3 Ekim 2009 Cumartesi

Hay Başlığına !

Çok fazla şey bulanık. Her zamankinden daha fazla önümü göremez oldum. Telaşlanmıyorum çünkü bu bulanıklığın sebebi ben değilim. Ben sadece anlam veremeyen kişiyim. Uğraşıyorum ama tek taraflı uğraş pek bir işe yaramıyor. Olsun...Her uğraşımda, biraz daha hak veriyorum kendime. Aldığım sorumluluğu yerine getirmiş oluyorum. Böylece başarısız olduğumda, ekstradan kendime de hesap vermek zorunda kalmayacağım. Akıllıca...Bugün tüm teşekkürler kendime. Bencilce...Başarısız olduğumu gördüğümde, kendimi affedebileceğim. Rahatlatıcı...

Yaz okulum bittiğinde, uzun zamandır yüzyüze görüşemediğim X şahsiyetiyle buluşmuştuk. Ne kadar araya mesafe koyarsan koy, yine de hiçbirşey kolay kolay değişmiyormuş bunu göstermişti bana. Kırgın değildik birbirimize. Özür diledi...Bu sene okula alışma döneminden geçtiğini ve bu yüzden bizimle fazla irtibatta olamadığını söylemişti. Önemli değil...Arkadaşlar birbirlerini kolay kolay unutamazlar. Geçmiş...Unutmaya kalkarsalar, zorlanırlar. Hatıralar...Aslında, özür dilemesine bile gerek yoktu ama yine de diledi. Farkındalık...O gün için tüm teşekkürler X şahsiyetine.

Kimse kimseye benzemez. Bu yüzdendir ki, gelen gideni aratır. Ne, seni giden gibi sinirlendirebilir; ne de, giden gibi güldürebilir. Ne, seni giden gibi ağlatabilir; ne de giden gibi mutlu edebilir. Herkes farklıdır. Bazıları benzerdir ama aynı değildir. Kimseyi bir başkasının yerine koymak istemiyorum. Denemek çok yersiz. Bunu hepimiz defalarca kez denedik. Başarısız olduğumuzu anlamamız için daha keç kere denememiz gerekli ? Ben bıraktım...En azından şimdilik. Gelecekteki teşekkürlerimin bir kısmı benimle beraber yürümeye devam edecek olanlara gelsin madem.

Bazı filmler vardır...Sonunda, hayata dair çok önemli dersler çıkardığınızı sanarsınız. Sanarsınız diyorum çünkü iki gün içinde unutursunuz. Olay akışı şöyledir...Önce, filmde mesaj verilir, ardından kafanızı sallayarak bu mesajı onaylarsınız. Dersinizi çıkarırsınız ve hayatınızda bazı şeyleri değiştirmeye karar verirsiniz. Yarın, çok farklı bir gün olacaktır sizin için...Yepyeni bir hayata başlayacaksınızdır. Yeni kurallar, yeni davranışlar, yeni bakış açısı ve bunun gibi yeni birçok şey. Aradan birkaç gün geçer ve bunların hiçbirisini yapmazsınız. Siz, sizsinizdir. Kimse sizi değiştiremez. Çıkardığınız dersler çöpe atılır ve sokağa bırakılır. Bir süre çöp torbasına bakarsınız ve düşünürsünüz. Aklınızı kurcalar...Çöpten çıkarıp çıkarmamayı düşünürsünüz. Sonunda çöp kamyonu gelir ve içinde, çıkardığınız dersler olan o çöp torbasını alıp gider. İşte o günden sonra unutur gidersiniz o dersleri. Bir daha aklınızı kurcalamaz. Geleceğim nokta şu...Yazdıklarımın hiçbir amacı yok. Ben yazarım, sen vakit geçirirsin. Ders çıkarmazsın. Zaten ben de ders çıkarman için yazmıyorumdur. Okuman için de yazmıyorumdur. İkimizi ortak bir noktada birleştiren şey budur. Vakit öldürmek...Tabi okuyan varsa (bkz : kuşkulanmak). O zaman, genel olarak tüm teşekkürler okuyuculara gelsin.

Söylenilen çoğu şeye inanman çünkü bunun için haklı bir gerekçem vardır. Kelimeler çok kolay eskitilebilir. Çok güncel olanlarından örnekler verelim. Mesela "Sensiz yaşayamam."...Eğer sevgilinden ayrılırsan yaşarsın. Çok fazla kullanmaya gerek yoktur. Mesela "Senin için herşeyi yaparım."...Yapamazsın. Kimse de o güç yoktur. "Elimden gelenin en iyisini yaptım."...Hayır yapmadın çünkü elinden gelenin en iyisi yoktur. Her zaman daha iyisi ya da bir üst kademesi vardır. Aslında daha da derinlere inip örnekler vermeye devam edebilirim ama gerek yok. Zaten gerisini siz çıkartabilirsiniz. Vaatler, cümle içinde ki kullanımları kadar kolaydır ya da basittir diye düşünürüz. Anlamlarını yok ederiz. Bu yüzden inanmaya gerek yoktur cümlelere...Davranışlar yeterince açıktır.

İmkan dahilinde olan ve imkansız olan şeyleri birbirinden ayıran tek bir fark vardır. İmkansız olan zevk verir. Bu yüzden hayallerimiz sınırları zorlar. Gidebildiği yere kadar gider ve sonunda siyaha bürünür. Gerisi yoktur...Artık, hayallerin imkansız olmanın da ötesindedir. Gözlerini açman gereken an, o andır. Daha fazla rüya yoktur. Artık gerçekle başbaşasındır ve gerçek hiçbir zaman imkânsızlık kadar zevk vermez.

Kısa kısa yazayım dedim. Can sıkıntısı işte ne yaparsın. Bir de şu başlık atma işinde ben çok kasılıyorum ya. Ne yapsak, acaba ben yazımı yayınlasam siz de okuduktan sonra olası başlıklar hakkında fikir mi beyan etseniz ? Aman neyse. Yalnız şu imkânsızlık olayı hoşuma gitti. Güzel de giriş bölümü olur aslında yazdığımdan. Daha sonra deyineyim ben bu konuya. Unutturmayın...Giriş bölümü hazır bir "İmkânsızlık" konum var benim. Heheyt !!! Hadi kapatın sayfayı ve dağılın.

Greg Laswell - Do What I Can

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder