27 Mayıs 2012 Pazar

Göz Boyamaca

Ankara'dan ayrılırken, bana 'keşke gitmene hiç gerek olmasaydı' diyen tek insanın, sadece üç günün birkaç saati tanıma fırsatı bulduğum, on yaşındaki Kürşat olması düşündürücü. Yalnız o çocuğu cidden uçak mühendisi yapabilirsem, üstünden feci para kırmayı planlıyorum. Bağladım lan çocuğu kendime, herkes sakin olsun. En son, araba alıyordu bana işte.

Aynı Kürşat'ın ağzından şöyle bir cümle de çıkmıştı; "Şimdi anlatınca komik olmaz ama yaşasan, aslında hayatım çok komik"...

'Sakız Şutlama' organizasyonu dahilinde, etrafa şutladığım sakızlardan dolayı yavaş yavaş pişmanlık duymaya başladım. En son şutladığım sakızın, bir giyim mağazasının tam girişinde durmuş olması pek iyi olmadı. Oradan çok küfür yiyeceğimi düşünüyorum.

Öte yandan, bir hafta boyunca kenelerden uzak kalabilmeyi başarmak, öyle göründüğü gibi kolay bir iş değildi. Kaldığım yerin......her neyse, bu konudan bahsetmek istemiyorum.

Şimdi...Kendime neyi kanıtlamaya çalışıyorum bilmiyorum ama içinde bulunduğum dönemle üçüncü kez başbaşayım. Sanırım, olumlu bir şeyler yapabileceğime inanmak istiyorum ama bunu kendimden habersiz yapıyorum. Ne bileyim, aniden oluveriyor işte.

AŞTİ'deki banklardan birine, kendini öylece atmış bir evsize, sırf kafasında kapüşon var diye sempati duyup, yanına oturmam ve ardından, gergin ama durgun bir ses tonuyla "Aç mısın?" dedikten sonra, meyve suyumu ve simidimin yarısını ona vermem ya da, sırf i.nelik olsun diye dedenin birini Bolu'da bırakmak üzere yola koyulan otobüsü durdurmak adına "BEKLE KAPTAN BEKLE! BEN DE İNİYORUM, BENİ DE BIRAKIN O ZAMAN!" demiş olmam gibi...

Farkındayım, yanılıyorum. Yapmaya çalıştığım tek şey göz boyamaktan ibaret. Bu olaylar beni iyi bir insan yapmaz. Durduk yere, 'kendince' olumlu işler yapmak, sadece komik oluyor aslında. Belki bir süre için de olsa rahatlar ve tekrar iyi bir insan olduğuma inanırım diye, aptalca bir çabanın içerisine giriyorum.

Yarım bir simitle kimseyi doyuramayacağımı biliyorum. Her gün çok daha fazla evsizin, sokaklarda pas tutmaya devam ettiğini ve bunu engelleyebilecek birisi olmadığımın da farkındayım. Ayrıca, dede de o kadar masum sayılmazdı. Otobüsün içinde sigara yakmaya çalışıp, onu engellediklerinde, etrafa küfürler savurmaya başlamıştı.

Kendimi, kendime affettirmeye çalışıyorum sanırım. Yani, yaptığım her hareketten sonra "Hâlâ dargın mısın bana?" filan diyor olabilirim kendime...Bence bu çok acınası ama aynı zamanda sempatik. Gideyim de, aynanın karşısında saçlarımla oynayayım lan!

Right the Stars - We Got It All

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder