10 Haziran 2012 Pazar

Sevgili Dalin

Sevgili Dalin, adım Oz ve sanırım 23 yaşına doğru yol aldığımı artık kabullenmek zorundayım. Aynanın karşısına geçip; hiç çıkmayacağına inandığım sakallarımın çıktığını, eskisi kadar yumuşak olmayan yanaklarımı, istemsizce oluşan sert bakışlarımı, renk konusunda hâlâ kararsız olan gözlerimi ve zayıf bedenimi izlemek inan bana hiç kolay değil.

Sevgili Dalin, buralarda hepimiz kırılıyoruz. Canımız yanıyor ve her şeyin üstesinden gelebilcek kadar güçlü olduğumuza inanmaya çalışıyoruz. Bu, bizi gülünç duruma düşürüyor. En çok da kendimize karşı...Kimseye ihtiyacımız olmadığını, tek başımıza da ayakta kalabileceğimizi filan zırvalıyoruz. İşin komik tarafıysa, bu zırvalara gerçekten de inanıyoruz. Vermek istemediğimiz kararları, sırf kendimizi, kendimize kanıtlamak adına veriyoruz.

Bizi tanımak isteseydin, çoğumuzun kullanacağı cümle şu olabilirdi; "Elimi mükkemmel bir şekilde tutabiliyorum ama hâlâ kendi boynumu öpemiyorum"...Olabilirdi diyorum çünkü birçoğumuz Civilian şarkısını dinlemediğimiz için, bu tanımlamayı asla yapamayacağız. Sevgili Dalin, sen de takdir edersin ki, bazı cümleler kendi dillerinde çok daha anlamlı oluyor. Bu nedenle, Wye Oak, Civilian şarkısını söylerken tam olarak ne diyor, belirtmek isterim. "Perfectly able to hold my own hand, but I still can't kiss my own neck" ...Yalnızlığı, bu sözler kadar kusursuz anlatabilen bir cümleye daha önce hiç rastlamadım...ve sevgili Dalin, birçoğumuz gerçekten yalnızız. Bunu kendimize yapansa, yine kendimiz oluyoruz. Gerçek hayatta işlerin ne kadar komik yürüdüğünü yavaş yavaş anlamaya başladığını düşünüyorum.

Sevgili Dalin, seni kullandığımı hiç hatırlamıyorum. Bunun için senden özür dilemeyeceğim. Yine de, namını çok iyi biliyorum. 'Göz yakmayan şampuan' olarak sen, birçok arkadaşımın saçlarında yer edinmeyi başarmıştın. Çocuk yuvasına gittiğim dönemlerde, sen ve senin civcivlerinden bahsederdik. İlkokulda dahi, senin adını ve kokunu duymaya devam ettim. Gerçekten de göz yakmıyordun. En azından arkadaşlarımın söylediği buydu. Arkadaşlarımın sana içten içe hayranlık duyduğunu hissedebiliyordum. O zamanlar korkulu rüyamız olan 'bıcı bıcı' vakitlerini, bir eğlenceye dönüştürüyor olmalıydın. Bunu hiç bilemeyeceğim...ama emin ol, benim 'bıcı bıcı' vakitlerim de fena geçmezdi. Özellikle de, babamın, saçlarımı yıkarken at yarışı anlatımı yapması hâlâ aklımda.

Sevgili Dalin, izin verirsen asıl meseleye gelmek istiyorum. Göz yakmıyor olmanla ne kadar övünüyorsun bilmiyorum ama, hepimizi kandırdığını bilmeni isterim. Küçük çocukların hayalleriyle oynadın ve oynamaya da devam ediyorsun. En büyük korkuları, banyo esnasında göz yanması olabilecek kadar küçük ve saf olan çocuklara, korkmamaları gerektiğini vaat ediyorsun. Korkularıyla yüzleşmelerine izin vermiyorsun. Her zaman mutlu olacaklarına ve hiçbir şeyin onları ağlatamayacağına inanmalarına neden oluyorsun. Ama unuttuğun bir şey var, hepimiz büyüyoruz.

Hepimiz büyüyoruz ve sorunlarımız, göz yanmasının çok daha ötesinde şeyler oluyor. Mesela, düşünceler bizi ele geçiriyor. Kendimizden kaçmaya başlıyoruz. Dışarıya güçlü gözükmek adına, kendimizi içten yıpratıyoruz. Gözyaşlarını saklamak için uğraş verirken, ağlamayı unutan arkadaşlarım var. Ne yazıktır ki, artık hiçbirimizin acısını, üzüntüsünü, sorunlarını ya da korkularını, senin göz yakmayan şampuanın gideremiyor. Büyüyeceğimizi hesaba katmalıydın sevgili Dalin.

Birçoğumuz, nasıl koktuğumuzla dahi ilgilenebilecek durumda değiliz. Saçlarımızın ipek, kokumuzunsa bebek gibi olup olmadığı umrumuzda değil. Sorun edemiyoruz...Gün geliyor, her şeyin eskisi gibi olmasını istiyoruz. Gözlerimiz yanmadığı için mutlu olduğmuz o günlere dönebilmeyi diliyoruz. Artık, sorunlarımızın kolay bir çözümü yok. Yoğun uğraşlar gerektiren kararlar alıyoruz ve bazen yanlış adımlar atıyoruz. Hatalarımız, çoğu zaman oldukları gibi kalıyor çünkü düzeltmek için fazla gururlu oluyoruz. Herneyse, daha fazla anlatmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Sonuç olarak, sorunlarımız, beş yaşındaki bir çocuğun sorunlarından çok daha büyük ve zorlayıcı.

Bilinçli ya da bilinçsiz, bizi kandırdın Dalin. Bütün acıların önüne geçebileceğimize inanmamıza neden oldun. Bir çaresini bulabileceğimize ve üstesinden gelebileceğimize...

Elinden gelenin bu olduğunu biliyorum. Daha fazlasını yapabilseydin, sevimli civcivlerinle beraber bize yardım etmekten çekinmeyeceğine de eminim. Keşke, canımızın yanmayacağını da vaat edebilseydin Dalin...Çünkü hepimiz büyüdük ve artık daha fazlasına ihtiyacımız var.

En içten suretimle
Oz

Wye Oak - Civilian

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder