11 Ocak 2010 Pazartesi

On Birinci Baskı

- Abi sizin işler bu aralar kesat galiba...Çok fazla boş zamanınız var ondan bana taktınız sanırım.

- Ne alakası var lan it !

- Ya abi, insan beş bin için bu kadar çok uğraşır mı ya ? Sizin meslekte daha büyük paralar dönüyor sanıyordum ben. Ne bileyim elli bin, yüz bin, iki yüz bin...Ama beş bin için de bu kadar uğraşılmaz ki be abi. Ne oldu ? Size borcu takıp kaçtılar mı ?

- Lan g.te bak ! Bir de laf sokuyor iyi mi ?! Daha ne kadar dövmemiz gerek lan seni. Gelecek ayda mı peşine düşmemizi istiyorsun ? Oğlum ! Hooop ! Derdin ne lan senin ?!

- Abi asıl senin derdin ne ya ? Beş bin lan topu topu. Görende evini barkını elinden aldık sanar. Git haraç filan kes abi. Beş bin senin neyine. Ne işine yarar...

Canım sıkkın olduğu zaman yakınımdakilerden nefret ettiğimi söylemiştim değil mi ? Düzeltiyorum...Canım sıkkın olduğu zaman herkesten nefret ediyorum. Bunun yanında da bazen dayanamayıp patlıyorum. Bu sefer yanlış kişiye patladım.

- Hayır bak paranız yoksa söyleyin. Benim bir kafem var. Orada çalışabilirsiniz asgari ücretle. En azından elinizde düzenli bir iş olur. Eve ekmek götürürsünüz her akşam. Gelir kapısı sonuçta.

- Ulan ben senin !..

İşin daha da garibi, patladığım zaman durmak bilmiyorum. Ne kadar kötü bir durumda olursam olayım, konuşmaya ve karşımdakiyle dalga geçmeye devam ediyorum.

- Abi ücret konusunda anlaşabiliriz tamam. Ama böyle kaba kuvvetle olmaz. Oturup konuşuruz. Bak belki de patronun olacağım ben senin. İş ilişkimize böyle kötü başlamak istemezsin.

Dayak yerken Özge'yi düşünecek vaktim olmuyor. Bu yüzden biraz hoşuma gitmiyor da değil. Acı çekmekten zevk alacak kadar manyak değilim ama bazı şeyleri unutturduğu kesin. Bunları düşünürken dayak vaktinin bittiğini fark ediyorum.

- Beş binim nerede lan ! Paramı ver !

- Ya abi sen baştan desene bana. Güzel bir şekilde istesene paranı. Hazır senin beş bin liran. Ne gerek var böyle beni hırpalamaya ? İki dakika bekleyin siz. Ben hemen paranızı getiriyorum.

Farkına varıyorum ki yürüyecek halim yok. Her tarafım kan içinde. Bu sefer gereçekten fena dövmüşler ama farkına varacak durumda değilmişim. Yerden kalkamıyorum. Acınası hâldeyim ama hâla dalga geçercesine konuşmaya devam ediyorum.

- Ya ben çok yoruldum. Hiç kalkasım yok. Abi bak sen en iyisi benim odama git. Dolabımı aç. Alt rafta, yeşil tişörtümün altında bir kutu var. Onu getir sana zahmet.

- Para orada mı lan !

- Yok abi orada değil. Kutunun içinde oyuncaklarım var. Oynayasım geldi...Tabii ki para orada abi ya. Ne olacak başka ?

- Ulan ! Ben gelene kadar hırpalamaya devam edin lan şunu.

Ya renk körü olup yeşil tişörtümü bulamadığından ya da daha fazla hırpalanmamı istediğinden olsa gerek geç geliyor. Kutuyu bana veriyor. Cebimden, kutunun anahtarını çıkartıyorum ve içindeki beş bin lirayı veriyorum.

- Gidelim mi yoksa kalıp yardım etmemizi ister misin şeker çocuk ?

- Aman abi yok sağol. İşinizden alıkoymayayım sizi ben. Ama cidden şekerim değil mi ? Bak böyle durunca daha bir tatlı oluyorum.

- Oğlum, ne hâle geldin hâla espri yapmaya çalışıyorsun lan. Aynada suratının hâlini görünce de bu kadar komik olabilcek misin acaba, çok merak ediyorum. Neyse...Biz gidiyoruz.

- Sizi özleyeceğim abi. Sarılmak isterdim ama cidden hiç kalkasım yok.

- Aaaaa...Ne özlemesi canım ?! Biz seni ziyarete geliriz merak etme sen. Hem on bin liramı almak için, hem de şu kafe işini konuşmak için.

- Evet evet. Gerçekten konuşalım iş konusunu. Dediğim gibi...Gelir kapısı sonuçta. Ama kaytarmak yok. Haftanın yedi günü çalışacaksınız.

- Ne geliri ne kapısı lan ! Yakında anlarsın ne için konuşmak istediğimi sen. Neyse...On binimi hazır et lan gelecek ay.

- Abi ne on bini ya. Kökümü kuruttun, ne on bini !

- Sen demedin mi oğlum, beş binin peşinden niye koşuyorsun diye. Ben de işleri büyütüyorum işte. Şanslısın...İşleri büyütmeye senden başladım. Bak bunuda herkese yapmam.

- Aman ne iyi...Bare haber verde, işler cidden büyümeye başlarsa ortak olayım size verdiğim paralarla.

- Ulan...Komik adamsın ha. Vallaha seni öldürmek istemesem, yanıma şaklaban ol diye alırdım. Hayat işte...Yanlış yerde, yanlış bir şekilde tanıştık. Hadi canım...Görüşürüz.

- Allah'a emanet olun abi.

Aqualung - I'll Put A Spell On You

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder