29 Ağustos 2012 Çarşamba

When I'm Nice...

Berberimin beni terk etmiş olma ihtimali var. Saçlarımı kestiremiyorum ulan! Başka berberlerle yapamıyorum, anlamıyor musun Atilla?! Dön artık, gözünün yağını yiyeyim, dön...Ne seninle oluyor, ne de sensiz be 'serseri makas'...

Serseri Makas Atilla Abi hayatıma girmeden önce, gittiğim berberin adı Ali'ydi. Ali Abi biraz manyaktı. Biraz da şeydi...şey...neyse manyaktı diyelim, geçelim. Aslan yelesi gibi uzanan, pamuk gibi yumuşak, okyanus kadar derin saçlarımı kestirmeye karar verdiğimde gittiğim yer olmuştu Ali Abi...Yalnız, adamın soyadı Abi değil, o konuda bir anlaşalım. Atilla Abi'nin de soyadı Abi değil...yani hikayenin sonunda bunlar akraba filan çıkmayacak. Zaten hikayenin sonu nereye gidecek onu ben de bilmiyorum henüz...konu niye buralara geldi?..Ben bir kahve yapayım ya.

Evet, ne diyorduk...O saçları kısaltacağımı söylediğimde, Ali Abi'yle ilk kez tanışıyorduk. Bana "BAK EMİN MİSİN?! ÜNİVERSİTE GENCİSİN, BELKİ DE SAÇLARINI BİR DAHA UZATABİLECEK ŞANSIN OLMAYACAK!" gibisinden laflar etmişti ve ben "Yaa annneeeeeğğğğğ...aneeeeeğğm nerde yaaaaaağğğğ" filan diyerek ağlamayı düşünmüştüm o ara. Sonra da "YA KES İŞTE A.INA KOYAYIM!" dedim...Tamam, belki tam olarak o şekilde demedim ama, narin cümlemin altında yatan anlam kesinlikle oydu.

Gel zaman git zaman Ali Abi'nin müptelası olmuştum. Beni, yolda yürürken arkamdan attığı "Vay vay vayy beee, Antonio Banderas mübarek!" lafıyla tavlamayı başarmıştı. Bir utanmıştım, arkamı dönüp "Ay yok canım, abartıyorsunuz siz de...gerçi daha önce de birkaç kişiden duymuştum bunu ama yok yaaaaaaaaaa, of! manyak seni!" demeyi çok istedim ama bunu yapmadım.

Ali Abi çok konuşuyordu. Yani, gerçekten çok knouşuyordu ve bir noktadan sonra kendisini öyle bir kaptırmıştı ki, gizli ajan olduğunu bile iddia etti. Başını, beladan kaldıramadığını filan söyledi. Herneyse, gizli ajan olduğunu söylediği andan itibaren kararımı vermiştim. Ali Abi'den kurtulmam gerekliydi.

Bu kararı vermemle beraber, Ali Abi dükkanı kapattı.

Ha bu arada, dükkanın sahibi, Ali Abi'nin babasıydı ve Ali Abi'den baya baya kira alıyordu. Kirayı biraz olsun geciktirirse, araları fena açılıyordu. Hayır, bir de gizli ajan olacak...

Ali Abi'nin dükkanı kapatmasıyla beraber hayatıma Atilla Abi girdi işte. Anam, bu da istemeye istemeye konuşan, konuştuğu da zaten iki cümle bir şey olan biriydi ama iç sindirici kesimleriyle gönlümde taht kurmuştu lan. Şimdi bu da gitmişse, ne yapacağım hakkında bir fikrim yok.

Gerçi birkaç ay önce Ali Abi, tanımadığım ama kendisine 'Yusuf' denilen bir abiyle, ortak dükkana girdi ama olmaz. Ali Abi'ye gidemem. Adam beni görmesin diye, yolumu uzattığım zamanlar bile oluyor. Çok korkutucu dostum, inan bana çok korkutucu.

Saçlarımı kazıtacacağım gün elbet gelecektir. O kararlılığı sağlamam için gereken 'çıldırma' noktasına, önümüzdeki sene içerisinde geleceğime inanıyorum.

Sırf saçının küçük bir kısmı yerinde durmadığı için, eline makinayı alıp, tüm saçını kazıyan kız gibi olabilirim, niye olmayayım...ama o kızın gastriti vardı...benim yok...ne alakası var lan? Olsun, benim gastritim yok.

Söyle Joe'cuğum; when i'm nice, you don't like me anyway...

Joe Purdy - You Don't Like Me Anyway

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder