18 Aralık 2011 Pazar

Belki Sonra

Özlemeyin beni dediğim zaman ciddiydim. Özlemişseniz, sizinle daha önce tanışmış ve ayrı yollara sapmışız demektir...Devam filmleri, ilkleri kadar güzel gelmez insana. Keşke gelebilse ama izlerken aynı tadı alamıyorsun. Biliyorum, yine de insan merak ediyor işte...Peki ya öyle bir devam filmini ben çekebilirsem?

Bütün gecemi beraberce harcamak isteyebilecek kadar önemli olan insanlar oldu hayatımda. Yere uzanıp, sessizce müzik dinlemenin zevkine varmak istediğim...Kahvemizin hiç bitmediği...O insanlara odamın en sade hâlini göstermekten çekinmedim. Kimisi çirkin buldu, kimisiyse dağınık. İşin kötü tarafı, hiçbirinin daha güzeline sahip olabilmem için yardım etmemesiydi. Bilemiyorum...Belki de o kadar umutsuzdu hâlim. Ya da insanlar miskindi...

Kanada'ya hiçbir zaman gidemeyeceğimin farkındayım. Finlandiya ise tek şarkılık bir ihtimalden öteye gidemiyor yıllardır. Huzurumun, yatağımın altına saklanmadığı kesin. Muhtemelen birisinde unuttum ve o kişi bunun farkında değil. Farkındaysa da, bana geri vermenin çok yorucu olabileceğini düşünüyor olsa gerek.

Bu aralar en iyi yaptığım iş hızlı davranmak. Sorulması gereken soruları, karşımdakine fırsat vermeden ilk ben yöneltiyorum. Hızlı tempoda, teker teker bitiyor sorular. Geriye hiçbir şey kalmadığındaysa, vedalaşmaktan başka çaremiz kalmıyor. En iyi yaptığım iş, erken tüketmeme ve tüketilmeme neden oluyor aslında. Sanırım bu pek hoş değil.

Nasılsın yok olan uykum? Artık benden kaçmak için kahve içmemi beklememen çok ince bir davranış. Belki de sakallarım uzamalı artık. Kendimi, bakımsız suratım için yeniden hazır hissediyorum.

Snow and Voices - The Letting Go

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder