21 Aralık 2011 Çarşamba

N'aber Doğum Günü ?

İsitisnasız herkese anlattığım bir hikayem varsa o da şudur; ben on yedi gün geç doğmuşum. Doğduğum zaman saçlarım hafiften uzamış, alnım kırışmış ve tırnaklarım uzamış vaziyetteymiş. Yaşlı bebekmişim. Tipsizin önde gideniymişim yani. Hastanede bir matem havası varmış. Doktor "Bu bebek, tam bir canavar ! Suratına bakamıyorum, alın bunu elimden !!! Daha fazla dayanamıyorum !" demiş...Tamam son kısmı sallamış olabilirim. Ama ya gerçekten doktor böyle bir şey demişse ve ailem bunu benden saklıyorsa ?!

Çocuk olgunluğuyla(!) aileme hep sordum ve dedim ki "Bakın, eğer ben evlatlıksam bunu bana söyleyebilirsiniz. Merak etmeyin üzülmeyeceğim ve sizi hep sevmeye devam edeceğim". Oysa babamın tıpatıp aynısıydım. Evlatlık olmam imkansızdı ama çocuk işte, merak ediyor. Babam, bana kendi çocukluğundan kalan bir fotoğrafını gösterdiğindeyse sinirden gülme krizine girmiştim. Gerçekten de aynısıydım ve bu çok sinir bozucuydu ! Yani, aynısıydım işte ! Bu kadar benzerlik olması çok rahatsız ediciydi. Annemse, çillerini kendisinden almamdan bahsedebiliyordu sadece. Ama son iddialara göre büyüdükçe anneme benziyorum. Bakalım babam bu iddialara başka bir fotoğrafla karşılık verebilecek mi ? Heyecanla bekliyoruz.

Minibüs hikayelerini her zaman sevmişimdir. Alakasız konularda, alakasız şekillerde, alakasız diyaloglar çıkabiliyor. Hayatımın en ilginç minibüs hikayesini bugün edindim. Minibüste Sia çaldı. Evet, baya baya Sia çaldı. İçimden "Dostum Sia sana gelmez, sen istasyonu değiştir en iyisi" dedim ama şoför kardeşimiz değiştirmedi. Muhtemelen dalgınlığına geldi ama olsun. Güne, Sia dinleyerek başlamak oldukça hoştu benim için. Bu güzel doğum günü hediyesi için şoför kardeşimize teşekkür ediyorum.

Ölüm tehlikesi...Doğum günümde geçirdiğim ölüm tehlikesinden öğrendiğim tek şey var. Hayatınızın gözünüzün önünden film şeridi gibi geçmesi olayı bitmiş. Artık, önem verdiğiniz kişilerin facebook profil fotoğraflarını görüyorsunuz. Şaka maka, bazılarınızın cidden o profil fotoğraflarını değiştirmesi gerekiyor.

Son iki yıldır doğum günlerimde ölüm tehlikesi geçirdiğimi düşünürsek, sanırım öleceğim günü az çok tahmin edebiliyorum. Geriye sadece yılını bilmek kaldı.

Biraz yüzüm gülsün.
Biraz Mid-life Krysis çalsın.
Biraz portakallı kekim olsun.
Biraz finallere çalışayım.

Ödev yaparken, uslu uslu ders çalışırken, hocanıza küfür ederken ve bölümünüze lanet okurken, Joe Purdy dinlemeyi sakın unutmayın. Hayat çok daha huzurlu oluyor.

İyi ki doğdum. Benim canım sağolsun.

Ingrid Michaelson - Somebody That I Used to Know

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder