22 Aralık 2011 Perşembe

Ufak Bir İstanbul

Yalnız yürüyüşlerime öncelik verdiğim dönemlere geri dönmek pek mutlu ediyor beni. Yine de huzuru bulmak o kadar da kolay olmasa gerek. Yağmur bile benim için son damlasına kadar savaşmaya gönüllüyken, suratımın asık olması hiç hoşuma gitmiyor aslında.

Yaklaşık iki yıl önce yazdığım cümleleri tekrarlıyorum. Kadıköy hala fazlasıyla kalabalık... Moda'da ki bankım hala boş ve kuşlar oraya inadına sıçmaya devam ediyor.

Hayatımın akışına boyun eğmeyen şeyler bunlar olsa gerek. Özellikle de Moda'nın sadece benim için yerleştirdiğine inandığım o bank fazlasıyla anı barındırıyor. Olur da birgün o banka benden başka birisinin oturduğunu görürsem, yanına oturup uzun uzun konuşmaya başlayacağım. İlk olarak da "Oturacak daha mantıklı bir yer bulamadım güzel insan?" sorusunu sormayı planlıyorum.

Ortalıklardan kaybolmak eskisi kadar kolay değil artık benim için. Biraz anlayışın iyi geleceği zamanları yaşayacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. İnsanlara kendimi yeniden belli etmeyi bırakmak için elimden geleni yapıyorum çünkü kimse gerçekten ne olup bittiğini merak etmiyor.

Son zamanlarda rüyalarımın tam olarak yaşamak istediğim hayatı yansıtıyor olması son derece üzücü çünkü vizyona biraz geç giriyorlar. Hayalden öteye geçemeyecek yaşanmışlıklar hâline gelen günlerimin izdüşümü rüyalar, canımı sıkmıyor değil.

Joe Purdy ile konuşmalarımız ne kadar derinleşirse, o kadar üzülmeye başlıyorum. Sözlerinin, müziklerinden bağımsız hareket ettiğini anlıyorum. Belki de, son yıllarda beni en iyi anlayan kişinin Joe Purdy olmasıysa kimi zaman yeterli olmuyor işte.

Joe Purdy - Ode to Sad Clown

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder