Şimdi bazı derslerin gelecek sene kaldırılması ya da başka derslerle birleşmesi ihtimali olduğu için, acaba diyorum, son sınavım olan Potansiyel Teori'ye girmesem de, transkriptime yanlışlıkla DD düşürtmesem mi? Çünkü şimdi giderim yanlışlıkla 60 filan alırım. Bence o ders kesin kaldırılır. Kaldırılır yani, içgüdülerime güveniyorum.
Ama mesela girerim sınava, paşa paşa FF'lik kağıt veririm, o zaman da kesin kalkmaz o ders. Kalkacağı varsa da kalkmaz. Rektörle aramız ilk seneden beri açık çünkü. Kapısını kırdıydık da, ondan dolayı bir gerginlik ortamı var. Rektör değişti, o soğuk rüzgarlar geçmek bilmedi. Ne? Haberiniz yok muydu, rektörün kapısını kırdık biz...
O yüzden işte, girmeyim ben sınava, transkriptte GR yazsın. Belki bölüm başkanının kafası karışır filan, kaldırmaya karar verirler dersi.
Neden bahsettiğimi inanın ben de bilmiyorum lan. Ama anladığım kadarıyla olay üniversitede geçiyor.
Potansiyel Teori'nin en güzel yanı şu, adını 'Günay Etkisi' koyduğum bir sistemle çalışıyor. Mesela, vizede toplam 95 puanlık soruya cevap vermiştim ama hiçbir zaman içimden "OĞLUM KESİN 50-60 FİLAN ALIRIM LAN!" diye geçirmedim. Gayet sakin bir şekilde sınavdan çıktım, evime geldim, tüm sukunetimle gereken hesaplamaları yaptım, Günay Etkisi'ni formüle ekledim ve sonuç olarak "En fazla 30 alırım" dedim. Sonuçlar açıklandığında, en ufak bir şaşırma ifadesi oluşmamıştı suratımda. Evet, 30 almıştım. En azından, Günay Etkisi'nin nasıl çalıştığını çözmüş olmanın gururunu yaşıyorum bir buçuk aydır.
Yarınki sınavım hiç merhametli değil. Sanırım 3'lük puntolarla filan yazılmış olan 84 sayfalık bir not var elimde ve tek yaptığım aynı şeyleri okuyup, unutmak. Yazım ve imlâ hatalarının göz yaşartıcı derecede sinir bozucu olmasıysa canımı sıkıyor. İşte böyleleri de Elektrik ve Elektromanyetik Yöntemler Hocası oluyor, ben ona üzülüyorum. Neyse lan, sanırım bu ders de seneye başka bir dersle birleştirilebilirmiş. Lan acaba...acaba şey...şey buna da mı girmes...KENDİNE GEL OZ!
Kulaklarımın iç kısımları yara oldu ama canları sağolsun. Günün on iki saati, kulaklıklarla fiziksel temas halinde olmak onları yordu sanırım. Yapacak bir şey yok, birkaç gün daha dişlerini sıkmak zorundalar. Şu dönem bir bitsin, en güzel merhemlerle okşayacağım onları. Sapık mıyım çünkü ben?
Saçlarım uzamıyor lan. Baya baya tavır aldılar bana, uzamıyorlar. Nasıl bir komiğim görseniz...Daha önce hiç olamadığım kadar gülünç bir surata sahip olabilirim şu anda. Tek güvencem olan sempatikvari suratım bile beni yalnız bırakmış durumda.
Acaba diyorum, şu gelecek ay on yedi yaşına girecek olan kız gibi, o tumblr senin bu tumblr benim dolanıp, içlerinden seçtiğim bir kızıla aşık mı olsam? Sonra da yedi ay internet aşkı yaşarız. O zamana kadar da kızıl bayanı kendime bağladım bağladım, bağlayamadım, ilk görüşte s.çtık çünkü.
Bazen çok büyük oynuyorum lan. Yarım yamalak çıkan sakallarım, düzensizlik içerisinde yaşayan saçlarım, incecik bedenim ve Bolu Tüneli'ne taş çıkartan burun deliklerimle, birilerinin benden etkilenebileceğini filan düşünüyorum. Valla çok büyük oynuyorum...Ama yine de seviyorum lan kendimi. Böyle...Böyle bi'şekilsiz, bi'anlamsız filan ama özünde iyi çocuk.
Çok sinirim bozuldu azizim...Bİ'GÜN ÇOK YAKIŞIKLI, MANYAK SEKSİ FİLAN BİR ŞEY OLACAĞIM VE KİMSEYE YÜZ VERMEYECEĞİM LAN! He, o zaman iki türlü de şey oluyor ama...Of bir yerlerde bir mantık hatası yaptım ben, ama bilemedim şimdi. Tamam o zaman ya...tamam şey...tamam eğer kimseye yüz vermeyecekmişsem, hiç uğraşmayalım şimdi şekil değiştirmek için filan.
Yorucu olurdu zaten...
Konuşabildiğim zamanları özlüyorum. Bu iyi bir şey...Tek ihtiyacım olan; karşıma, kelimeleri yoğurmasını iyi bilen birinin oturmasıdır belki de.
Travis - Luv
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder