19 Ekim 2009 Pazartesi

Dördüncü Baskı

Tırnaklarımı bir ara kessem iyi olacak. Tavana boya atmam lazım. Vazodaki çiçekler ne zaman kurumuş acaba ? Şampuanımı değiştirmeliyim. Şuan kullandığım kepek yapıyor. Bu hafta maç ne zamandı ? Evin kirasını iki aydır ödemiyorum. Evden atılabilirim. Eğer evden atılırsam şuan karşımda duran adamın evine gitmem gerekir. Kirayı biran önce ödemeliyim ! Babamla yeterince aynı evde kaldım. Kendi evime çıktım ve adam hâla peşimi bırakmıyor...Sahi, ne zaman gidecek acaba ?

Babalar...En sevdikleri şey fırça atmaktır. Ve babam çok fazla dolmuş olacak ki sonunda dayanamayıp bana bir güzel bağırıp çağırmak için evime kadar gelmiş.

- Ulan eşşek herif. Sana her ay para yolluyorum ama sen ne yapıyorsun ? Millete dağıtıyormuşsun. Lan şerefsiz herif madem dağıtıyorsun en azından benim mahalleme gelip niye veriyorsun millete paramı ? Kaç aydır yapıyorsun lan bunu ?

- Sen kaç aydır yolluyorsun ?

- Ulan ben seni öldürmez miyim lan ? Birde sakin sakin cevap veriyor. Senin anan olacak o kadın yüzünden hep bunlar ama ben biliyorum.

- Hakkaten annem nerede ya ? O niye gelmedi ?

Kaşındığımın farkındayım ama çok fazla uykum var ve uyuzluk yapmak için çok uygun bir zaman.

- Hay ananı da babanı da ben emi !

- Nasıl ya ? Kendinide mi ? Nasıl olacak o iş ? Merak ettim.

Sonunda beklediğim dayak geliyor. Hakettiğimin farkındayım bu yüzden pis bir sırıtış var suratımda. Bir tane daha vuruyor ama benim ifademde değişiklik yok. Ardından bir tane daha vuruyor ve konuşmaya devam ediyor.

- Hadi beni sevmiyorsun. O zaman paranı istemiyorum de olsun bitsin. Ne gereği var lan böyle itlik yapmanın.

- İtlik yapmak ne ya ? Kahve içeceğim ben. Bu itlik yapma terimini zihnim açılmadan anlayamam. Sende ister misin ?

- S.ktir git ! Otur oturduğun yerde.

- Ama sende bir karar ver. Gideyim mi kalayım mı ?

Dördüncü şamar için yeterince dalga geçtim ve sonunda elde ettim. Dayak yeme meraklısı değilim ama gülü seven dikenine katlanır.

- Borç takmışsın birilerine doğru mu ?

- Takamadım ki. Peşimi bırakmıyor şerefsizler. Oysa ne olacak. Giren girmiş hâla niye üsteliyorlar ki değil mi ?

Beşinci dayak gecikmiyor.

- Ne kadar borcun var lan ?

- Neden ? Verecek misin ne kadar ihtiyacım varsa ?

- Vereceğim ulan. Bundan sonra da para yüzü göremeyeceksin benden.

Normalde almazdım ama bu sefer gerçekten ihtiyacım var.

- Tam hatırlamıyorum ama sanırım üç bin. Ha eğer sen beş bin verirsen hayır da demem.

Altıncı dayak.

- Yarın hesabına aktarırım. Gidiyorum ben. B.ktan evinde daha fazla kalmama gerek yok.

- Hazır senin öyle bir evin varken tabi bence de gerek yok.

Vedalaşma dayağını yemem gerektiğini düşündüm ve bu yüzden bu lafı söyledim.

Para işini hallettiğime göre uykuma devam edebilirim. Babamı görmenin bir işe yarayacağını hiç düşünmezdim. Aslında onu seviyorum...Yani en azından sevmiyorum diyemem. Yine de her sevmiyorum demediğim kişinin yüzünü görmeme gerek yok. Uykudan önce...Ah, kahve koyduğumu unutmuşum. Sanırsam bu, günümün artık başladığı anlamına geliyor.

Pekala. Sabah uyandırıldım, para sorununu hallettim, kahvemi içtim, mastürbasyon yaptım, duş aldım, daha sonra dayanamadım ve tekrar mastürbasyon yaptım. İşin garibi, şuanda bir kez daha yapabilirim. Neden böyle bir moddayım bilmiyorum ama çokta şikayetçi değilim.

Saat öğlene doğru on bir ve telefonumun alarmı çalıyor. Bugün ne olduğunu bilmediğim birşey yapmam lazım. Hatırladım ! Dedemi ziyarete gidecektim. Hemen hazırlanıp şu aksi yaşlıya gitsem iyi olacak. Erken gidersem erken dönerim ve günümün çoğu bana kalır.

Dedemi seviyorum. Gerçekten seviyorum. Çok fazla tanımak için çaba göstermedim. O da beni tanımak için çok fazla uğraşmadı ama kanser hastalığına yakalandığından beri birbirimize yakınlaştık. Söz verdim...Okulumu bitirip diplomamı ilk olarak ona göstereceğim. Mezun olduğum günü görmeyi çok istiyor. Aslında her zaman beni izlermiş. Okula erken başladığım anda, emekli bir öğretmen olarak benim çok zeki biri olduğumu anlamış. Ancak zeki olmak yetmiyormuş. Özellikle de bana...Zeki olduğum kadar tembel bir aptaldan başka hiçbirşey değilmişim. Bunu ilk duyduğumda çok gülmüştüm çünkü dedem ilk kez benimle bu kadar açık ve samimi konuşmuştu. Diplomamı aldığımı göremeyeceğinden eminmiş. En azından okuldan atılmamamı ve annemin diplomamı aldığım günü görmesini istiyormuş. O gün kendime söz verdim. Bu yaşlı adamı kanserden ölmeden önce yanıltmam gerek. Adım gibi eminim ki dedemde yanılmayı en az benim kadar istiyor. Kafama not düşüyorum...Bu söz önemli. Sakın unutma.

Dedemi ziyaret ettim. Güldük...Çok fazla güldük. Bana eskiden yaptığı hınzırlıkları anlattı. Bazıları bana fazla geldi. Duymama gerek olmayan şeyler vardı içerisinde ama genel olarak hoş vakit geçirdiğimi söyleyebilirim. Şimdi evime gidebilirim.

Mesaj sesi...Bu sese bayılıyorum çünkü her mesajın altından kesin bir iş çıkıyor. Büyük bir hevesle okuyorum. Bir saniye...Ne yani bugün yapmam gereken iş dedemi ziyarete gitmek değilmiymiş ? Ama, ama eğer gerçekten yapmam gereken şey mesajda yazansa kaçırdığım şey gerçekten oldukça önemli.

Streetlight Manifesto - A Moment Of Violence

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder