17 Mayıs 2012 Perşembe

Hep Aynı Terane

Finaller bitince üstüme çöken yorgunluk ve getirisindeki tembellik hissinden sıkıldım. Her zamanki gibi, bu dönem içerisinde de, ne Ankara'ya gitmek istiyorum, ne de İstanbul'a...Bıraksalar, yaz okulu başlayana kadar Sakarya'da kalabileceğimi düşünüyorum. "E seni zorlayan mı var artist!" diyenlere ise iki çift lafım var...HANIM HANIIIIM! SEN BAKSANA BANA BİR!

Evet, beni zorlayan yok. Kimsenin, Ankara ya da İstanbul yolculuğu yapmam için ısrar ettiği filan da yok... Dur lan aslında var. Ankara'dan çok ciddi teklifler alıyorum şu sıralar. İstanbul'dan henüz karşı atak gelmedi. Namussuz şehir, evimin orada olmasını çok iyi kullanıyor. Köpek gibi ayağına geleceğimin farkında.

Sorun şu ki, Ankara'dan ne zaman döneceğimi bilmiyorum. Bu benim için gerçekten sorun çünkü AŞTİ'ye ayak bastığım andan itibaren ilk iş olarak dönüş biletimi almayı hobilerim arasına katmış bulunmaktayım.

On altı yaşındaki hâlime geri dönmüş ve herkesten sıkılmış olabilirim. Neyse ki, hayat b.ktan filan demiyorum henüz. Yani, diyorum evet ama, yine de hayatın b.ktan yanını yaşayıp, bundan zevk almasını elimden geldiğince başarabiliyorum. Bir süre sonra, her şeyi tek başına yapmak çok zor oluyor ama olsun. Herkesten sıkılıp, tek başına olmaktan şikayetçi olmak çok komik olurdu. Artık on altı yaşında olmadığımı da hesaba katarsak, mızmızlanmayı kesebilirim.

Adım Oz ve yirmi iki yaşında olduğuma adım gibi eminim...Hep, şanssız bir insan olduğumu düşünmüşümdür ama sanırım yanılmışım. Sorun, fazla zeki olmamamla alakalı olabilir. Kabullenebilmek bile huzur verici.

Final döneminde Joe Purdy dinlemeyi unutmuş olmam, final sınavlarımı doğrudan etkilemiş olabilir. Nasıl unutursun bunu Oz, NASIL! Joe Purdy'den yoksun geçen her dakikama ağıt yakmakla meşgulüm bu aralar. Ağıtlarımı yakarken bile, Joe Purdy'den başka sesleri dinlemeyi tercih ediyorum. Nasıl bu kadar hayırsız oldun Oz, NASIL!

Unutkan biri olmamaya gayret ettiğiniz zamanları iyi seçmeniz gerekiyor. Hafızanızı yanlış zamanlarda kullanışlı hâle getirmeniz, başınıza dertler açabiliyor. Onu bilin de...

Kafama not düşüyorum...Hafıza hakkında güzel şeyler yazılabilir.

Potansiyel Teori sınavına girmiş olmam, size küçük mucizelerle dolu bir hikaye anlatacağım anlamına gelmiyor. Sınava girdim ve FF'lere layık, mükemmel bir kağıt verdim. Kalacağım ama dert etmeyeceğim. O ders ortalıklardan yok olduğunda, gülme sırası elbet bana da gelmiş olacak.

Sevdiğim insanların listesini yaptım. Bir tane post-it kopardım ve kalabalık gözükmeleri için büyük puntolarla yazmaya özen gösterdim. Sonuç biraz hoş olmadı...

Mutluyum...Mutluyum çünkü mutsuz olmak yoruyor. Hem, daha ne kadar mutsuz bir şekilde devam edebilirdim ki? Ek iş olarak, 'mutlu insan' olduğumu bilmiyor muydunuz?

İşin özüne gelecek olursak; şanssız biri değilim. Sadece, fazla akıllı değilim. Sen ne dersin Emma-Lee Moss?

Zardanadam - Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder