13 Ağustos 2012 Pazartesi

Sinnerman

Yarın için güzel bir kahvaltı istiyorum. Ne yiyeceğime henüz karar vermedim ama arkadaşım, şu pahalı kahvaltı tabağından alırsa benim de işimi bir nebze görmüş olur. İşte o zaman, kendim için karışık omlet söyleyebilir ve mantarlarını teker teker ayırıp, afiyetle yiyebilirim.

Kahvaltı ve sohbet faslı bittikten sonra arkadaşımı bir köşeye fırlatıp, ağır adımlarla Moda'ya doğru gitmek istiyorum. Bu aralar çok kalabalık olduğu için, şansımı sabah vakitlerinde denemeye karar verdim. Gerçi, ramazan nedeniyle Moda da biraz boşalmış gibi ama yine de boş bank bulmak oldukça zor. İşimi şansa bırakmama gerek yok.

Bahariye'yi geçtikten sonra, sessizce kulaklıklarımı takmayı düşünüyorum. Yolculuğum boyunca, kulaklarıma eşlik edecek olan şarkıyı açıp, bankıma doğru yürümeye devam edeceğim;

Oh sinnerman, where you gonna run to?
Sinnerman, where you gonna run to?
Where you gonna run to?
All on that day

Zihin defterimi yanıma alıp almayacağım konusunda kararsızım ama sanırım almam. Onu, geceleri uykum benimle oyun oynarken aklıma gelen düşünce ve cümleler için istemiştim sonuçta. Ev sınırlarının dışına çıkmasına pek gerek yok.

Tek yapmak istediğim, mümkünse, bana ait olması gereken banka oturup, Sinnerman şarkısını dinlemek ve kirli manzarayı izlemek. On dakikalık Nina Simone ziyafetleri dışında, başka hiçbir şarkıya ihtiyacımın olacağını sanmam.

But the rock cried out, I can't hide you
The rock cried out, I can't hide you
The rock cried out, I ain't gonna hide you guy
All on that day

Yalnızlıktan korkmamak güzel bir şey lan. Doğru adımı atmak için gizlice beklemek...bazen seneler geçiyor üstünden ama olsun, sürekli yanlış yönlere sapıp, en sonunda kaybolmaktan daha makul olsa gerek. Attığın doğru adımların harcı da tutmayabiliyor bazen ama buna da olsun.

I said, "Rock, what's a matter with you, Rock?"
"Don't you see, I need you, Rock?"
Lord, Lord, Lord
All on that day

En güzel sigara Moda'ya karşı içiliyormuş diye duydum, üstat öyle demişti. Dönüş yolculuğumda, bakarsın uğrayıveririm kendisine.

Sinnerman ve I am a Storm, bana hediye edilmek üzere yazılmış olan şarkılar olsun, kalbinizi kırmayayım.

Moda, konuşmamızın vakti geldi...

So I run to the river, it was boilin'
I run to the sea, it was boilin'
I run to the sea, it was boilin'
All on that day


Die Alone parçasını da unutmayayım...çünkü Ingrid Michaelson diyor ki 'Maybe I won't die alone'...Kim bilir Ingrid, kim bilir...

Nina Simone - Sinnerman

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder