Biraz rahatlasam...Usulca nefes alsam mesela. Güneş manzaralı uykuları bıraksam. Misafiri olduğum evin kurallarına uysam. Uslu bir çocuk olsam hatta...Arada bulaşıkları yıkamak istesem. Anlayış denen şey biraz sakinleşse...Birileri sinirlenmeye başlasa artık. Suret ayırmaksızın, herhangi biri bağırmaya başlasa.
Garip aslında...İnsanların bana kucak açıyor olması benim için değişik bir deneyim. Daha önce pek ihtiyacım olmamıştı buna sanırım. Her şey çok yeniymiş gibi geliyor bana. Olgunlaşmanın tadına bakmak istedim, evet. Ama birileri, önüme sunulan içeceğin beni çarpabileceği konusunda uyarsaydı fena olmazdı.
İnsanlar oyun oynuyor. Büyüdüklerini iddia ediyorlar ama oyunun kuralları temelde hep aynı kalıyor. Sadece vurulan darbenin şiddeti artıyor, hepsi bu. Hamlelerdeki tehlike, her geçen gün biraz daha sessiz ve mükemmel oluyor.
Görmüştüm aslında...Yaşayabileceğim her şeyi yaşadığım konusunda iddialıydım. Ne bileyim, asla sıradan bir hayatım olmadığı kesindi. Hep bir gariplik olurdu. Bazısı güldürürdü, bazısı uğraştırırdı. En yorucu olanlarıysa, düşündürenlerdi.
Kendim karar vermeliydim. İstediğim şey, tek başıma kalabilmek ve sorumluluk denen davranışları birer örnekle yaşayabilmekti. Her şeyi erkenden öğrenme merakı, durmam gereken yeri bilememene neden oldu sanki. Çok zevkliydi...Benim yerimde kim olsa aynı şeyi yapar ve durmadan yola devam ederdi.
Sorunlarım olmadı değil elbet. Yanlış kararlar verdiğimiz zamanlar hep oldu. Hatalarım, arkadaşlarım oldu bir süre sonra. Onlara 'deneyim' ismini vermeyi tercih ettim. Böylesi daha mutlu ediyordu. Amacım başkalarının oynayabileceği hata alanları yaratmak değildi aslında. Yine de içeri gizlice girmenin bir yolunu bulanlar oldu.
Özenilecek bir hayata hiç sahip olamadım. Zaten böyle bir şeyi istemiyordum da...Hikayesi bol yıllara sahip olmak yeterdi bana. Hem, bütün hakları da bana ait olmalıydı. Bir başkasının izinsiz kullanımına karşı önlemler alınmalıydı. Hikayesi bol yıllar, hikayesi olmayan kişilere anlatılmamalıydı belki de.
Kaş'a gidiyordu birisi ama gidemedi. Ne de olsa bırakmak hep zor olmuştur insanları. Aynı zamanda; önemli konularda, dürüst konuşmalar yapabileceğin insanların olması güzeldir. Birileri senin düşüncelerine, en net kararlarını bile değiştirebilecek kadar önem veriyorsa, sen iyi bir insansındır belki de. Kendine haksızlık etmeye bir son vermelisindir.
Üstat, eğer zurna çalarsam gruplarına dahil olabileceğimi söyledi. Sanırım, bu tebessüm gerektiren teklifi ciddi ciddi düşünmeliyim. Sirke katılmaktan daha iyi bir fikir olabilir.
Yabancı olduğum insanları bırakıp, yabancı olduğum bir odanın içinde yaşamaya çalışmak pek de kolay değil.
Şimdi, bana umudu tanımla...Mümkünse, içine konulduğu kolinin üstünde 'kırılabilir eşya' yazmasın.
Yann Tiersen - L'apres Midi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder