16 Ocak 2010 Cumartesi

Sevmiyorum Demedim Ama Sevdiğimi de İddia Etmedim

Durup dururken aklıma gelenler...Aslında hep aklımdadırlar ama bir süreliğine ikinci plana atmışımdır. Çok alakasız bir zamanda ortaya çıkıverirler. Biran durgunlaşırım. Düşünmeye başlarım. Düşünmem gerekenden çok daha fazlasını...Somut bir şekilde insandır düşündüğüm şey. Ağaç, toz, toprak ya da yağan kar değildir. Sadece insandır...Ve ben o insandan nefret ederim o dakika içinde. Muhtemelen o insanda uzaklarda bir yerlerde benden nefret etmektedir. Bilemem.

Her yerde, illa insanın neşesini kaçıracak birisi kesinlikle vardır. Maksat insanların moralini bozup "Hey, ne kadar havalı bir tipim lan ben öyle ! Hepinizden farklı bir bakış açısına sahibim." bakışını atmaktır. Belki de tam olarak o bakışı atmak istemiyordur. Amacı sadece sempatik gözükmektir. O insanları hiçbir zaman sevememişimdir...Çünkü bu benim işim. İnsanların bana sempatiyle yaklaşırken, diğer yandan düşününce "Aslında çok uyuz bir tip." demeleri gereken kişi benim. Başkalarının bu çabasını görmek istemem. Zaten, kimsenin bu konuda benim kadar başarılı olduğunu görmedim. O kişilerde bunun farkında olduğu için benden hiç hoşlanmazlar. Birbirimizi sevmeyiz...

Mesela yağan kardan büyük bir zevk alıp, kafasındaki bereyi büyük bir mutlulukla çıkaran çocuğa, "Hayvana bak hayvana...Demek birde yerler kar tutsa sevincinden ağlayacak. Küçükken anası hiç kartopu oynamamış bununla belli." diyen kişiyedir bütün nefretim. Çok merak ederim, acaba yazın hava iyiden iyiye sıcak olduğunda, insanlar kısa kollularla dışarıya çıkmaya başladığında aynı kişi "Hayvanlara bak...Demek bir de terleseler mutluluktan birbirlerine sarılacaklar. Küçükken anaları hiç tatile götürmemiş bunları belli." der mi ? O ilerizekalı kıskancı sevmek istemem ve muhtemelen bu düşüncelerimi bilse o kişi de benden pek hoşlanmaz. Ancak bu durum ikimiz içinde problem yaratmaz.

Dünya'nın işleyişini çözdüklerini düşünenler...Başlarına gelen her b.ktan olaydan, aslında gizliden gizliye zevk alırlar. Kurdukları felsefi cümlelerle, hem insanların onlara acımasını sağlar hem de kendilerinin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamaya çalışırlar. Küfür etmek isterim onlara...Hayatın sürekli kendi etraflarında döndüğünü sanarlar. Her kötü olay sadece onların başına gelirken, geriye kalan tüm olumlu şeyler diğer insanlara bahşedilmiştir sanki. Hiç kimse iyi değildir...Muhakkak sorunlar vardır. Bazıları yüksek sesle söylemekten zevk alır, bazıları içinde boğmak için elinden geleni yapar. Konuşması gereken yerde konuşup, susması gerektiği yerde susan kişiler çok azdır. Uçlardadır herkes...Yüksek sesle, bangır bangır bağırarak dertlerini anlatıp en sonunda iyi olduklarını ve bu durumun üstesinden gelebileceğini söyleyenleredir garezim benim. Sevgi, hiç durmadan konuşana, nefretse sessizce olanları süzen ve gerektiği yerde sindirmeye çalışana duyulur. Çoğu konuşkan bilir onlardan nefret ettiğimi...Bu yüzden en çok benim onlarla ilgilenmemi isterler. İsterler çünkü onlarda benden nefret eder. Tek istedikleri, benim bile o kişiyle ilgilendiğimi herkese göstermektir.

Tek başına bir yerlere gidip uzunca bir süre hatta hiç dönmek istmeyenleri sevemem...Çünkü o benim hayalimdir, benim isteğimdir. İsteklerim çalınıyormuş gibi hissederim. Sevemem işte...Benim yapmak istediğimi, başkalarının sanki benden duymamışçasına gelip bana söylemesidir beni sinir eden. Çok yapmacıktır. Sadece hayalim değil...Sevdiğim filmleri çalarlar benden ya da sevdiğim şarkıları. Ardından kendilerinmişçesine sahiplenir ve aynı filmi ya da şarkıyı bana anlatırlar. Garipserim...Sanki tüm olup biteni bir tek ben biliyormuşum gibi hissederim. O yüzden artık kolay kolay paylaşamam birçok şeyimi. Hatta kahkahamı...İstemem benden çalınmasını.

Çok kişiden nefret ederim aslında...Çok kişiye yabancıyımdır. Yabancı olan tehlikedir. Tehlike kötüdür. Kötü olan sevilmez. Sevilmeyenden nefret edilir. Bu kadar basit düşünürüm. Çünkü hâla bir veletten farkım yok. Olmasını da istemem. Bazen aniden gözlerim açılır. Aynada kocaman birisini görürüm. Korkarım...Kaçacak bir yer ararım. Muzurluk peşinde koşarak, tekrar ufaklık olmaya çalışırım. Tekrar birçok şeye yabancı olmayı ve birçok kişiye sevgisiz gözlerle bakmayı denerim.

Dolabın içinden çıkacak canavarlara inanırım ben hâla. Karanlıktan korkarım. Evin içinde bir şeyleri kırabileceğimi düşünmeden koşmaya devam ederim. Topumdan vazgeçmem...Salonun ortasında, ne kadar çiçek devirdiğimi umursamadan oynarım. Beni görenler yirmi yaşında olduğumu söylerler. Oysa ben, hâla sekizimde olduğuma yemin edebilirim...

Aslında çoğu kişi tehlikesiz ve masum. Biliyorum...Ama olsun. Kolay değil birilerini sevmeye başlamak. Çok fazla kişi var sevmem gereken. Hepsini bir köşeye biriktirmiştim. Nereden başlayacağımı bilemiyorum...Belki, atıldıkları köşelerden birileri kalkıp bana doğru gelmeye başlarsa ben de onlara doğru yürümeye başlayabilirim. Yine de söz veremem.

Kısacası seni sevemiyorum...Ve sen de beni sevemiyorsun. Ama seni sevebilirim...Ve sen de beni sevebilirsin. O zaman...Sev beni.

The Dears - Who Are You, Defenders Of The Universe ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder