12 Ocak 2010 Salı

Hadi Bugün Koşalım

Daha uzağa...Her geçen gün, daha uzağa gidiyorum ve oldukça hızlıyım. Bugün yapacağım tek şeyse, daha hızlı koşmak olacak. Aslında herkes hata yapar...Asıl sorun, hatalarının üstüne doğrumu yoksa gözlerini kapatıp tam tersi yönünde mi koştuğundur. Ben bugün olduğum yerde koşmaya karar verdim...İki tarafada yaklaşmadan ya da uzaklaşmadan, çemberler çizerek.

Ara vermek gerekir bazen...Sonuç olarak herşeyi bir anda çözmek imkânsız. Hem yorulmaya da değmez. Biraz mola verip sıcak kahvemizden yudumlamamız gerekir. Hem de en sevdiğimiz müziğin eşliğinde. Devam etmeniz gerektiği yerde hile bile yapabiliriz...Bir on dakika daha beklemekten kimseye zarar gelmez. Hatta belki yirmi dakikadan...Ne kadar hilekar olduğunuza bağlı.

Biraz buğulu olacak önümüzdeki yol...Her şeyin net bir şekilde önümüze konmasını bekleyemeyiz sonuçta. Hem, önünü net göremeden koşmak zevklidir...Düşünsene; önünde tam olarak göremediğin birşey var...Gözlüğünün camını silmek için vakit yok. Koşmak zorundasın...Ne kadar beklesende elbet koşman gerekecek. Seçim meselesi...Ya gözlerini tamamiyle kapatıp koşar ve bundan büyük bir zevk alırsın, ya da korkak adımlarla yürürken arkandan gelenlerin senin ezip geçmesine razı olursun. Bırak buğulu kalsın gözlüğün...Çıkarma dursun işte...Sen sadece koş...En kötü ihtimalle koca bir ağaca çarpar ve kısa bir uykuya dalarsın. Koşmanın zevkli yanıda bu değil mi zaten ? Nereye, neden koştuğunu bilmemek.

Boşuna soru sorma çünkü cevap alamazsın. Etrafında sana cevap verecek kimse yok. Yalnızsın...Kimse sana destek olmayacak. Gördüğün her kimse güvenmenin anlamı yok. Boşuna kendini tehlikeye atmış olursun. Seninle konuşur, aklını çeler...Koştuğun yoldan başka yere sapmana neden olur. Dikkat et...Hiçbir zaman sorulamayacak sorulardır en tehlikeli olanlar. O yüzden, sana sorulanlarla kafanı meşgul etme. Kimsenin zihnini karıştırmasına izin verme. Hatta, seni çok rahatsız etmeye başlarsa otur bir yere ve senden çok uzaklara gitmesini bekle. Burası geniş ve büyük bir labirent...Biraz mesafe, birbirinizi kaybetmeniz için yeterli olacaktır.

Nasıl olsa bir karar vermen gerekmeyecek mi ? Ne kadar yavaş adımlarla gidersin git, sonunda bir sonuca varmayacak mısın ? Geride sadece boşuna geçmiş zaman kalmayacak mı o zaman ? Koşmak varken, kendiniz özgür hissedercesine...Yüzüne çarpan rüzgârın tüm vücuduna yavaşça yayılmasını hissetmek dururken...Suratına hafifçe vuran ağaç dallarının yarattığı çiziklerin acısına gülmek varken...Neden sıkıcı bir şekilde yürüyesin ki ? Bir karar vereceğiz evet...Yürüyerek neden boşu boşuna zaman kaybedelim ki ? Hem eminim...Koşsakta, yürüsekte her zaman aynı kararı vermek geçecek içimizden. Koşarsak, istediğimiz şeyi düşünecek vaktimiz olmayacak. Böylece vazgeçmemiş olacağız isteklerimizden.

Son bir saat sesi...Karar vermek önemli noktalardan biri. Önce seçenekler önüne sunulur. Ardından sana sunulanları gözden geçirirsin ve birkaç tanesini elersin. Geriye kalanlar senin için en makul seçeneklerdir. Ve karar vermen gereken kısım gelir. Elbet bir taraflara doğru yol alman gerekecektir. Olduğun yerde kalmak gibi bir şansın olmaz. Korkmak doğaldır...Bu yüzden son bir saat sesi iste...Tik-tak sesini duy ve yola koyul. Emin ol, bir kez daha herşey mükemmel olacak.

Koş gitsin işte...Her zaman demez misin "Özgürce koşmak istiyorum." diye ? Her zaman istediğin bu değil midir içten içe ? İşte fırsat...Koş ! Kimse sana engel olmayacak. Cesaret işi aslında...İsteklerini yapabilecek kadar cesaretli misin ? Gerçekten koşabilecek misin ? Sanmam. Ama olurda bir gün koşmaya karar verirsen aklında bulunsun...Yanına yara bandı almayı unutma...Yol, küçük taşlarla dolu ve düşmene elverişli.

Mew - King Christian

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder