8 Ağustos 2012 Çarşamba

Özlediğim Melodiler ve İzler

Person of Interest diye bir dizi var. Aslına bakılırsa, çok ahım şahım bir dizi olduğu söylenemez. Bölümlerin kendi içerisinde çok fazla açığı oluyor ama bunu görmezden gelip, izlemeye devam edebiliyorsunuz çünkü çok güzel diyaloglara sahne olabiliyor. Sanırım oyuncu ve senarist kalitesi böyle bir şey olsa gerek.

Şu ana kadar sekiz bölümünü izlediğim dizinin, ağzımı açık bıraktıran parçalar çalmasıysa ayrı bir güzel, belki de en güzeli. Hatta, sırf bunun için bile izliyor olabilirim diziyi. Hayatımın önemli noktalarında, arka planıma koyduğum parçaların teker teker karşıma çıkıyor olması hoşuma gidiyor. Çünkü o şarkıları unutmuş oluyorum. Önemli noktalar gibi, o melodileri de arkamda bırakmış oluyorum. Tekrar karşılaştığımızda ise, ne kadar özlediğimi hatırlıyorum.

Önce Live With Me çaldı mesela. O kadar güzel bir sahne ve oyunculukla süslenmişti ki, tekrar tekrar izlememe neden oldu. Sonra şarkının bendeki hikayesi geldi aklıma. Biraz eskilere döndüm, geçmek zorunda olan günlere...

Uyku problemi artık bir klişe. Gariptir, neredeyse herkesin uyku problemi var. Sanırım insanlar bunu yanlış yorumluyor. Gece geç saatlere kadar uyumamanın, uyku problemi olduğunu filan sanıyor. Oysa, durum biraz daha farklı olsa gerek.

Sırf vakit ölsün diye uyumak zorunda olduğum zamanlara sahiptim. Geceleri uyanıp, kimse rahatsız olmasın ve uyanık olduğumu fark etmesin diye ışıkları yakmadan, öylece oturduğum anlar oldu. Kulaklığımı takıp, müzik dinliyordum mesela. Defalarca aynı şarkı çalardı, Live With Me. Uyumak istemiyordum ama uyumak istiyordum. Garipti yani...Ev arkadaşlarımın bu kadar rahat uykuya dalabiliyor olmalarına şaşıyordum. En son çare olarak, iki dal sigarayı arka arkaya içiyordum. Başıma yorgun bir ağrı çöksün ve uykuya dalmam kolaylaşsın diye.

Sonra, yine uykunun tutmadığı gecelerden birinde, bir word dosyası açmış ve dakikalarca, hiç durmadan yazı yazmıştım. Rahatlamama yardımcı olur ve ben de gidip uykuya dalabilirim diye. O kadar hazırdı ki cümlelerim. Olgunlaşmış bir şekilde, dışarı çıkacakları o geceyi bekliyorlarmış gibiydiler. Kendime şaşırmıştım resmen. Yazılmış her kelimenin altında yatan şarkı yine Live With Me olmuştu. Ertesi gün yazdıklarımı okuduğumda, silmeye karar vermiştim çünkü benim için fazla ağırdı. Süslenmiş cümlelerin satır aralarına saklanmış gerçekler vardı ve gerçeklerden nefret ederim.

Person of Interest'a geri dönelim. Dün gece, diziyi izleyip izlememek arasında kaldığım vakitlerde, yine uyuyamadığımı fark ettim ve izlemeye karar verdim. İzlediğim herhangi bir şeyi yarıda bırakmayı sevmiyorum, mesela film izlerken uykuya dalan insanları hiç anlamıyorum ve anlamak istemiyorum. Bu yüzden, diziyi izlemeye karar vermemle birlikte, kırk üç dakika boyunca uyanık kalacağıma dair yazılı olmayan bir belgenin üstüne, çizili olmayan bir imza atmış sayıldım.

Güzel bir bölümdü. Yine açıkları vardı ama J.J. Abrams'ın Lost dizisini hatırlarsak, açıkları kapama konusunda iyi bir referansa sahip olmadığını zaten biliyoruz. Sonu az çok tahmin edilebilirdi ama kim derdi ki I Know You Are But What Am I? çalacak...

Heyecanlandım ve garip bir şekilde mutlu oldum. Parçanın adını hatırlamam vaktimi aldı ve her geçen saniye, dizinin son sahnesinin içine daha fazla girmeye başladığımı hissettim. O şarkı benimdi. Mogwai herkesin olabilirdi ama o şarkı benimdi. Bir başkası tarafından, ben söylemeden fark edilmişti ve bu çok güzeldi.

Zamanında yazmış olduğum 'Sevgili Mogwai' başlıklı yazım geldi aklıma. Açtım ve tekrar okudum. Son kısım, yeniden düşünmeme neden oldu;

Sevgili Mogwai...Ne kadar sürer bilmiyorum ama elbet yeniden hissetmeye başlaşayacağım. O zamana kadar bekle...Çünkü senin için ayırdığım birkaç anıyı, odamın en gizli yerine sakladım. Tekrar hissetmeye başladığım zaman o anıları seninle paylaşacağıma söz veriyorum.
  
On ay geçmiş...Değişen bir şeylerin olduğunu söylemeyi çok isterdim ama sanırım hâlâ aynıyım. Hissetmekten pek anlamıyorum ve rol yapıyorum. Bazen abartıyorum, belki bu sayede bazı duyguları ortaya çıkarabilirim diye. Bazen de korkuyorum ve vazgeçiyorum.

Bazı parçalar vardır, diziye monte edilir. Bir de Person of Interest var, çalan şarkının hakkını veren sahneler yaratan...Bugün bütün buruk sevinçlerim, o şarkıların hakkını veren oyunculuklar çıkaran Jim Caviezel ve senaristlere gelsin.

"In the end we are all alone and no one is coming to save you"

Mogwai - I Know You Are But What Am I?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder