27 Ağustos 2012 Pazartesi

Pins And Needles

Küçük çaplı mucizelerle geçen tatilimin bana kattığı en güzel şey, yalnızlık duygusunun güzelliğini hatırlamam oldu. Karşılıklı özürlerimizi diledik ve tekrar barıştık.

'Bu tatil acaba ne yaptım' temalı bir yazı yazmaya gerek yok, nasılsa yıllar boyunca en net hâliyle hatırlayacağımdan eminim.

Bazı şeylerin, kalması gerektiği yerde bırakılması gerektiğine inanıyorum artık. Öylesine sevimli geliyorki insana, damağında izi kalan o eşsiz kahve tadını belki de hayatının sonuna kadar unutamayacak oluyorsun. Hiç dönülmeyeceğini bile bile bazı açık kapılar bırakıyorsun ve düşündükçe, yüzünde güzel tebessümler, içinde de sade ama yeterli mutluluk hissi oluşuyor.

Dört yıl önce bir hata yapmıştım. O hatam yüzümden neler kaçırdığımı ise hiçbir zaman bilemeyeceğim. Düşünmeyiyse uzun zaman önce bırakmıştım zaten.

Dört yıl sonra, yeni bir şans geçti elime. Bu sefer, aynı hatayı karşılıklı bir şekilde ve bilerek yaptık. Birkaç günlük 'birbirini tanıyan iki yabancı' oyunu sanırım yetecektir. Belki de, anın tadını çıkarma hakkında gösterilebilecek en sempatik örneklerden birini sergiledik. Dediğim gibi, aynı hatayı bu kez bilinçli bir şekilde yaptık...ve şimdi, o hatamız yüzünden neler kaçırdığımızı ise hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama, muhtemelen bunu düşünme gereği bile hissetmeyeceğiz.

Beklediğim şey, A Lot Like Love filmindeki gibi bir gelecek de değil. Hem, elimde Oliver Martin'in sahip olduğu imkanlar da yok. Yine de, ben bu küçük hikayemi, 'A Lot Like Love Mucizesi' adı altında saklayacağım.

Şu anda gülüyorsam bunun tek nedeni, Tonight şarkısı çalmaya başladığı an, paylaştığım kulaklığımı kaptığım gibi, şarkının dinlenilmesine izin vermediğim o anı hatırlamamdır.

Bütün gün gülebilirim. Mutlu ya da huzurlu olduğumdan değil...Az da olsa, huzuru yeniden yaşayabildiğim için. Sanırım Datça'ya gitmek, uzun zamandır verdiğim en doğru kararlardan biriydi.

Küçük mucizeler...onlara inanın...

Ama bazı mucizelerin tadında bırakılması gerektiğini unutmayın.

Evdeyim ve tekrar sıkılıyorum. Az önce, sırf yapacak bir şey bulamadığım için krep yaptım ve hiçbirini yemedim. Dolapta öylece duruyorlar. Gelip yemek isteyen olursa haberim olsun.

Yalnızlığı ne kadar seversem seveyim, yemek masasına tek başıma oturmaktan korkmaya her zaman devam edeceğim. Ne yapayım, üzülüyorum işte.

Billy Talent - Pins And Needles

2 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. iletişim bilgilerini insan kaynakları departmanına bırakırsan, sevinirim.

      'departman' kelimesini cümle içinde kullanma şansını elde ettiğim içinse, son derece mutluyum.

      Sil