Kendimizi, gözümüzde çok büyütüyoruz.
Yeni bir şansı
hak ettiklerini düşünenler, ellerindeki şansları nasıl da anlamsız
şekillerde harcadıklarını düşünmüyorlar mesela. Çok naif olduklarını
düşünenler, beni hep güldürüyor.
Farklı davranış
yoktur, bakış açısı vardır. Bakış açıları, hayat kurtarır, ya da
karartır. Birisine farklı davranmaktan ziyade, farklı bir bakış açısıyla
yaklaşmaya başlarsın. Sorun da tam olarak burada değil mi zaten?
Eskiden
farklıydım. Hissizdim mesela. Açık bir şekilde hissiz. Dışarıya karşı
umursamazdım. Üzerimde, istedikleri kararları verebilirlerdi, sorun
etmezdim. Blöf yapıp, gideceğini söyleyen birçok insana yanlışlıkla
'tamam' kelimesini bile kullanmış olabilirim. Kimseye, en ufağından bir
güven beslemezdim. Buna gerek yoktu, güvenip ne olacaktı ki sanki?
Güvenememek değildi bu, baya baya güven duymak için uğraşmıyordum. Zaman
alan, sıkıcı bir işti. Ne bileyim, beni o yıllardan beri tanıyıp "Bırak
bu ayakları! Sen hep gizemli adamı oynadın Oz!" diye laf sokan bile
oldu. Sanki bu bir oyunmuş gibi. Oysa durum çok farklıydı,
konuşabilenlere, tüm kirlilerini ortaya dökebilenlere imrenerek
bakıyordum. Belki de bu yüzden bana ilgi çekici geliyorlardı,
bilmiyorum. Onlar konuşurken, göz temasımı bir an olsun
kesmiyordum...kesmiyordum çünkü onlara bakıp "Nasıl oluyor da bu kadar
rahat anlatabiliyorsun lan? Ben kimim ki? Çapım nedir de, bana
anlatıyorsun?" diyordum içten içe.
Tabii, sonra işler
değişti ve bağışıklık kazandım. Farklı hikayeler, senaryolar,
oyuncular...zevkliydi. Kendime, para kazandırmasa bile zevkli bir iş
edinmiş gibiydim. Her farklı hikayenin buluştuğu tek bir ortak nokta
vardı, herkes kendi hikayesini sanki dünyanın sonunu yaşamış ve
güçlenerek geri dönmüş gibi anlatırdı.
Elbet benim de
anlattığım üç beş hikaye oldu...ve hepsinin sonunda, kendi içimde 'bu
muymuş lan benim hikayem? gayet sıkıcı ve önemsizmiş aslında lan...'
durumunu yaşadım. Ne diyebilirim, iyi bir senarist olduğumu hiçbir zaman
iddia etmedim. Hikayelerim bittiğinde tek düşündüğüm, karşımdakinin
boşu boşuna zamanını çalmış olduğumdu.
Yaşanıyor ve
bitiyor. İzin verdiğimiz müddetçe, artık acı veren her mutluluk anı,
geçen zamanla parçalanıyor. İzin vermek istemiyor musunuz? İşte o zaman,
umutsuz gözlerle, güçlenerek çıktığınıza inandığınız hikayeler
anlatıyorsunuz.
Bir hikayenin yaşattığı duygu, anlatım
biçimiyle sorgulanmamalı. Anlatılanların hepsi 'gerçek bir hayat
hikayesinden' alınıyor ne de olsa. Yazdığım gibi, yaşanıyor ve bitiyor.
Duygular, gözyaşları, umutsuzluk, tutsaklık, yalnızlık,
mağlubiyet...hepsi yaşanıyor ve bitiyor. İsterseniz, içinizde
tutabilirsiniz. Hikayelerinize ilham ve hüzün verir.
Güçlenerek
çıkma durumuysa çok farklı bir yöne gidiyor. Güçlenmiyorsunuz, sadece
hissizleşiyorsunuz. Böylece, çok daha katı oluyorsunuz. Net kararlar
verdiğinize inanıyorsunuz. Hata yapmadığınıza...kendinizi sorgulamak
gibi bir şeye gerek duymuyorsunuz çünkü haklı olduğunuza sonuna kadar
inanıyorsunuz.
Güçlü biri olduğuma inanmıyorum çünkü
her zaman dediğim gibi, hata yapmaya bayılıyorum ve yapılan her hatayı
üstüme alıp, sorgulamaktan vazgeçmiyorum, kimin tarafından yapıldığı
sorun değil. Tek yaptığım, direkt olarak kendime yönelip "Yine nerede
hata yaptın bakalım sıpa!" demek oluyor. Açıkçası, çoğu zaman da kendime
ait mutlu hatalar bulmayı başarıyorum.
Umursamaz hâlim
biraz kendine gelmiş olabilir ama tam anlamıyla geçmiş sayılmaz. Genel anlamda, miskinliğimi üzerimden atabildiğim söylenemez.
Ortalıklarda hissizce takılmaksa, güçlü gösteriyor işte. Oysa alakası bile yok. Ben buna
'algıda kandırmaca' diyorum.
Hata yaptığını
kabullenebilmek adına, iki koca senesini harcayan arkadaşım var. İki
sene içerisinde, üniversiteyi kazanmış, ev tutmuş, bulaşıkları
yıkamaktan zevk almaya başlamış biri olabilirsiniz. Hatalar da
eskir...ve eskiyen hiçbir şeyi, o istediğiniz 'yeni bir şans' için
bozduramazsınız.
Kendimi, gözümde çok büyütüyorum.
Hazır konuyla hiç alakası yokken, Placebo'nun 2006 yılında Almanya'da verdiği konser, gelmiş geçmiş en iyi konserlerden biri olabilir.
Placebo - Special Needs
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder