29 Eylül 2009 Salı

Eylül Ayında "Oz" Ne Öğrendi ?

Kabullenmesi oldukça zor bir gerçek vardır...Hepimiz acınacak hâldeyiz. Şu anda muhtemelen kızıyorsun ama ikimizde biliyoruz ki, bunu ben söylediğim için kızgınsın. Gerçek olmadığı için değil. Ancak bazılarımız ne kadar garip ki, daha fazla acınası hâle getiriyor kendini. Acınacak hâlinden kurtulduğunu sanarak...Oysa işler tam tersine işliyor çoğumuz için. Yaptığımız ve kendimizi rahat, mutlu, huzurlu gösterdiğini sandığımız hareketlerimiz aslında içimizde ki gerçeği daha fazla açığa çıkarıyor. Boşversene...Neyse ne. Rol yapmaya gerek yok.

Öğrenci başına ev işine girmek sanıldığı kadar kolay değilmiş. Başında herşey planlanır ama sonrasında mutlaka bir sorun çıkar. İşler yoluna girecek ama hissediyorum.

Kızarmış dondurma yemenin hiçbir anlamı yokmuş. Zaten adı bile ironik. Dondurma kızarmış filan gelmiyor karşınıza ama...Dışı hamurumsu birşeyle kaplı ve sıcak, içiyse bildiğiniz dondurma. Oldukça gereksiz...Yani, sonuçta ben dondurmayı yine soğuk yiyeceksem bunun yaratıcılığı nerede ? Tamam zaten ciddi ciddi kızarmış dondurma beklemedim ben de ama yine de daha iyi birşey olabilirdi. Sonuç olarak kızarmış dondurma yemek oldukça gereksiz bir aktivitedir. Paranıza yazıktır...

İnceden mesaj vermeyi severim. Karşımdakinin mesajı alabileceği kadar açık, satır aralarından çıkarılıp bulunacak kadar gizli mesaj vermeyi...Bunu da çok iyi yaparım, mütevazi olmaya gerek yok. Ancak aynı şeyin bana yapılmasından hiç hoşlanmıyorum. Aslında hoşlanmamaya yeni yeni başladım çünkü anladım ki, hiç kimse bu işi başaramıyor. Maalesef oldukça başarısız girişimlerde bulunuyorlar ve bu durumu daha da berbat hâle getiriyorlar. Yapamıyorsan bırak yapma. Herkes bunu yapabilseydi, benim ne özelliğim kalırdı ?

Yalan söylemekte usta olduğum kadar, yalan söyleyenleri anlamada da ustayımdır. Neyin yapmacık, neyin gerçek, neyin sahte, neyin başka amaçlarla yapıldığını genelde hemen anlarım. İşin en zor kısmı bozuntuya vermemek. Oysa suratına suratına kahkalarla gülmek çok hoşuma giderdi. Bu yüzden kelimeleri daha doğru seçmenin gerekliliğini anladım. Bunun üzerinde çalışıyorum. İnsanlar birşeyleri gözüme sokma çabası içerisindeyken, ben kendimi geri çekip sadece olanları izliyorum.

Mantıklı cümleler kurabiliyorsanız ilah olmuşsunuz demektir. Evet maalesef bu kadar acınası hâle gelmişiz. Kendini ifade edenlere artık büyük adam gözüyle bakılıyor. Hatta ve hatta tepeden bakan insan konumuna sokuluyor. Hay lanet ! Bende küfür edip saçma sapan espriler yapmaya başlayacağım artık. Öbür türlü "kaba etim" kalkık gözüküyor başkaları tarafından.

Bu kısım biraz ağır kaçabilir. Bu yüzden bahsedeceğim şeyi senin de yaptığını anlarsan, biran önce diğer kısımlara atla. Tarih 14 Eylül'dü...Msn'de yazılanlar gitmemeye başladı ve bu sorun muhtemelen bir saat filan sürdü. Tabii ki herkes anasının karnından onlarca arkadaş, okuma yazma, bir bilgisayar ve msn hesabıyla doğduğu için kimse tahammül edemedi bu duruma. İşin güzel kısmı geyik insanlar iletileri aracılığıyla mesajlaşmaya başladılar. Şimdi ağır kısım geliyor...E be beyinsiz arkadaşım, arkadaşlarım. İki dakika konuşmasanız ne olacak. Yani konuşulanların hiçbirinde aciliyeti olan bir yazı göremedim de...Ya da git facebook'undan mesajlaş. Elbet bulunur bir çaresi. Çok konuşmaya meraklıysan ararsın en olmadı. "Ahahaha çok komiksin", "Hebele hübele yarın bizimle gelecek misin ?", "Önce iletini sen kapa ! Hayır sen kapa !" gibi saçma sapan konuşmalar neyin nesidir ! Üzgünüm ama gerizekalı kategorisine bir miktar daha yaklaştınız. Yaptığınız şey geyik olmasa bile tam anlamıyla gerzeklik tanımına çok uyuyordu. Yine de kabul etmem gerek, çok eğlendim. Kim hangisinden daha gerzek diye bir sıralama yaptım. İlk beşi açıklamayı çok isterdim ama dediğim gibi artık insanların suratlarına kahkahalar atıp gülmemeye çalışıyorum. Herneyse sonuç şu...Kişisel olarak, çok fazla gereksiz hareketler yapan insanlar var msn'imde ama yine de seviyorum onları eğlencelik oluyor. Genel olarak; internet gerçekten bizi esir almış...İnsan gözleriyle görmeden anlayamıyor bunu.

Üstad gitmeye karar vermiş bu şehirden. Hayatımda ilk kez yakın olduğum birisinin başka bir şehire taşınmasına şahit oluyorum. Adama koyuyormuş cidden. İstanbul...Herşeyi yapabileceğini bilip, hiçbirşey yapamadığın bir yerden başka birşey değilmiş dediğine göre. Doğru da diyor aslında. Uğraşlar bitmez. Şansımızı sonuna kadar deneyeceğiz kararından döndürmek için. Hayallere kapılıp gidiyor buradan. Güzel hayaller aslında. Benim birgün yapmak istediğimi şimdi o yapıyor. Destek verip cesaret mi almalı yoksa korkmaya mı başlamalı bilemiyorum.

Ingrid Michaelson - Die Alone

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder