Dün...Bitmişti. Bugün...Bitti. Yarın...Bitecek. Bizse beklemeye devam edeceğiz. Bekleyeceğiz çünkü film devam ediyor. Bekleyeceğiz çünkü her zaman bir umut vardır. En azından böyle öğrendik ve buna inandık.
Mesela yardıma gerek duymadan nefes alabileceğimiz günü bekleyeceğiz. Bekleyeceğiz ama o gün hiç gelmesin isteyeceğiz. Yalnız kalmaktan korkacağız ama bugün değil. Şuan bunun eğlenceli olduğunu düşünüyoruz çünkü gerçekten hiç yalnız kalmamışız. O ana kendimizi biraz biraz hazırlıyoruz ama işe yaramayacak. Beklediğimizden daha zor olacak herşey. Yalnızlıktan korkmuyoruz çünkü daha önce hiç tam anlamıyla yalnız kalmamışız. Korkmamız gerek. Yine de, korksak bile farketmeyecek. Yalnız kaldığımızda, bizden nefes almamızı beklediklerinde zorlanacağız. Boğulduğumuzu hissedeceğiz. Çoğumuz bu duygunun biran önce bitmesi için yalvaracak.
Bulanık, karanlık, oyuncakları kırılan çocuklarla dolu olan ve çoğu yeri karalanmış hikayelerin yerini; açık mavi, saçlarımızı savuracak kadar hafif rüzgârlı ve yağmur taneli mutluluk resmine bırakmasını bekleyeceğiz. Oturduğumuz yerden, bir başkasının o resmi bizim için çizmesini isteyeceğiz. Boşuna...Kimse bize böyle bir iyilik yapmayacak. Kendi başına o resmi çizmeye çalışanlar yorulacak. Yine de deneyecek...Belki tam olarak istediğini yaratamayacak ama şaheseriyle gurur duyacak. Bazılarımız hile yapacak. Renkleri karıştıracak...Maviyi yeşille, kırmızıyı turuncuyla, beyazı siyahla boyamaya çalışacak. Yanlış seçimlerle, tüm resmini bir yanılsamadan ibaret bitirecek.
Yaralarımızın iyileşmesini bekleyeceğiz ama nafile. Her bir yara, arkasından yenisini getirecek. Biz sadece yaraların büyümesini engellemeye çalışacağız. Dokunmaktan korkacağız çünkü çoğu kanamaya hazır olacak. Üstünü bantla kapatıp görmezden geleceğiz. İyileşmeyecek...Bantı açmamızı, kabukla oynayıp kanatmamızı bekleyecek. Her bir kan damlası bize gerçekleri gösterecek. Ders çıkaracağız...Her seferinde, aynı hatalara bir daha düşmeyecek kadar olgunlaşacağız. Bazı damlaları umursamak istemeyeceğiz çünkü o hataları bir kez daha yapmak isteyeceğiz. Kendi filmimizin sonu gelene kadar o hataları yapmaya devam edeceğiz ve zevk alacağız. Çünkü bazı hatalar yapılmaya değerdir...
Yılbaşı geldiğinde, sevdiğimizi ya da sevdiklerimizi bekleyeceğiz. Aradan uzun bir süre geçmiş olacak. Gelecek...Yüzümüzde koca bir gülümseme oluşacak. Gökten inmiş gibi hayranlıkla bakacağız bütün gece. Geri sayım başladığında, biz sadece gözlerinin içine bakacağız. Yeniyıl başladığı gibi kalsın isteyeceğiz. Kaçırdığımız noktaysa, hayranlıkla bakanın sadece bizim olmadığımız olacak. Gün boyunca arkasında onu izleyen ve kollayan birisinin olacağını farkedeceğiz. Bir zamanlar bizim olduğumuz yerde şimdi bir başkası olacak. Birbirinize ne kadar hayranlıkla bakarsanız bakın...Günün sonunda başkasıyla beraber gidecek. Bir sonraki yılbaşına kadar hatta belki de daha uzun bir süre ortalıktan kaybolacak.
Kendimiz olmayı bekleyeceğiz. Yıllardır "Ben bu değilim." deyip durduk. Kendimize yakıştıramadık. Olmak istediğimiz bizin hayalini kurduk. Hayaller yetmedi...O kişinin biz olduğumuza inandık. Hayallerimiz bir anda, bir türlü olamadığımız ama aslında tam olarak kendimizin olduğu gerçeklere döndü. Yarın gelecek ve bitecek...O yarınların birinde aynaya bakacağız. En başından beri aslında kendimiz olduğumuzu anladığımızda kabullenmek istemeyeceğiz. Ardından çok fazla üzüleceğiz. Neden daha iyisi olamadığımızı merak edeceğiz. Kimse kendisi için yeterli olmayacak.
Mew - She Came Home For Christmas
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder