Bir buçuk ay boyunca kuru fasulye yapacağını iddia eden ev arkadaşı...Yazıklar olsun ! En son yaptığın güzel olmamıştı...Ve beni kandırdın...Bu sefer güzel olacak dedin. Hayallerimi yıktın, üstüne bastın, çiğnedin, çöpe attın, küflenmesini büyük bir zevkle izledin ve çöp konteynırına boşalttın. Çok dertliyim blog...Çok dertliyim.
Finaller biter, herkes evine barkına döner. Kantin önünde çay eşliğinde donma uğruna içilen sigaralara, yorgunluktan ölmek üzereyeken boş sandalye olmadığında yere oturmalara, kafeteryada bilardo oynarken topu bilardo masasının dışına atıp büyük tehlike oluşturmaya, masa tenisi topunu kafeterya dışına yollayıp yarım saat aramalara, sınava yirmi dakika kala çalışmaya, ben Düzce'ye gidiyom ya muhabbetlerine, bir aylık ara vermenin vakti gelir...Üzülüyor muyum ? Hayır...Seviniyor muyum ? Hayır...Birazcık rahat, birazcık buruk. Hepsinin en tazesinden azar azar aldım.
Dün, X şahsı İstanbul'a giderken herkes şen şakraktı mesela. Güzeldi...Biraz duygu yükleyim dedim ama olmadı be...Karşı dairede oturan diğer bir X şahsıyla, kapı eşiğinde şöyle bi muhabbet bile geçti...
Oz:
- Vay be...Yaprak dökümü başladı be X.
X:
- Haaaa iyiymiş...Neyse hadi görüşürüz komşu.
Oz:
- Tamamdır komşu hadin geliyorum birazdan takılırız. PES atarız.
Budur...Bütün olay bu. Galiba herkes birbirinden bıkmış biraz. İyi oldu iyi...Tatil tam zamanında geldi. Ama böyle finalleri bitenlerdeki sevgi pıtırcığı modu çok güzel oluyor. Bir hafta öncesinde "Susun lan biraz ! Ders çalışıyoruz ! Sesini kısın lan biraz televizyonun !" gibi sert çıkışlar yapan kişilikler, şimdilerde her şeye gülüyor, eğleniyor...
Yalnız işin garibi, İstanbul'a giden elemanın, bizimle ilk konuşmasında "Oğlum özledim lan sizi." demesi de garip tabi. Dur daha yeni gittin lan ! Özellikle de bana "Oz, hadi gel lan İstanbul'a. OC izleriz beraber. Anna geri gelene kadar durmadan izleriz." demesidir beni korkutan. Final dönemiydi...Herşey çok karışıktı. Yanlışlıkla izledim be OC'yi...Aynı hataya bir daha düşmem. Yarıda kalırsa kalsın arkadaşım. Hiç umurumda değil valla. Tabi, olumsuz cevap alınca "O.C.'yi artık televizyondan yakaladıkça izlersin o zaman. Hah ! Nası koydum lafı !"demesi de ayrı bir garipti. Oysa ben kendimi gayet açık ifade ettiğimi sanıyorum. Neyse ki kontör bitti, ve bu kısır döngülü konuşmaya bir son verebildim.
Bugün de sırada bir İzmir yolcusu var. Yarın bir tane Çanakkale, bir tane de Denizli yolcusu olacak. Ben de kafama göre takılırım ya...Nasılsa her yarım saatte bir otobüs var heheyt !!! Bakarız ya acelemiz yok. Hele şu İzmirli'yi bir yolcu edelimde...
Eve basket potası almak fena fikir değilmiş ama...Gerçi potayı, aldıktan altı dakika sonra kırdım ama olsun. En azından topu kaldı onunla oynuyoruz. Henüz hiçbir şeyi kırmamış olmamız gayet güzel. Umarım böyle devam ederiz çünkü çok riskli hareketler yapmaya başladık. "Bak şimdi...Topu kaldırıp vurcam, şu bardağın üstünden geçip duvardan sekecek, sonra yanındaki bardağın üstünden geçip laptopun üstünde duracak." gibi cümleler kurup birbirimizi gaza getirmeyi belkide bırakmalıyız. Ama çok eğleceli oluyor be. Ne kadar risk, o kadar eğlence.
Amaan...Bir dönem bitti işte. Sakarya'nın her anı güzeldi. Tek bir kötü olay hatırlamıyorum. Bu yüzden aramadım çok fazla İstanbul'u. Gerekte yok zaten. Özler miyim bilmiyorum buraları ama "Oh be! Sonunda bitti !" demeyeceğimde kesin. Sakarya zamanları biraz kesintiye uğrayacak. Kısaca...Aradığınız aktivitelere bir aylığına ulaşılamıyor.
IAMX - Bring Me Back A Dog
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder