27 Aralık 2009 Pazar

Joe Purdy

Joe Purdy...Söylemeye ve çalmaya devam et. Böylesi daha güzel. Kendimi biraz daha farklı yerlerde hissedeyim. Baktığımı değil, hayal ettiğimi göreyim.

Arada yolum Georgia'ya düşsün ve orada bulunayım. Bana eşlik edenler orada kalsın ve herkese benim bir zamanlar orada olduğumu söylesin. Ben, bir zamanlar oradaydım...

Brooklyn'e haykırayım...Hatalı olduğumu kabul ettiğimi söyleyeyim. Defalarca özür dileyim. Onun için ben de bir şarkı yazayım hatta. Belki beni affeder...Benim göremediğim hatalarımı, o daha önceden görmüş olur umarım. Ve bana zaman tanır. Geri geldiğimde hiç değişmemiş olur belki. Ben de teşekkür ederim. Herşey için...Bir daha yapmayacağıma dair söz veremem belki ama elimden geleni yapacağımı söylerim. Kalbimdeki düğümü çözmesi için yardım isterim. Bir zamanlar arkadaştık, kaldığımız yerden devam edip edemeyeceğimizi sorarım.

Bir palyaço benimle konuşmak ister belki...Anlatacak şeyleri vardır. Biran önce gitmek istiyordur bulunduğu yerden. Yüzündeki makyajı silmesine yardım ederim. Yürümesi için düzgün ayakkabılar veririm ona. Uzun bir süre yürürüz. O anlatır, ben susarım. Viski fena olmaz...Hesaplar bendendir. Birçok kez içeriz...Sayısını hatırlayamacak duruma geldiğimizde dururuz. Birbirimize bakar ve kahkaha atarız. Elini omzuma koyar belki. Bana teşekkür eder. Benim anlatmamı ister...Bense susmayı tercih ederim. Sessizliğimden anlar sorunlarımı. O günden sonra belki onu bir daha göremem. Arkasından övgüyle bahsederim belki.

Bir yerde tek başıma otururken, yanıma birisi gelir belki...Öylece oturur. Sonra bir anda konuşmaya başlarız. Her şeyden bahseder oluruz. Birbirimize inanamayacak kadar güzel gözükürüz. Belki de aşık oluruz o güne...Bir daha yaşanmasını istemeyecek kadar özel olmasını dileriz. Ardından, sadece bizim bildiğimiz bir şarkıyı söylemeye başlarız. Herkes bize şaşkınlıkla bakar. Kimse bilmiyordur söylediğimiz şarkıyı. O şarkı, sadece bizim olur.

Gecenin karanlığında, masmavi gökyüzünü izlerim saatlerce...Tanımadığım birilerini görürüm. Neye baktığıma anlam veremezler. Benim gördüğümü göremezler. Büyük bir zevkle izlemeye devam ederim mavinin yıldızlarla olan sohbetini. Kıskançlıkla bakarım aralarındaki ilişkiye. Yıldızlar gitmek ister sabaha karşı...Mavi istemez gitmesini. Onunlar birlikte gitmek ister...Sırf yıldızlara olan bağlılığı için terk eder gündüzü. Bize yağmur bırakır ardından. Peşinden gidip bulamadığı yıldızlar için yaktığı ağıtların izleridir belki yağmur damlaları.

Benimle kalacak mısın derim yanımdakine. İnsanların teker teker terk ettiği sokakta, onunla başbaşa kalmak isterim bir süre. Cevap vermez...Saatlerce cevap vermez. Sadece yanımda kalır. Konuşmayız...Birbirimizin gözlerine bakarız. Yeşil gözlerindeki huzuru görürüm. Sabaha kadar, hayranlıkla bakarım gözlerine. Mavi gözlü sevgilime tercih ederim; sırf yeşil gözlerine günlerce bakabilmek için yanımdakini. Bitsin istemem...Yeşil parlak gözleriyle konuşmayı isterim. Konuşurum da zaten...O da mutludur, ben de. Benim gözlerimden çok daha güzeldir onunkiler. Ama bakışlarından anlarım, onunda benim gözlerimden ayrılmayı istemediğini. Belki bütün bir ömrümüzü, sırf gözlerimizdeki mutluluğu görebilmek için birlikte geçiririz...

Yağmurun bitmesini beklerim penceremin önünde. Her bir damlayı yakalamak isterim. Ritüellerini kaçırmak istemem. Ardından yağmur yavaşlar...Durmasına yakın dışarı çıkarım büyük bir heyecanla. Yağan son damlayı elimle yakalar ve dans ederim. Zarar vermeden, elimden akıp gitmesine engel olacak şekilde tutarım son damlayı. Tüm korkularımdan arınırım. Sonra güneş doğar, elimdeki son damla da buharlaşıp gider. Hüzünlü bir veda yaşarız...Elveda derim...Defalarca kez, onu başka yağmur damlalarıyla aldatmak üzere vedalaşırım.

Birisini çok severim belki...Benden ayrıldığını gördüğümde engel olmam. Daha mutlu olacağını bilirim ve izin veririm. Yine de söylerim, o olmadan kolay kolay yaşayamayacağımı. Beni sevdiğini söyler. Ayrılmak zordur ama gitmek istiyordur. Kapıya kadar uğurlarım. Kendi sıkıntılarıma üzülmek yerine, onun huzuruna ortak olurum. İkimiz de biraz kırık hissederiz belki. Kapıya doğru yol alır. Hava soğuktur...Üşümemesi için bir örtü veririm. Kabul etmez...Benden hiçbir iz kalmamasını ister. Israr ederim...Kabul eder, örtüyü bedenine sarar ve yola koyulur. O giderken, titreyen vücudumda onun sıcaklığını hissederim.

Sabah gözlerimi açtığımda Hollanda'da bulayım kendimi. Bir otel odasında. İçinde sadece yatak olan bir otel odası...Etrafı izleyeyim. Şuursuzca insanlara selam vereyim. Amsterdam sokaklarında gezeyim. Hatta canım sıkılırsa koşarım...Bütün Hollanda benden bahsetsin. Yaptığım çılgınlıklardan. Herkes benden çekinir olsun. Bense aynı günün gecesinde eşyalarımı toplayıp yola koyulayım. Yanıma aldığım sevinçle beraber evime döneyim.

Kısacası, susma sen Joe Purdy...Çok fazla ses var. Benimse duymak istediğim tek şey, senin sesin. Bu yüzden şimdi susmak olmaz. Bir süre hayal kurmam gerek.

Joe Purdy - Julie Blue

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder