21 Eylül 2012 Cuma

Çok Kişiler Çoğu Klişeler

Bazı kişiler var, böyle, konuşmanın hep zevkli olduğu. Sonunu getirmek istemediğin sohbetlerin ortaklaşa yaratıldığı kişiler...ve elinizde olsa, günlerce konuşabileceğinizi düşündüğünüz...O kişiler çok yaşasın he mi...

Sonra bir de, bazı başka kişiler oluyor, konuşmaktan aynı özel tadı almak istediğim...ama olmuyor. Oysa, adım gibi emin oluyorum çoğu zaman. Tamam diyorum, bu çocuktan iş çıkacak...bütün kelimeleri seferber edip, şansımı zorluyorum hatta. Gerçi, benim zorladığım şanstan da adam olmaz. Birçok insanın bana anlattığı hikayeleri, uzadı uzadıya dinlediğimi düşününce, aynı şeyi başkalarına yapmaktan çekinir oluyorum...ben dinlerken pek sıkılmıyorum ama birisini tek taraflı bir hikayeye mahkum etmenin ne kadar bunaltıcı olabileceğini tahmin edebiliyorum. O yüzden çok da fazla olmuyor zorladığım şans miktarı.

Öyleleri, yapacağın hamleyi bilemediğin kişiler oluyor. Olduğun yerde kalıyorsun mesela, bir adım daha atmıyorsun. Sonra, o adımı atmanı istiyorlar, sen de atıyorsun. Ama işler daha da karışık hâle geliyor. Sudoku gibi...sudokudan hep nefret etmişimdir. Bir rakam koyarsın...sonra o koyduğun rakamın, yanlış yerde olabilme ihtimali belirir. Defalarca üstünden geçmen gerekir karelerin. Sıkıca kontrol etmen lazımdır. Onun gibi işte...ince eleyip, sık dokumak gibi ya da...ne bileyim, zaten sudokuda da öyle yapmak gerekmiyor mu?

Sudoku adını ilk duyduğumda, oyunun bir Türk icadı olduğunu filan düşünmüştüm...çünkü adı sudokuydu...yani...'su' ve 'doku'...

İnsanlar benimle konuşmayı seviyor, ne güzel. Oysa, o kadar sıkıcı birisiyim ki...ne bileyim, 'kafa' çocuk olamadım sanırım hiçbir zaman. 'Geçen yine arkadaşlarla içiyoruz' şeklinde başlayan cümlelerim neredeyse hiç olmadı mesela...ya da 'Adam eğlenmesini biliyor arkadaş' dedirtecek yerlerde çekilmiş fotoğraflarım yok. Zaten fotoğraf çektirmekten de hep uzak durmuşumdur... Baksana, bu bile sıkıcı yapıyor insanı.

Herneyse, bir şekilde iletişim kuruyorum işte. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama oluyor yani. Sonra da, bazı iletişimler farklı oluyor. "Şunu bir ayırayım, hayatımda bulunsun" diyorum.

İşte bu noktada, tekrar başa sarıyorum...çünkü bazıları içinde "Niye bilmiyorum ama hayatımda bulunması gerekiyor" diyorum. Sonraki kısım malum...oldu, olacak tadında uğraşılar.

Zaten olsa bile, aslında olmaması gerekiyor.

Sonuca bağlamam gerekirse...Lapacı adamın dibiydi.

Lissie - Nothing Else Matters

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder