Söylenecek o kadar fazla şey oluyor ki bazen...O anlarda nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Kararsızlık süreci, getirisinde uzun süren sessizliklere neden oluyor. En sonunda, hiçbiri hakkında konuşmamaya karar veriyorsunuz ve bitiyor. İşte...Sorun çözüldü.
Kafanızın bir şeylerle meşgul olmadığı anlar, en tehlikeli zamanları yaratır. Bu sayede, kafanızdaki onlarca sorunu düşünme şansını yakalarsınız. Bir sürü şeyin biriktiğini fark edersiniz. Kaçmak için bir şeyler yapmak gerekir. Evin içerisinde şuursuzca yürümek, hatta koşmak...Kapınızı açıp, apartmandaki son dedikodulara kulak vermek...Televizyonu açıp saatlerce neyi izlediğinizi umursamadan ekrana bakmak...Ve hatta bulaşıkları yıkamak...Ne yaptığımız hiç önemli değildir. Tek isteğimiz kafamızın dağılmasıdır ve bunu yapabilmek için birçok seçeneğimiz vardır
Yine de, kaçmak o kadar basit değildir...Belki bir süreliğinede olsa, kafamızı anlık uğraşlarla meşgul edebiliriz. Belki haftalarca hatta aylarca...Sorunlar bekleyebilir. Bizi rahatsız edebilmek adına büyük bir sabır ve heyecanla kafamızın içine saklanıp derin bir uykuya dalabilir. Ve bir daha ki karşılaşmanızda çok daha güçlü bir şekilde karşınıza çıkar. Birikirler...Artık çok daha fazla sorun ve getirisindeki sorulardır kafanızı kurcalayan.
Ertelenmek aslında zevk verir bütün düşüncelere. Sorunların hepsi, birbirinden akıllı ve sinsidir. Ne kadar kaçarsak kaçalım, eninde sonunda onlarla yüzleşmek zorunda olduğumuzu bilirler. Aynı zamanda zalimdirler...Bizi uğrattıkları her bir yenilgi, onlar için büyük bir zevk kaynağıdır. İster erteleyelim, ister yüzleşelim. Farketmez...Ne olursa olsun, kaybeden bellidir. Bize düşense, en az hasarla nasıl kurtulabileceğimizin hesaplarını yapmaktır. Ve en küçük hasarlar bile, çok büyük yaralara neden olabilecek kadar güçlüdür.
Kontrol edebildiklerimiz düşüncelerimiz değil, sıralarıdır. Sadece ne zaman, neyi düşüneceğimize karar verebiliriz. En kötülerini ve yorucularını, en sona koyarız. O an, tuzağa düşeriz...Her şeyi hallettiğimizi ve düzene soktuğumuzu zannederiz. Oysa bu büyük bir yalandır...Bunu kendimizde biliriz...Ama yalanların en kolayları ve ortaya çıkmayanları, kendimize söylediklerimizdir. Bu yüzden, kendimizi kandırıyor olduğumuz gerçeğini çokta fazla kafaya takmayız.
Her ne şekilde ya da nasıl bir zamanda olacağını kestirmek zor ama bir gün olacağı kesin. Gözleriniz dalacak, birkaç saniye boşluğa bakacaksınız ve bir anda uzun zamandır aklınızda olmayan şeyler kafanızı kemirmeye başlayacak. Nereden ve nasıl geldiğini anlamayacaksınız bile. Bir anda ve oldukça sessiz bir şekilde çalacak kapınızı. Yüzüne kapatmak için elinizden geleni yapacaksınız ama o çoktan ayağını kapının aralığına koymuş olacak.
Hangisinden başlayacağınıza karar veremediğiniz anda, sizi yavaş yavaş bırakmaya başlayacak. Çünkü o an, bataklığa saplandığınızı fark edeceksiniz. Kurtulmak için çok büyük fedakarlıklar yapmanız ve sonuçlarına uzun bir süre katlanmanız gerekecek. Şimdi...Bataklığa saplanana kadar, düşüncelerimden saklanmam gerek. Bu nedenle, ben bulaşıkları yıkamaya gidiyorum.
Keane - With Or Without You
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder