Telefonla konuşmaktan pek haz etmeyen birisiyimdir ben. Telefonun öteki ucundaki kişi hiç durmadan konuşurken ben acaba ne zaman susacak diye düşünürüm. Konuşmayı sonlandırmak adına kafamda çeşitli senaryolar uydururum. Ya yapmam gereken birşey olduğu yalanını uydururum ya da yeter artık kapatalım derim. Çok nadirdir kendiliğinden sonlanan konuşmalarım. Geriliyorum telefonla konuşurken. Hatta dakikalarca iki tarafında sustuğu anlar yaşıyorum. Bazen güzel oluyor o anlar ama genelde daha da geriyor beni.
Banane ki senin sevgilinle neler yaptığından. Merak ediyorsam eğer elbet sorarım. Meraklıyımdır ben. Kimseye fırsat bırakmam ve sorarım eğer gerçekten merak ediyorsam. Sonra banane senin yalan eğlencelerinden. Zaten ne diye anlatılır ki bu ? "Sen orada değildim ve ben çok eğlendim." mesajını vermek için mi ? Başka bir açıklaması yoktur bunun. En azından benim aklıma gelmiyor. Klasikleşmiş birşey vardır...Telefonda, olaylar abartılarak anlatılır. Mesela bir etkinlik yaptınız...Öyle bir anlatılır ki, önümüzdeki otuz yedi yıl boyunca bir daha böyle eğlenemeyecektir. Dinleyen için çok sıkıcıdır. Eğer konuşan kişi yeterince kıskanıldığını hissetmezse şunu der..."Keşke sen de orada olabilseydin.". İşte o an işin rengi değişir. Biran orada olduğunu hayal edersin ve kaçırdığın onca şeyi düşünüp kıskanmaya başlarsın. O cümle çok tehlikelidir. Daha da tehlikelisi ve çekilmezi ise, sormadığın şeylerin anlatılmasıdır.
Peki ya durup dururken arayanlar...İşte bu en deli edenidir. Tabi aile dışından birisiyse bu durum geçerli oluyor. Sohbet n'aber n'apıyosundan öteye gitmez...Gidemez. Sesini duymak için aradım ya da içimden geldi aradım denir. Tamam güzel birşeydir ama ne bileyim...Ne konuşacağız peki ? O anda nerede ne yapıldığı anlatılmaya başlanır. Yani biraz önce bahsettiğim oyun tekrarlanır. Sesimi duydun iyi hoş güzel de, en azından konu açabileceğin bir çift lafın olsun. Sonrası hiç çekilmez oluyor öbür türlü.
Muhtemelen bunu telefonla konuştuğum kişilere söylesem benden nefret ederlerdi. Şuana kadar dediklerim...Kızgınlıklarım, uyuz olduklarım. Hepsi yanlışmış...Tamam hepsi olmasa bile çoğu öyleymiş. Hâla gerçekten merak etmediğim ya da sormadığım şeyleri sırf birşeyler kanıtlamak için anlatanlara anlam veremiyorum. Yine de konuşmak güzeldir...Nedenli ya da nedensiz. İnsanın ihtiyacı vardır. Daha doğrusu, gerçekten konuşmak istediği için ya da konuşmaya ihtiyacı olduğu için anlatıyorsa birşeyleri, işte o zaman güzeldir.
Nefret ediyorum...Hiç durmadan karşısındakini ezercesine konuşanlardan nefret ediyorum. Ben bunlara sahibim sen değilsin mesajı veren kişilerden nefret ediyorum. Hatta ve hatta, gizliden gizliye "Sana ihtiyacım yok. Benim yeterince etrafım dolu zaten." anlamı taşıyan konuşmalar yapan kişilerden oldukça fazla nefret ediyorum. Özellikle bunu zoraki bir şekilde yapan ve her fırsatta bunu belli etmeye çalışanlardan...Gerçekten nefret ediyorum.
İhityacınız olduğu dönemde sizi kimse aramaz. Test edin. Çevrenizdekilerden sizi haftada on kişi arıyorsa, konuşmaya ihtiyacınız olduğu zamanlarda bunlardan sadece ikisi arar. Zaten konuştuklarının dikkate alınması gereken kişilerde onlardır. Herkes saçma sapan şeylerini anlatmaya meraklıdır. Bu yüzden eğer sizin o saçmalıkları dinlemeye mecaliniz yoksa, aramaya hiç gerek görmezler. Duymak istedikleri, sizin başınızdan geçenler değil, kendisinin başından geçenlere verdiğiniz tepkilerdir.
Ne olursa olsun...Yavaş yavaş telefonla konuşmayı sevmeye başlıyorum. Konuşurken gerçekten özlediğini hissettiğin zamanlarda ki sohbet, özlediği için aradağını söyleyenlerle geçen konuşmalardan çok daha güzeldir. Zaten dediğim gibi, birisi sohbet diğeriyse tipik konuşma havasında geçer. Bugün karar verdim...Telefonla konuşmayı seveceğim.
Gerçekten konuşmayı özlediğini anladığın anlar...Hissettiklerin tarif edilemezdir. Biraz hüzün, çokça mutluluk vardır. Bugüne kadar geçen sessiz günlere üzülürsün ama o anki coşkun bunu sana farkettirmez. Konuşmak güzeldir...Özellikle de, konuşacak birşeylerin varsa. İşte o zaman hiç durmadan konuşan taraf sen oluverirsin bir anda. Karşı taraf sıkılmaz...Merakla dinlemeye devam eder. Susmanı ister içten içe ama telefonu kapatmak için değil. Sıranın kendisine gelip biran önce kendisinin birşeyleri anlatmaya başlaması için...Öyle konuşmaların havasını yakalamak zordur. O atmosferin içinde olduğunu hissetmekse, kesinlikle anlatılamaz bir zevktir.
Sanırım bana telefonla konuşmanın zevkini tekrar hatırlatan Y şahsiyetine teşekkür etmem gerek. Uzun bir aradan sonra bir tabumu yıkmaya karar verdim. Pek alışık olduğum bir durum değil. Zor olacak ama kesin karalıyım. Y şahsiyeti...Bugün tüm teşekkürler olmasa da, birkaç tanesi sana.
Volkan Konak - Ela Ela
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder