5 Eylül 2012 Çarşamba

Hayatımda Eksik Olan On Şey

Kahve içerken, şöyle bir hayatıma göz gezdirdim ve hayatımda nelerin eksik olduğunu belirlemeye çalıştım.

Sakarya'da, benimle ortak nescafeye girecek kimse yok. Bu duruma çok üzülüyorum ve şu 3ü1arada'lardan almak zorunda kalıyorum. Krema bile götürdüm eve, yeterki benimle ortak kahveye girsinlerdi ama olmadı. Neymiş efendim, kahve-krema-şeker karışımını ayarlayamıyorlarmış. KAHVE DEDİĞİNİZ ZATEN SADE İÇİLİR DÜDÜKLER! demeyi düşünmedim değil, hatta dedim. Pek hoş olmadı tabii. O günden sonra, ortak kahveye girme konusu bir daha hiç açılamadı. Koskoca üç senede, sadece iki kere o eve kahve aldırtmayı başardım. Resmen acı çekiyorum.

Sigaram bittiğimde, sigara isteyebileceğim arkadaşım da yok. Burada 'arkadaş' olarak baz aldığım kişi sayısı iki...Çünkü diğerleriyle çok fazla görüşemiyorum. İşte zaten onlarla bir görüşebilsem, onlar sigara içen çocuklar, işime yarayabilir aslında. Bu bahsettiğim iki kişi de, sigara içmiyor, içmek isterse benden otlanıyor filan. Böyle de rezil bir durum. Yanlış arkadaş seçimi, hayat karartır.

How I Met Your Mother masasına henüz sahip olabilmiş değilim. Masaya oturtulacak üç kişi hazırda bekliyor ama o masayı daha bulamadım. Bir ara, bulur gibi olduk ama beşli grubun içerisindeki iki kişi çok fazla sırıtıyordu. Yakışmadılar o masaya. Gerçi, o masa da bize yakışmamıştı pek. Şimdi masa düşünsün!

Kızıl bir kız arkadaş...Tek istediğim, akşamları dışarı çıkıp, bir yerlere oturduğumuzda, bize eşlik etmesi. Öyle, sevgili olmalık filan değil. Sadece otursun ve bizimle sohbet etsin. Kızıl bir arkadaşa sahip olabilmek, hayatımın önemli bir hayalini kaplıyor. Bir ara Kate Nash'i düşünmüştük o boş sandalyeyi doldurması için ama o da konserini verip, Türkiye'den uzaklaşınca, çıtamızı tekrar düşürmeye karar verdik.

Yaşım onlar basamağının önemli bir noktasına gelmiş olmasına rağmen, bugüne kadar kendime ait bir güneş gözlüğüm hiç olmadı. Bunun yanında, bir kez bile sokağa çıkarken yanıma gözlük almadım. Sadece, ev arkadaşlarımın gözlüklerinden yararlanıp, ev içerisinde tatmin amaçlı taktım, biraz dolandım, hepsi bu. Güneş gözlüğü kullanmıyor olmamın bir sebebi var aslında...bana yakışmıyor. Hangi türü denersem deneyim, suratımda kesinlikle komik bir ifade bırakıyor. Bilmiyorum, belki bana uygun bir gözlük vardır ve hiç karşılaşmamışızdır. Sonuç olarak, güneş gözlüğü takıp, havasına hava katan o çocuklardan olamamak bazen beni üzüyor.

Tek çeşit küpe kullanmak büyük eksiklik. Bütün sene aynı küpeyle dolaşıyorum ve değişiklik yapmak istediğimde, farklı bir küpe takmak yerine, kulak mememi boş bırakıyorum. Defalarca küpe kaybettim, klozete ya da sahilin kum dolu karmaşasına düşürdüm. Ve her seferinde, gidip aynısından bir tane daha aldırttım...Aldırttım diyorum çünkü bugüne kadar kendime sadece bir kere küpe aldım. Geriye kalanları hep sipariş olarak başkalarına verdim ve sağolsunlar onlar da beni kırmayıp aldılar. Ancak, artık birisinin çıkıp "Al bak, bu da yakışır sana" deyip, tavsiye vermesinin zamanı geldi.

Gitar telim eksik mesela. Neredeyse bir ay önce, gitarımın iki tane telini koparmayı başardım ve gidip yenilemedim. Klasik gitara mahkum kalmış bünyem, bir an önce bunu bir sorun hâline getirse iyi olur çünkü 'cereyanlı' gitar çalmanın zevki çok ayrı. Amfiye taktığım kulaklıklarımla beraber, istediğim gibi gürültü yapma iznini elde etmiş olmaksa, bu zevki birkaç kat daha arttırıyor. Evet, ben bu eksikliği artık doldurayım.

Kahve içilecek insan eksik. Herkesle, karşılıklı bir şekilde kahve içilebileceğine inanmıyorum. Yani, elbet içersin ama çoğunun bir anlamı yoktur ve bu, kahveye hakaret gibi bir şeydir. Bu konuda nedensiz bir hassaslığımın olduğunun ben de farkındayım ama, kahve içilecek insanı bulabildiğim zaman, eşsiz sohbetlerin kapısını da aralayabileceğimi düşünüyorum. Kahveyi seven kişi, konuşabilmenin gizemini ve değerini bilen kişidir benim için. Zaten son zamanlarda birisiyle bir yerlere oturduğumda, kendime kahve söyledikten sonra "Sen kahve içme, çay filan iç" demeye başladım. Manyağım çünkü ben.

Uzun zamandır güzel bir müzik ziyafeti istiyor canım. Boş bir eve doluşup, kucak dolusu enstrümanı yığdıktan sonra, saatlerce çalmak filan istiyorum. Elimizde var olan klasik ve 'cereyanlı' gitar, mızıka, klavye ve defin yanına; ksilofon, marakas, ukulele ve melodikayı da eklemek gerek....Metalofonu da unutmamak lazım. Hepsine sahip olduktan sonra "Eeee, şimdi ne yapıyoruz?" demek, güzel olabilir.

Kabul etmem gerekir ki, son olarak da kilo eksiğim var ama bu konuda pek fazla yazmayacağım. Zayıfım lan işte!

Bir bira şişesinin içine, mısır tanelerini doldurup, ev yapımı marakasını yaratan bir insan tanıyorum. Çok başarılı olduğu söylenemezdi ama işini görüyordu. Zaten, kimin hayatına sahip olmayı istediğimi sorsalar, vereceğim tek cevap o insanın hayatı olurdu. Onun dışında, böyle de iyi sayılırım.

Yolda - Sonbahar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder