Pazar günü geç uyandığım için, Sakarya'ya giden tüm otobüslerin dolu olmasını kabullenmek ve İstanbul'da bir gün fazladan kalmak zorunda kalmıştım. Bu duruma içten içe kızan ben, kendime bir söz verdim ve gece erken yatacağımı, böylece pazartesi sabahı erkenden kalkabileceğimi söyledim.
İlk paragrafın, son cümlesinden anlaşılacağı gibi, planlarımın arasında sabahın altısında yatıp, sekizinde kalkmak yer almıyordu.
Ufak rakamlarla kısıtlı süreli uykulardan uyandığımda, üzerimdeki uyku sersemliği tavan yapar ve sabah kahkahalarımı genellikle böyle zamanlarda atarım.
Alarm zoruyla uyandığım bu sabah, kahkaha atacak bir şey bulamamış olacağım ki "Keşke burnuma sinek konsaymış, güler eğlenirdik" dedim. Uyku sersemi hâlime bayılıyorum. Kendisi, sevimli olduğum tek an olabilir.
Sabah kahvemi yudumlamaya başlamamla kendime geldim ve 'burna konan sinekle gülüp eğlenebilecek kadar salak olmayı nasıl başarıyorum acaba?' sorusuna cevap aramaya başladım.
Salak olmak gerekiyor bazen. Öbür türlüsü çok ciddi ve ciddi insanlar çok sıkıcı.
Olsun canım...ciddi olmak da bir marifet.
Yetişmem gereken bir otobüs var.
Ane Brun - Song No.6
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder