8 Ekim 2009 Perşembe

Üçüncü Baskı

Gözümü karşıdan gelen kişiden ayıramıyorum çünkü sürekli bana bakıyor. Korkmaya başlıyorum. Bu tarafa doğru gelirken koşmaya başlıyor ama bunun nedeni üstüne doğru gelen araba da olabilir. Emin değilim. İşimi şansa bırakmak istemiyorum. Bakışlar keskinleşiyor. Karar vermem gerektiği anda koşmaya başlıyorum. Hızla koşarken, diğer yandan da arkama bakmayı ihmal etmiyorum. Çok sakin. Yürümeye devam ediyor ama gözleri hâla benim üstümde.

Nefese nefese koşmaya devam ediyorum. Artık sadece arkamda bıraktığım adamın değil, sokaktaki herkesin gözü benim üstümde. Yüzümdeki endişeyi anlıyorlar. Kimileri gülüyor, kimileri şaşkınlıkla suratıma bakıyorlar. Yolu yarıladığımda, yüzü bana çok tanıdık gelen ama bir türlü kim olduğunu hatırlayamadığım o kişi görmemeye başlıyorum. Koşmaktan vezgeçmiyorum ve evime kadar koşuyorum. Evimdeyim...Rahat bir nefes alıyorum ve olanlara bir anlam katmaya çalışıyorum.

Üç bira...Delirmeme sebep olabilir mi ? Ya da paranoyaklaşmama...İmkansız ! Beynim üç birayla uyuşabilecek kadar bitkin düşmüş olabilir mi ? Gerçekten bu kadar kötü bir durumda mıyım ? Çok fazla soru soruyorum. Dursam iyi olacak. Soru sayısı arttıkça, hatırlayamadıklarımın sayısı da artıyor. Teker teker üstüme gelmeli sorular. Yoksa heran hepsini unutabilirim. Kafama not düşüyorum...Kendini çok fazla yorma.

Yatağıma yattığım zaman, saatlerce gözlerim açık bir şekilde tavana bakıp düşünüyorum. Hem de hergün. Her gece, hayatımda ki önemli şeyleri kendi kendime sorup cevaplıyorum. İşi şansa bırakıp, bu işi yarın yapamam. Ertesi gün bazı şeyler uçup gitmiş olabilir.

- Bugün buluştuğun kızı adı ? Özge.

- Kız kardeşin kaç yaşında ? Kız kardeşim yok. İyi denemeydi. Ya da...Kız kardeşim var mı ? Hayır yok. Bundan eminim.

- Okula kaç yaşında başladın ? Beş yaşında.

- Statigrafi'nin temeli nedir ? Sedimanter kayalar.

- Haftaya hangi dersin vizesi var ? Şey...Bir saniye. Yarın perşembe mi ? O zaman vizelere üç gün kaldı. İlk vize...Bunu pas geçiyorum ve kafama not düşüyorum...Yarın arkadaşlarından birisini ara ve hangi dersin vizesi ne zaman öğren.

- Borcundan geriye ne kadar kalmıştı ? Bilmiyorum. Bingo ! İşte unuttuğum birşey daha...

Bütün gecelerim böyle geçiyor. Eğer şanslıysam bazen hiçbirşey unutmadan uyuyabiliyorum. Çok sık değil. Yine de sevindirici oluyor. Ancak bugün unutmuş olduğum şey gerçekten önemli bir durum. Borcumdan geriye ne kadar kaldığını bilmiyorum ve adamlardan tam üç aydır kaçıyorum. Borcumun ne kadar olduğunu muhtemelen kapıma dayanıp beni tekme tokat dövdüklerinden sonra hatırlatırlar.

Bunun gibi birkaç soru daha soruyorum kendime. Eminim ki dün sorduklarımdan daha az soru sormuşumdur kendime çünkü bazen sormam gereken soruları bile unutuyorum. Neyse ne...Yarın erken kalkmam lazım çünkü...Çünkü...Lanet olsun ! Yarın bir şekilde öğrenirim. Tek hatırladığım bugün erken uyumam gerektiği.

Kapı sesi...Yağmur sesini tercih ederdim ancak kapı sesine de diyeceğim birşey yok. Saat sabah dokuz. En azından erken kalkmamı sağladı. Bir dakika. Kapıdaki kişiler alacaklı olabilir mi ? Hey ! Borçlu olduğumu hâla hatırlayabiliyorum ! İşte güzel bir gün böyle başlar. Keşke daha güzel birşeyi hatırlayabilseydim ama bu da yeterli olabilir.

Kapıdakinin kim olabileceğini düşünmeye devam etmeliyim. Kapı deliğinden bakıyorum ve ardından içeride olduğumu anlıyor ya da anlıyorlar. Kafama not düşüyorum...Bir daha asla kapı deliğinden bakmaya çalışma yoksa yakalanırsın.

Kapıyı açmaktan başka bir şansım kalmıyor. Yakalanmanın vermiş olduğu tedirginlikle delikten tam olarak bakamadım. Bu yüzden kim olduğu ya da oldukları hakkında en ufak bir fikrim yok. Kapıyı açıyorum...Karşımda ki manzara pekte hoş sayılmaz.

Greg Laswell - Do What I Can

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder