Olmuyor. Yaz okulu denen işkence isterse iki hafta olsun, yine de olmuyor. Can sıkıntısı, bedenin, yaz okuluna karşı geliştirmiş olduğu bir savunma olmuş vaziyette artık. Saat ve gün itibariyle yarın ikinci haftayı da dolduracağım ama olmuyor işte. Şunun şurasında üç hafta kaldı demek içimi rahatlatmıyor.
Aslında 'serbest gülme alanı' olarak adlandırdığım yerlerde, 'serbest gülme insanları' olarak adlandırdığım kişilerle güzel vakit geçiriyorum. Derslere de gidiyorum, sıkıcı filan olmuyor. Zaten her ders, bir haftalık konunun bitmesi gerekiyor, sıkıcı olamayacak kadar tempolu bir etkinliğin içindeyim. Görünürde her şey normal, hatta beklediğimden çok daha hoş. Görünürde...
Sonra gece oluyor. Günleri çabuk tüketiyoruz, geceye bir an önce yetişebilmek adına. Ne kadar güzel olursa olsun, yaz okulu için burada olduğumuzu unutmuyoruz. Görevimiz net, zamanı hızlıca eritebilmek. Şimdilik görevimizi yerine harfiyen getirdiğimizi söyleyebilirim. Herneyse...
Dediğim gibi, sonra gece oluyor...Sayımız yavaş yavaş azalıyor. Uyuyabilenler, kendilerini kurtarmış oluyorlar. Uyuyamayanlar ise en huzur kaçırıcı senaryoları düşünecekleri yere doğru yola çıkıyorlar...kendi içlerine.
Bazen sabit bir konu olmuyor. Eksik kalan bir şeyler hep var. Sonuçta, günleri hızlıca eritmek gibi bir görevin içindeyiz ve bu nedenle, bazı şeylere yetecek vakti bulamıyoruz. Durup, mola vermek yasak. Geride kalanın, bir daha yetişemeyeceği bir zaman diliminden bahsediyorum. Yaşananların, bir çırpıda unutulacağı, beş haftalık 'kayıp' bir zaman dilimi bu. Nasıl yaşayacağın senin elinde.
Düşüncelerin, hemen girişteki vestiyere asıldığı bir yerde tek şansın, gece vakti parmak uçlarında yürüyüp, sessizce o düşünceleri yerinden almak oluyor. Şanslıysan başarıyorsun. Bazense yakalanabiliyorsun. Öyle durumlarda, hiçbir şey yokmuş gibi davranıp, gülmeye devam etmen gerekiyor. İçindeki boşlukla, bunu yapmak kolay olmasa bile, bir süre sonra tekrar alışıyorsun.
Sadece gece vakitleri...Beni korkutan, sadece gece vakitleri.
Hiç ummadığım insanlar, hiç ummadığım şekilde önemsiyor beni. Ne bileyim, "Ben bu değeri hak edecek ne yaptım?" dememe sebep oluyorlar. İşte o insanlar güzel. Mutlu ediyorlar beni.
Sakarya...yağmurunla heyecanlandırdın beni. Teşekkür ederim.
Ingrid Michaelson - Die Alone
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder