Oğlum, ailemi 'ilk hafta okula mı gidilir yeaa' teorisine nasıl inandırmışsam artık, yaz okulunun ilk haftasına gitmemem için resmen baskı yapıyorlar lan. Yani, gerçekten bu durumdan dolayı aileme şükranlarımı iletiyorum ama olmaz. Yaz okulu dediğin, artık beş hafta bir şey. Bir hafta kaçırmak demek, kafadan yirmi yedi saatlik dersin sensiz işlenilmesi demek. He bunu araya sıkıştırdığım iyi oldu ama...Evet, cuma günü de dersim olmadığını düşünrsek, dört güne sıkıştırılmış yirmi yedi saatlik bir ders programına sahibim yaz okulunda.
Annemin, yaz okuluna bir hafta gecikmeli gidip, önümüzdeki pazarı kuzenimin düğününde, haftayı ise Ankara'da geçirmem adına gösterdiği uğraş ise takdir edilesi. Araba teklif etti lan resmen, ötesi mi var! Ben o kadar yol tek başıma kullanmak istemem. Ne güzel beraber kullanırdık, şimdi sen gelmeyince otobüsle gideceğiz filan dedi. Elim ayağım bir titremedi değil...Heyecandan koştum tuva...yok pardon, o başka bir şeyin heyecanıydı...
Buna rağmen tuttum kendimi, metin ol Oz dedim. Ardından, perşembe gitmeleri gereken Ankara'ya, cumartesi sabahı gitmeye karar verdiler ve annem yine sahne aldı. Düşünmem için biraz daha süremin olduğunu söyledi. Arabayla gideceklerini, dayımın da geleceğini ve istersem arabayı dayımla beraber kullanabileceğimi söyledi. Annem, beni yaz okulundan caydırmak adına resmen çirkinleşti lan. Hiç böyle teklifler yapılır mı! Çok ayıp anne, çok!
Neyse, kararım net. Gitmiyorum ya! Gitmiyorum arkadaş! Dört yıllık üniversite kariyerimde yaz okulu ilk kez bir işe yaramış, 'kuzen düğünü' dehşetinden kurtulmamı sağlamış, bunu elimin tersiyle itip, kendime ne diye işkence ettireyim düğünde!
Yaz okulunu çok sevdiğimden filan değil tabii, benim amacım yalnız kalabilmek. Gerçi, bu durumda bana kalan iki günlük bir yalnızlık oluyor ama olsun. En küçük anı bile değerlendirmek istiyorum. Pazar ya da pazartesi günü de pılımı pırtımı toplar, Sakarya'ya giderim. Arkama dönüp bakmam bile.
Bir saniye, öldürmem gereken bir örümcek var...tamam hallettim.
Örümcek ya da böcekleri öldürmemin tek nedeni, onları peçete ya da kağıt yardımıyla alıp, pencereden aşağı atamıyor olmam. Yapamıyorum lan, birkaç kere denedim ama olmuyor işte. Sırf kendi yeteneksizliğim yüzünden, hayvanların canına kıyıyorum.
Şaka maka, bu yaz iyi yalnızlık yapacağım ha. Şu iki günün dışında, bir haftası kesin olmakla beraber, iki hafta daha yalnız kalma ihtimalim var. Allah'ım hemen temmuz gelsin!
Hayatımda ciddi anlamda tutmaya çalıştığım insanlar var. Bunun için gayret gösteriyorum ve normalde böyle şeylere kafa ve beden yormayan birisiydim ben. Yaşlılık lan işte...vallaha da yaşlılık! Şu hâlim, birkaç sene önce olsaydı, çok farklı bir hayatım olabilirdi. Olsun lan olsun, yine saçlarımla oynayıp gönlümü hoş tuttum.
Araba kullanmayı elimin tersiyle ittiğim bir dünyada, ben artık olmuşum demektir. Gideyim de, yarın ilk iş olarak kendime dörtlü pizzalardan alayım!
Yalnız kaldığım zamanlar müthiş oluyor yalnız. Bak mesela, yarın buraya 'SIKILDIM ULAN BEN!' temalı bir yazı yazacağım kesin, demedi deme.
Sonuç olarak, aldım gitarımı elime, başladım Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa'yı çalmaya.
Bıraktım çalmayı ve dedim ki sonra, "Hüzün, çay, sigara...durmadan
ister makara"
Red Hot Chili Peppers - The Zephyr Song
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder