1 Haziran 2012 Cuma

Su İsteyen Çocuğun Günlüğü

Birkaç saat önce anlamış oldum ki, eve su istemeyeli çok uzun zaman olmuş...

Aslında her şey olması gerektiği gibi başlamıştı. Telefonu elime aldım, sucunun numarasını girdim ve her zamanki klasik diyalog yaşandı;

Sucu: İyi günler bla bla bla Su?

Oz: İyi günler, XYZ numaraya bir su.

Sucu: XYZ numara...

Oz: Evet.

Sucu: Peki efendim, iyi günler.

Oz: İyi günleeeer.

Sucu: İyi günler.

Oz: İyi çalışmalar.

Sucu: Sağolun iyi günler.

Oz: İyi günler.

O son kısımda ciddi bir karışıklık var ama gidermek için uğraşmayı bıraktım çünkü adamla olan iletişimimiz artık tamamen bu şekilde kalıba dökülmüş vaziyette. Kopamıyoruz lan birbirimizden...bir sonraki kademeye geçtiğimiz takdirde, konuşmanın şöyle devam etmesinden korkuyorum;

Oz: İyi çalışmalar.

Sucu: Sağolun iyi günler.

Oz: İyi günler. Hadi kapayın artık lütfen.

Sucu: Ya olmaz, önce siz kapayınız lütfen.

Oz: Ya şapşal olur mu öyle şey! Hadi kapa!

Sucu: Ya banane amaaaa, istirham filan ediyorum...

Oz: Ya salak seni! Of tamam kapatıyorum ama bir dahakine önce sen kapatacaksın.

Sucu: Tamam ehe...

Oz: Söz ver ama manyak!

Sucu: Ya tamam söööz.

Oz: Tamam o zaman...çabuk gel tamam mı, özletme kendini.

Sucu: Tamam geliyorum hemen.

Oz: Tamam...hadi kapattım.

...evet, bu gerçekten çok korkunç bir tehlike.

Herneyse, konuşma kısmını bir şekilde atlattıktan sonra yine her şey olması gerektiği gibi devam etti aslında. Parayı hazırladım, verilecek tamı tamına 50 kuruşluk bahşişi ekledim ve beklemeye koyuldum. Bekleme esnasında, kendimle biraz yalnız kalmak istedim...tamam, belki birkaç saniye sonra sıkılıp, kendi içimde şu tarz konuşmaların geçmesine neden olan bir dünyaya yelken açmış olabilirim...

'GERİZEKALI HERİF YA TETRİS OYNAMAYI BİLMİYOR BİR DE LEVEL 16 OLMUŞ!'


'OF YENERDİM Kİ BEN BUNU ASLINDA! BİR DAHA OYNAYAYIM ŞUNUNLA!'


'ÇOK BAL YAAAA!!! BU SEFER YENERİM!'


'LAN SÜRE DOLMASA KOYUYODUM ÇUBUĞU ORAYA! DUR DUR BU KEZ KAZANACAĞIM!'


'KESİN HİLE YAAAA!!! HİLE YAPIYOR İŞTE, NASIL BİR ANDA O KADAR ŞEY OLABİLİYOR Kİ O BİR KE...LAN!!!! LEVELİM DÜŞTÜ BU P.Ç YÜZÜNDEN!'


'........Kapı mı çaldı lan?'

Evet, kapı çalmıştı. Kuş seslimsi kapı zilimiz, belki de olacakların habercisi niletiliğinde bir alarmdı...

Geliyordu...Her zamanki gibi asansör kullanmayı tercih etmişti ve ben gözlerimi asansöre dikmiştim. Evimizin 'Su Adam'ını aylar sonra ilk kez görecektim. Tedirginliğime baharat olarak gerginlik ekiliyordu. Halihazırda, kullandığım iştah açıcı haptan dolayı serotonin salgılamayan bünyem, mutsuz olup olmadığını anlamaya çalışıyordu...Kafam çok karışıktı...ve asansör durdu...

Hâlâ aynıydı...Bıyıkları, şapkası, yeleği...damacanayı hâlâ sol omzunda taşıyordu...evet, belki hiç değişmemişti ama, ona karşı olan düşüncelerim ve duyduğum sıcaklık, aradan geçen zamanla eriyip gitmişti işte. Her adım atışı, biraz daha gerilmeme neden oluyordu.

'Sakin ol Oz, ilk o iyi günler diyecek...ilk iyi günleri hep o der, bunu biliyorsun...sakın sesini çıkarma, sadece konuşmasını bekle...'

'Neden hâlâ iyi günler demedi? Oysa bana ulaşması için gereken beş basamaklı merdiveni de neredeyse bitirmek üzere...Belki de benden bir adım bekliyordur ama HAYIR! Önceleri hep o iyi günler derdi...Bundan eminim, elbet iyi günler diyecek! Demek zo...'

"İyi günler"

'BİLİYORDUM!..ALLAH'IM UNUTMAMIŞIM!...YA NASIL DA SÜPER BİR HAFIZAM VAR LAN BENİM...BİR DE ÇOK UNUT...ŞŞŞ HOP! ALOO!...Tamam lan!...Cevap versene oğlum adama artık...!'

"İyi günleeeer"

Parayı uzattım. Sucu da benim gibi heyecanlıydı aslında, bozuklukları yere düşürünce anladım. İkimiz de gergindik. Birbirimizi özlemiştik ama nasıl bir karşılaşma olacağından emin olamıyorduk. İki eski sev...pardon...şey gibi...şey...dost!..he dost diyecektim, evet. İki eski dost gibiydik...

Arkasını dönmüştü, gidiyordu. Derken, yapamadı işte! Gidemedi...Yüzünü tekrar bana döndüğünde, gözlerimi ondan ayıramıyordum. Bir şeylerin eksik olduğu belliydi zaten, daha söylenmemiş sözlerimiz olmalıydı. Kalbim heyecandan ne yapacağını şaşırmışçasına dans ediyor ve Su Adam'ın ne diyeceğini merak ediyordu;

"Bidonu vermeyi unuttunuz"

"Ne?"

"Bidon bidon..."

"Ha..."

İşte sonra bidonu da verdim adama, oldu bitti...

Konudan bağımsız olarak; 'Kızın Gastriti Varmış' başlıklı yazımda kendisinden bahsedilen kız, google'a girip 'kız gastrit leon gözlük küpe' kelimelerini arattırıp, bu bloga ulaşmaz değil mi lan? Öyle bir psikopat değildir sonuçta...değildir yani...hayır, çünkü blogumu bulup, hakkında yazdıklarımı okursa...hoş değil...

Mariah McManus - Shame On You

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder