Tuvaletten çıktım ve Özge'nin karşısına oturdum. Artık çok daha rahattım. Bir sigara yaktım ve ona da uzattım. Alacağından adım gibi emindim ve yanılmadım da. Ateş uzatmama fırsat vermeden kendi çakmağını çıkardı ve ikimizin de sigarasını yaktı. Şimdi kendim olabilir ve ne dediğini umursamadan konuşabilirdim.
İki farklı sigara paketi taşırım. Biri, sürekli içtiğim ve ucuz olan sigaradır. Diğeriyse pahalı olan ve sadece özel zamanlarda kullanmak için aldığım sigara. Karşınızda oturan kişiye ucuz sigara vermek istemezsiniz. Eğer sigara ikram ediyorsanız, havalı bir pakete sahip olmalısınız.
Gerçekten o kadar rahatım ki...Artık espriler yapıyorum, kahkahalar atıyoruz ve eğleniyoruz. Eğer arkadaşımı aramamış olsaydım ya da yardım için başka birisini aramış olsaydım şuan muhtemelen hâla Özge'nin ağzının içine boş boş bakıyor olurdum. Eminim ki, lavaboya gittikten sonra bir anda nasıl böyle değiştiğimi o da merak ediyordur. Ah...Sizin de merak ettiğinizi unutmuşum. Kafama not düşüyorum...Bir daha okuyucuyu meraka düşürme.
İşin aslı şu...Bundan yaklaşık dört ay anca arkadaşım bana bir kızın benden hoşlandığını söylemişti. O aralar kötü bir dönemde olduğum için çok fazla umursamadım ve sırf arkadaşım ısrar ediyor diye numarasını alıp mesajlaşmaya başladım. Çok fazla konuşmuyorduk ama zaman geçirmek için idealdi. Bir ay önce, Özge tatile gideceğini ve döndüğünde görüşmek istediğini söyledi. Ben de kabul ettim. Üç hafta boyunca hiç haber almadık birbirimizden. Sonunda bana mesaj çekti ve müsait olup olmadığımı sordu. Gerisini zaten biliyorsunuz.
Üç hafta içerisinde unutup gitmişim işte. Herşeyi çok kolay unutabiliyorum artık. Aslında bu ilk başlarda kelimelerle başladı. Bazı kelimeleri bir anda unutuveriyordum. Daha sonra, an içerisinde soracağım soruları unutmaya başladım. En sonunda da isimleri...Birçok şeyi, bazen anlık bazense sonsuza kadar unutabiliyorum. Kafama not düşüyorum...Kafama düştüğüm notların çoğunu unutabilirim.
Konuşmaya devam ediyoruz...Konuşma, tipik bir ilk buluşma havasında geçiyor. Bu konuşmalar genellikle aynıdır...
-En sevdiğin renk ne ?
-(Üstünde ki yeşil t-shirt ü görüyorum.) Yeşil.
Kızlar...Asla en sevdiği rengi sen sormadıkça söylemezler.
-Burcun ne ?
-Yay.
Kızlar...Eğer burçlarınız uyuşmuyorsa asla kendi burçlarını söylemezler.
-Hangi bölümde okuyordun ?
-Jeofizik Mühendisliği.
İnsanlar...Eğer bir ünversitede okuyorlarsa kesinlikle sizin sormanızı beklemeden kendileri söylerler.
-Ben de İktisat bölümündeyim.
-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde hep güzel kızların olduğunu söylerler. Doğruymuş. Bir kez daha gördüm.
Ve tekrar kızlar...Kendilerine güzel söz söylenmesinden oldukça fazla hoşlanırlar.
Özge'yle içtiğimiz üçüncü bira da bitiyor ve ben artık hesabı istiyorum. Hesap ödetme konusunda pek iyi değilimdir. Elim istemsiz bir biçimde cüzdanıma gider ve bir anda bütün hesabı ödemeye yetecek olan para çıkıverir. Karşı taraf tabii ki ben öderdim der ama yalandır. Sinsice senin paranı çıkarmanı bekler, yavaşça cüzdanını çıkartır ve sen tam hesabı ödediğinde eline parasını alır. Sonunda ise klasik iki kelime..."Ben öderdim.". Oysa onu tutan yoktur...
Güneşli bir havanın ardından yağmur atıştırmaya başlıyor. Beş dakika sonra ise sağanak yağışa dönüyor. Çok sakinim...Cebimden beremi çıkartıyorum ve kafama geçiriyorum. Özge'nin ne şemsiyesi ne de beresi var. Tamamiyle ıslanmış vaziyette. Yapmam gerekeni yapıyorum...Vapurdan indikten sonra vedalaşıp evime gidiyorum. Özge sırılsıklam bir şekilde arkamdan bakıyor. Neden baktığını hâla anlayabilmiş değilim. Acaba beremi paylaşmamı mı düşünüyordu ? Çok saçma. Hesabı ödedikten sonra birde saçlarımdan yağmur damlalarının boşalmasını bekleyemez benden değil mi ?
Yağmuru severim. Bu yüzden eve yürüyerek gitmeye karar veriyorum. Yağmur şiddetini iyice arttırıyor. O an, birisiyle göz göze geliyorum. Gözlerini benden hiç ayırmıyor. Neden bilmiyorum ama korkmaya başlıyorum. Bu yüz çok tanıdık.
Joe Purdy - Two Left Feet
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder