21 Aralık 2009 Pazartesi

Dostum İyi ki Doğdun Demişsin Ama Brittany Murphy Öldü

Brittany Murphy ölmüş, hayat bitmiş. Daha geriye ne doğum günü kalır ne de başka birşey. Oysa benim doğum günlerim ne hareketli geçerdi. Her sene barlardan toplarlardı beni. Kızlı erkekli en az yirmi kişi toplanır, mekan kapattırırdık. Çok tiki adamdım ben ya. Ama artık nerde o günler...Brittany Murphy yüzünden bunlar hep.

Şaka la şaka ! Ne barı, ne mekanı, ne kızlı erkeklisi, ne yirmi kişisi, ne tikisi. Doğum günümü kaldı artık be. Kimilerine göre yirmi, kimilerine göreyse yirmi bir yaşındayım artık. Bu konuda çeşitli söylentiler var ama yirmi demek daha tatlı geliyor şuanda bana nedense. Önümüzdeki günlerde bu hissiyatım değişebilir tabi. Hoş, eskidende barda filan kutlamazdık doğum günü. Bar ne ya ? Evinde git pastanı kes olsun bitsin. Hatta pastaya da gerek yok. Hediye almak yeterli. Ama öyle çerçeve filan değil. Doğru düzgün hediye isterim ben. Zaten doğum gününün tek eğlenceli yanı bu değil mi ? Yılbaşıymış, doğum günüymüş falanmış filanmış...Günlere takılmam, ben hediyeme bakarım arkadaş.

Benim bi' doğmam gereken gün var, bir de doğduğum gün. Anne katili olarak ölüp gitmekle, gözlerimi dünyaya açmak arasında çok düşünmüşüm ben. O zamandan belliymiş düşünceli insan olacağım. 4 Aralık tarihinde doğmam için kollar sıvanmış ama ben 17 gün boyunca naza çekmişim kendimi. İşler ciddiye binince 21 Aralıkta çıkıvermişim ortaya. Tırnaklar uzamış, hafiften saçlar çıkmış, alın kırışmış vaziyette. Bildiğin yaşlı bebek olmuşum. Bebek dediğin zaten ilk zamanlar tipsizin önde gideni oluyor...Kimbilir ben ne haldeyimdir o zamanlar. Bebeklerin daha sonradan tipi düzeliyor, sevilebilecek tatlı canlılar oluyorlar ama ben hâla o düzeye gelemedim mesela. Demek ki ne kadar geç doğarsan, tipinin düzelmesi de o kadar fazla zaman alıyor.

21 Aralık tarihine karşı fazlaca sempatim vardır ama doğum günüm diye kendimi özel hissetmem. Sıradan birgündür benim için. Ha güzel geçmiş, ha kötü. Yani kötü geçtiği takdirde "Ulan bugün doğum günüm. Bare bugün güzel geçseydi." demem. Gerek yoktur...Sonuçta günler kendini özel hissetmiyor. Kafalarına göre takılıyorlar.

Bugün aynı zamanda Namık Kemal'in, Jane Fonda'nın, Samuel L. Jackson'ın, Frank Zappa'nın doğumgünü. Ha bi'de Josef Stalin'in ama çok fazla önemli değil o. İyi ki doğdun demeyi boynumun borcu bilirken, Namık Kemal'i de rahmetle anmayı isterim buradan.

Bak mesela Samuel L. Jackson şimdi babalar gibi parti veriyordur. 61 yaşına geldi adam ama yaşamayı senden benden iyi biliyor. Kimbilir nerelerde takılırlar. Bir şekilde ulaşıp "Aranıza beni de alın." demem lazım. Gerçi bu sene olmaz artık. Kısmetse yasal olarak 21 yaşında olduğumda kutlarız Samuel'le. Şimdi alkol içme sınırı 21 orada. Sorun filan çıkartırlar bu sene. Samuel'in de başını ağrıtmış olurum.

00:00 olayı yaşanmasın dedik, nispeten dileğim gerçekleşti. Kutlamalar 00:14 sularında başladı. Olsun buda birşeydir. Demek ki seneye "00:00-01:00 arası olayı yaşanmasın." diye dilek tutmak gerekecek. Bak birşey öğrenmiş olduk en azından.

Dur bakalım akşam ne olacak. İyi alıştım ben aileden uzak doğum günlerine. İki senedir yollarda ve Sakarya'da geçiyor doğum günlerim. Hadi hayırlısı. Neyse gidiyom ben baydınız beni.

Placebo - Infra-Red

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder