29 Nisan 2012 Pazar

Beşinci Yıl Kutlamaları

Beş yıl önceki bugünü çok net hatırlıyorum. Tıpkı, yarınını da hatırladığım gibi...

Beş yıl önceki Ankara hâlâ gözümün önünde. Artık uğramayı bıraktığım o sokak araları, çıktığım yokuşlar, hissettiğim gündüz sıcağı ve titreten gece... Yediğim sıcak, sabah poğaçaları, yürüyüşlerime eşlik eden şarkılar... Arası yirmi metre bile olmayan hatalar, alınan iki paket sigaranın yarattığı mutluluk, belki de son içten gülümseme...Hepsi zihnimde.

Beş yıl...Ankara'ya, aslında kaçmaya geldiğimi gören tek bir insan vardı. Sırrımı benimle birlikte sakladı. Bu gerçeği yüzüme vurmak için hep yalnız kaldığımız zamanları seçti. Konuştu, konuştu, konuştu...O hep konuşurdu çünkü...Ve her bir konuşmasında, biraz daha sertleşirdi cümlelerinin şiddeti.

Haklıydı...Ben ne özlemeyi başarırım, ne de özlenmeyi hak ederim. Sadece kaçarım...Kaçarım çünkü ne arkamda bıraktıklarımı önemserim, ne de arkamda bıraktıklarım beni hatırlar...

"Sen, yalnızlığın ayrıcalık olduğunu mu sanırsın?"

Değildi...Yalnızlık, ayrıcalık değildi... Ama on yedi yaşındaki bir çocuğun bunu anlaması için biraz zaman geçmeliydi...Ve bugün, tam beş yıl geçti.

Uzadı uzadıya yazmak isterdim...Ama bazı şeyler ne olursa olsun sır olarak kalmalı. Hem, düğüm olmuş hafızam, hatırladıklarımı dökemez oluyor kelimelere, böyle durumlarda.

Haklıydı...Ne kadar çok kaçarsam, o kadar fazla kaçacaklardı benden. Hem de ilk olarak, beni yalnız bırakmaz dediklerim, gitmesini asla istemeyeceklerim kaçacaktı benden. Şimdi gülüyordum...Ama er ya da geç anlayacaktım bunun nasıl bir his olacağını.

Vega - Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder