3 Eylül 2012 Pazartesi

Ben Bir Normal İnsanım

Peter Pan'a aşık olursunuz çünkü bir an bile sıkıldığını görmezsiniz. Hayatı mükemmeldir. Ne olursa olsun, sonunda her zaman hakkından geleceğini bildiği bir korsanla savaşıyordur. Hiçbir zaman yenildiğini, aşağılandığını, küçük düştüğünü görmeyiz. Hadi onları geçtim, bir sakarlık yapsa, bunun ne kadar tatlı olduğunu filan düşünürüz. Aranızda Peter Pan'ı bir kez olsun çoraplarıyla gören oldu mu? Ya da, o şapşal yeşil kıyafetini çıkarıp, kot pantolon giydiğini filan? Her ne kadar saçları tam gözükmese de, hiçbir zaman bozulmadığını biliriz. Uçmaktan yorulan martı gördüm, Peter Pan görmedim.

Batman mesela...adamın yerinde durduğu yoktur. Havalı silahları vardır. Benim, sade bir araba almak için bile yıllarca beklemem gerekirken, adam Batmobil'e sahiptir. Baba parasıyla süper kahraman olmuş, en azından Batmobil'inin arkasına 'Babam Sağolsun' yazdırabilirmiş. Tamam, babadan kalma mirasla süper kahraman olmak pek kimselerin aklına gelmezdi, yaratıcı olduğunu kabul etmek gerek. Ama...hadi ama, benim de hayvan kadar malikanem olsa, içinde bir süre top oynadıktan sonra canım sıkılır ve yeni arayışlara geçerim. Muhtemelen Bruce Wayne de öyle yapmış ve hobi olarak memleket kurtarmayı seçmiş.

Gidip de, gönlünü bir vampire kaptırmak ne kadar anlamlı olabilir ki? İstediğiniz bembeyaz bir tense, size önerebileceğim birisi var aslında. Yok, 'Hayır, insanları ısıramam! Ben iyi kalpli bir vampirim' triplerine girmiş birisiyse aradığınız, yine size önerebileceğim milyarlarca insan var. Ne yani, insan kanı emmiyor diye, hayvanları deliler gibi sömürmesini hoş mu karşılamamız gerekirdi? Kabul edelim dostlar, ne kadar havalı gözükürse gözüksün, vampirin biri karşımıza çıksa ilk işimiz altımıza kaçırmak olurdu.

Beklenen şu beyaz atlı prens...Adam, eve hiç gitmiyor muymuş? Ne bileyim, tuvaleti filan gelmiyor muymuş hiç? Kola içtiğinde geğirmiyor muymuş? Ayıcıklı pijamaları yok muymuş, hep karizmatik kostümlerle mi uyurmuş? Neden hâlâ at üstündeymiş, asfalt üzerinde dört nala koşturan bir at bu devirde biraz komik değil miymiş? Bu benzetmenin modası neden hiç geçmezmiş ki?

Hikayelerdeki prensleri dikkatle inceleyin. Hepsi de, masum köylü kızlarına asılırlar. Gerçek hayatta böyle bir şey olsa, kızın duygularıyla oynayıp terk edecek diye, adama demediğimizi bırakmayız.

Zengin aile kızlarına gelince...her zaman şımarık gösterilirler. Kendini beğenmiş, her şeyi elde edebileceğini düşünen, egosu şişik kişilermiş gibi... Neden? Biz erkeklere, elimizdekiyle yetinip, gözümüzün yükseklerde olmaması gerektiği mesajı verilirken; neden size, yüksek noktalara kurulmuş hayaller için fırsat verilmiş?

En mütevazı prenses olan Pamuk Prenses'i bile, sonunda kapan kişi bir prens oldu. Cücelerin o kadar zaman boşuna kıçlarını yırttıklarını söylersem, yanlış olmaz.

Şimdi söyler misiniz bana, hayali kahramanlarla boy ölçüşmemi nasıl beklersiniz ki?

Greg Laswell - Come Clean

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder