Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Dik yürüyemiyorum. Denedim ama olmuyor. Ne yapayım canım. Biraz yamuk yürüsek çok bir zararı olmaz. En azından kambur yürümüyorum. Kafam, vücudumun biraz önünde gidiyor ama çokta fazla değil. Abartılacak bir yanı yok. Daha fazla moralimi bozmayın !
Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Fotoğraflarda rezalet çıkıyorum. Bu yüzden fotoğraf çektirmek bana göre değil. Hele bir de poz vermeye görsün...Aynalar mı yanlış gösteriyor, fotoğraf makinelerinde mi bir abzürdlük var yoksa gözümde bir problem mi var anlayamadım. Hani tamam...Normalde de harika bir tipi olan çocuk değilim de, fotoğraflarda çıktığım kadar da rezilsem işimiz var. Toplum içine çıkıp çıkmamayı ciddi olarak düşünmeye başlayacağım bu gidişle. Milletin yüzlerce fotoğrafı varken, benim elliyi geçmez fotoğrafım. Beğenemiyoruz ne yapalım.
Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Alt dudağında beni olan tek insan benim. Bundan çok emin değilim ama şuana kadar kimsede böyle bir durumla karşılaşmadım. Resmen kahverengi bir leke var dudağımda ya. Birkaç sene öncesine kadar yoktu bu iz. Şimdi nereden çıktı anlam veremiyorum. Eğer sizin dudağınızda da ben veya leke varsa hemen benimle iletişime geçin. Adresim whoisoz.blogspot.com (bkz: bulunulan adresten aynı adresi vermek)...
Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Tuzlu fıstık biraz bayatlayınca daha güzel oluyor. Normalde çok fazla yemem tuzlu fıstık. Yani yerim ama illa alınsın diye bir isteğim yoktur. Varsa yerim, yoksa aramam. Ancak, tuzlu fıstığı iki üç gün açıkta bırakınca nefis bir tadı oluyor. İnsanın yedikçe yiyesi geliyor ve hiç bitmesin istiyorsun.
Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Her tuzlu fıstık yemek istediğimde mutfağa gideceğime, tuzlu fıstığı salona getirsem iyi olacak. Her gidişimde "Tamam bu son zaten. Daha da yemem artık herhalde." diye diye, her beş dakikada bir mutfağa gider oldum. Üşengeçliğin lüzumu yok. Dur ben mutfağa gidiyorum. Geleceğim birazdan.
Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Millete hafız demeyi bırakmalıyım. Ulan ne pis lafmış...Sakarya'da önüne gelen birbirine hafız diyor. İlk sene direttik, sözcük dağarcığımıza almadıkta; bu sene giriverdi hayatıma iyi mi...Önüme gelene hafız diyorum. Hayır demek hiç hoşuma da gitmiyor aslında ama ağzımdan çıkıveriyor işte. Sus Oz sus...Daha fazla bu konuda konuşmaya devam edersem, yazarken de hafızlı cümleler kurmaya başlayabilirim.
Günlerce düşündükten sonra kararım şudur...Sürekli kahve içmeyi artık bırakabilirim. Vize dönemi geceleri ayakta kalayım diye içiyordum tamam ama artık gerek yok. Vizeler bitti, alışkanlığı kaldı. Kahveyi bırakıp, uyku düzenini kurup, pazartesi paşa paşa okuluma gidebilmeliyim artık. Ya da...Finallere üç hafta kalmış zaten. Hiç bırakmasam da finallere doğru iyice kurt adam misali etrafta dolaşmaya alıştırsam mı kendimi acaba ?
Yazı boyunca düşündükten sonra kararım şudur...Susmanın vakti geldi. Yalnız insan böyle boş şeyler yazınca rahatlıyor ha. Güzel oluyor be hafız. Ahanda hafız dedim ! Kaç kaç kaç...Bitir hemen yazıyı Oz !
DeVotchKa - How It Ends
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder