On dört gün sonra tatilin özgürlüğüne varmayı umut ediyorum. Günleri geri saymaya erken başlamış olabilirim. Sanki arada finaller yokmuş gibi davranırsam, belki beni sınav yapmayı unutup, transkriptime içerisinde 'A' harfi içeren notlardan birini verebilirler diye düşünüyorum...Tamam 'B'li bir şey olsa da olur, gözü yükseklerde olan bir insan değilim sonuçta.
Gözü yükseklerde olan bir insan değilim...Sorun, ağzımın ayarsız olması. Sadece bulunduğum anı yaşayıp, o an içimden geleni söyleyiveriyorum. Yani, tutup da "Okulum bitince Kanada'ya taşınacağım" diyorsam bilin ki bunun tek nedeni, aslında tam da o an Kanada'da olmak istememdir. Yoksa okulumu bitirince Kanada'ya taşınacağım filan yok, sakin olabilirsiniz.
Bulunduğum an beni mutlu ediyorsa, bununla ilgili hayaller kurmak sorun olmamalı. Ne yani, en ufak sorunda geniş zamanlı umutsuzluklara kapıldığımız zaman, buna itiraz eden pek fazla olmuyor ama? Hatta, o saçma korkularımızı aşmak için yardım edenler bile oluyor yanımızda. Neden güzel bir hayali, güzel bir zamanda paylaşmak kötü olsun ki? Merak etmeyin, birçok hayal unutulmak içindir zaten. Anlık mutluluklarımıza biraz daha neşe katmak için yaratılmış seraplar gibi işte...
Yirmi iki yaşındayım ve ne zaman etrafta bir ufaklık görsem, içten içe "Lan keşke ben de şöyle bir ufaklığa sahip olsaydım, ne güzel olurdu" diyorum...Ama bu yüzden gidip de, önüme çıkan ilk insana "HADİ BEBEK YAPALIM!" demiyorum.
Anı yaşamayı seviyorum, evet. Demek istediğim, anı yaşayıp, 'bi'daha mı geleceğiz lan dünyaya' mantığıyla hareket etmek değil. Anı yaşamak...O an hangi adım gerekiyorsa, onu atmak. Hatta, bazen adım atma konusunda kaplumbağadan farksız olduğum zamanlar bile oluyor. O zamanlarda da anı kaçırmış oluyorum ama sorun değil. Benim için doğru zaman değilmiş deyip, kendimi affediveriyorum. Ama hayal kurma konusunda, hâlâ yedi yaşındaki bir çocukla yarışabilecek kadar iddialıyım. Tıpkı onlar gibi, birkaç gün sonra unutuyorum ve sadece zamanıma biraz daha hoşluk katmak için kuruyorum düşlerimi.
Aslına bakarsanız, bazen de anlam veremiyorum. Hayallerden ne zamandan beri bu kadar korkar olduk, gerçekten bilmiyorum. Belki de ben tehlikenin farkına varmamak için inat etmeye devam ediyorum.
N'aber Mayıs? İki hafta sonra, yani on yedi gün yaşlandığında, bana güzel bir tatil bahşedebilecek kadar genç hissedebilecek misin bakalım? Sana güvenebilir miyim?
Frank Sinatra - My Funny Valentine
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder