İstanbul...ya ben gidiyom ya banane.
Bahar şenliklerini kaçırdım zaten, çok sinirliyim. Ha, Sakarya'da olsam da gitmeyecektim zaten ama olsun, buna kendim karar vermiş olmalıydım! Yani, elimdeki fırsatı değerlendirmeme şansım olmalıydı en azından! Hep senin yüzünden İstanbul. Sonra gelip, niye seni sevmediğimi sorma bana.
Dün arayan ev arkadaşımın, önce ne zaman geleceğimi sorup, ardından da "Pazartesi finaller başlıyor, biliyorsun değil mi?" demiş olması beni biraz üzdü aslında. Çok mu vurdumduymaz duruyorum, uzaktan bakınca. Çok mu dertsiz sandınız, İstanbul'da fink atınca!
Ha gayret lan, on üç gün bir şey kalmış şunun şura...LAN DAHA DÜN ZATEN ON DÖRT GÜN DEĞİL MİYDİ! NEDEN GEÇMİYOR GÜNLER!
Annemin güven dolu sözlerini duyduğumdan beri, içimde bir rahatlama oldu aslında. Özellikle de "Vay be...Kırk yıl düşünsem, mühendis olabileceğin aklıma gelmezdi" cümlesinden sonra 'oh beee, ailem de gerçeklerin farkında demek ki' rahatlaması yaşadım. İyi lan iyi, demek ki kimseye boş umutlar vermemişim yanlışlıkla.
"Demek bir de, ders çalışmış olsan, neler olurmuş senden" cümlesineyse içerledim çünkü hep aynı numaralar. Zaten sırf bu 'zeki ama çalışmıyor' mantığını bana empoze ederek kandırdılar yıllarca. Meğer herkesin ailesi, çocuğuna aynı şeyi söylüyormuş ve bunu öğrendiğim günden beri morali bir hayli bozuk lan.
Şu final programı tüm konsantrasyonumu alıyor. Çünkü çok rahat bir final programı yapmışlar. Yani, tamam, zaten benim de ricam bu yöndeydi ama biraz abartmışlar sanki. Ciddi ciddi çalışmam gereken sınavların hepsinin iki hafta sonra olması, finallerin başlamasına daha bir hafta varmış izlenimi uyandırıyor bende. Bu haftaki sınavlara odaklanamıyorum. Jeofiziğin dahi çocuğu olarak gözüktüğüm tek ders olan Tektonik'ten bile dandik bir notla geçeceğim bu rahatlıkla lan.
Bu arada, cidden jeofiziğin dahi çocuğu edasıyla oturuyorum Tektonik dersinde. Beni bir görmelisiniz! Derse kağıt kalemsiz gitmeler, en arkaya oturmalar, 'ben bu işi çözmüşüm zaten ya' kasılmaları...hepsi bende mevcut. Hoş, diğer derslerde de ezilmişlikten dolayı kamburum çıkıyor.
"Sizden Fransızca bir metin yazmanızı istiyorlar ama Fransızca dersi vermiyorlar gibi bir şey bu" benzetmesinden sonra, Mukavemet'e olan bağlılığım da sönüverdi zaten. O haftadan beri "S.ktir et lan, zaten baksana, Fransızca bilmeden Mukavemet'i yapmak imkansızmış" diyorum kendime....ya da ben mi yanlış anladım acaba hocanın demeye çalıştığını lan?
Ya ben gidiyom ya, tutma beni! Nohut varmış akşama, kaçırmayayım.
Ella Fitzgerald - My Funny Valentine
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder