, kopmak istemiyorum.
İşin garibi, kendimi, hiçbir şey anlatamayacak kadar aciz hissettiğim çok az zaman vardır. Çoğu zaman kendimi tam olarak ifade edemem ama gerçekten dibe battığımı hissetmem o zamanlar. Anlatmak istediğim daha farklı bir şey. Yani, o kadar acınası ki...Belki o zamanlarda kendimi normalden çok daha iyi ifade ediyorum ama bu bana yetmiyor. Her saniye biraz daha çaresiz kaldığımı hissediyorum. Kelimeler, hızıma yetişemez oluyor sanki. Bir süre sonra yoruluyorlar ve peşimi bırakıyorlar. Konuşma isteğime ayak uyduramıyorlar ve ben tıkanıyorum. Dediğim gibi, öyle anlarda kendimi çok fazla aciz hissediyorum ama bunun nedeni mutlu olmam...Birisinin yanında ne kadar mutlu olursam, o kadar fazla konuşmak istiyorum. Ne kadar fazla konuşmak istersem, o kadar çabuk eskitiyorum cümleleri. Ne kadar çabuk eskirse cümlelerim, o kadar kısa zamanda saçmalamaya başlıyorum. Tıpkı şuanda olduğu gibi.
Bazen o kadar fazla sahipleniyorum ki...Tamam, artık ikimizde birbirimizin yanında, olmamız gereken yerde olduğumuzu biliyoruz diyorum. O kadar güçlü bir şey oluyor ki, kimsenin bu büyüyü bozamayacağına inanıyorsun. Arada ki pürüzleri görmeni engelleyecek kadar vurdumduymaz olmanı sağlıyor bu düşünce. O an ki mutluluk duygusu, beni öylesine içine çekiyorki...Her şeyin aynı kalacağından şüphem olmuyor.
Her şeyin bir zirve noktası vardır. Zirveye çıktığında kesinlikle bir şey yapman gerekir. Sonsuza kadar orada hiçbir şey yapmadan duramazsın. En basitinden, rüzgârdan etkilenmemek için bile dengeni ayarlaman gerekir. Tepe noktası önemlidir çünkü bir kez ordan düşersen sıfır noktasına kadar yuvarlanırsın. Eğer hiçbir şey yapmazsan, olacak şey de tam olarak budur. Hiç kimse, sonsuza kadar seni zirvede tutamaz. Bir süre bekler ama elbet sıkılır. Hamle yapmaya çekinmek gibi bir tercih hakkın yoktur.
Bazen çok yaklaştığımı hissediyorum. Hatta yaklaşmanın ötesinde, sınırı çoktan geçtiğimi ve öteki yöne doğru uzaklaşmaya başladığımı farkediyorum. Bir sonraki sınıra gelene kadar önümde çok uzunca bir yol oluşuyor. Bense sadece, bir dahaki sınırda durup yapmam gerekini yapacağıma dair kendime söz veriyorum.
Öyle zamanlar olur ki, tek bir şarkı dinletecek kadar bile şansın kalmaz. Tekrar sıfırdasındır ve zirvede başkası vardır...Senin, o şarkıyı birlikte dinlemeyi istediğin kişiyle, şimdi başkası şarkı dinliyor ve ruhlarını paylaşıyordur.
Benim öğrendiğim bir şey var...Kelimeleri ilk olarak The Dears kulağıma fısıldarken irkildiğimi hatırlıyorum. Hâla da duyduğum an tüylerimin diken diken olmasını engelleyemem. Öğrendiğim şey şu...İstediğimiz hiçbir şey, istediğimiz gibi olmayacak.
The Dears - We Can Have It
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder