2 Ocak 2010 Cumartesi

Yeni Yıl İçerikli Yazı Yazmak Adettendir

Yeni yıla, kafayı bulup ondan geriye sayarken ciddi ciddi "Abi siz girin, ben kendimi iyi hissetmiyorum sonra size eşlik ederim." diyen tiplerle girdim. Yeni yıla girmesi güzeldi de, sonrası işi bozdu be...

Abi siz girin, ben kendimi iyi hissetmiyorum sonra size eşlik ederim ne demektir ya ? İki gündür kafama takıldı düşünüp duruyorum. İşin garibi, geri sayım tamamlanana kadar kimse ciddiyetini bozmadı, 2010'a girdiğimiz andan itibaren bu cümleye dakikalarca güldük. Güldük tamam da, e benim şimdi kafama takıldı. Bi' mantığa oturtmalıyım bu cümleyi. Yoksa finalmiş falan hiç çalışamam.

Final demişken, valla helal olsun okula...Adamlar işi biliyor, dört gün tatil koymuşlar araya. Geçen sene , haftasonları da sınav yapan okul bu sene tatil vermiş. E tabi, zaten ilk gün yeni yıl hazırlığı olacak, ikinci gün yani yeni yılın ilk günü kafalar kıyak olacak, üçüncü gün anca kendimize geleceğiz, dördüncü günde ders çalışacağız. Tebrikler okuluma gitsin isterim ben. Adamlar oturmuş, işin matematiğini çözmüş, tabloya aktarmış, bilinmeyenleri belirlemiş, sonrasında bi'de grafik çizimini yapmış ve sonunda dört gün tatilde karar kılmış. Ya da direk, dört gün tatil verelim pazartesi günü başlasın sınavlar demişler. Arada kaldım...İkisi de çok mantıklı. Acaba işin matematiğine mi kafa yormuşlardır, yoksa kalplerinin sesini mi dinlemişlerdir ? Bi'de ben böyle sanki birden fazla kişi bu kararı veriyormuş gibi konuşuyorum ama acaba sadece rektör mü bu kararı veriyor ?

O değilde, doğalgaz faturasını ödedik, geç meç sonunda açtılar ama bir gün sonrada kombinin suyu bitti iyi mi...Niye öyle oldu lan ? Oysa çok sevinmiştik...Büyük bir sevinçle bütün kaloriferleri açmıştık. Evin içinde atletle gezmemize ramak kalmıştı. Ah be...Olmadı işte. Kısmet değilmiş. Ama var ya bir daha ki aya o kaloriferleri açıp, dışarıda yağmur yağarken ben evde atletle dolaşacağım. Evet evet fena fikir değilmiş...Yalnız eldivenleri çıkarmam ona göre ha. Çok karizma duruyorlar elimde. Kendimi feci asi hissediyorum...Evin içinde eldivenle dolaşmalar falan. Dostum çok kuulum ya !

Oğlum evde kaç aydır televizyon var, daha bir kere açmadık. Biri şu kumandanın sol üst köşesindeki açma tuşuna bassın artık. Hâla neden tv izlemek için karşı daireye gidiyoruz anlamadım lan. Elektrik faturası az gelsin diye mi açmıyoruz acaba ? Bak içime fena kurt düştü şimdi ha...Artık şu televizyon konusunu açmalıyım. Konuşmak lazım böyle şeyleri. Hatta ben açayım şimdi...Anam yok ya valla hiç kalkacak hâlim yok. Sonra açarım.

Hayır işin saçma tarafı, eve kim gelip televizyona baksa "Televizyon çalışıyor mu ?" diye soruyor ve biz de hâliyle evet diyoruz ama kanıtlamak adına açmak gibi bir derdimiz yok. Hadi biz açmıyoruz, ulan misafir sen açsana şu televizyonu. Bi'kere açılsa gözümüz alışacak hep açacağız o televizyonu da dur bakalım hayırlısı.

Tatilin üçüncü gününde, yavaş yavaş kendine gelme evresini, oldukça yavaş tamamlıyorum ben. İki saatte bir uyumak istiyor canım. Yaşam belirtileri gösterdiğim dakikalarda dahi fazlasıyla uykum var. Hâla ayılamadım mı acaba ben la ! Dur bakayım hele...Oz bu kaç ?..Altı. Tamam doğru. Ayılmışım ya sorun yok.

Good-for-nothing cümlesiyle ilgili bir yazı yazacağım unutmamam lazım. Finallerin bitmesine beş gün kaldı. Onlar bir bitsin...Sonra, tek bir cümleyle nasıl koskoca bir saçmalamaca çıkar bunu göstereceğim. Unuturum falan sonra...Ben buraya yazayım da ne olur ne olmaz.

Yalnız şaka maka, adam kendini iyi hissetmediği için yeni yıla girmek istemedi ha...Acaba şimdi ne durumdadır ? Girebilmiş midir acaba 2010'a ? Pazartesi günü gelip "Baba sonunda girebildim ya. Nasıl, bensiz sıkılmadınız değil mi ?" filan demesin şimdi bu. Of, düşünmem gereken çok şey var...Gidiyorum ben baydınız beni.

My Chemical Romance - I Don't Love You

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder