20 Aralık 2009 Pazar

İade-i Ziyaret

Huysuzluğumu üzerimden attım...Hastalık geçti geçecek. Kimin aklına gelirdi ki, İstanbul turistik amaçlı ziyaretimin ilk iki gününün evde geçeceği. Ama iyi oldu. Hatta cidden hoş oldu. Daha çok aile, daha az başka insan. Msn muhabbetleri tavan yaptı. O da güzel oldu...Aslında ciddi ciddi güzel oldu be bu İstanbul ziyareti.

Geriye kaldı pazar...Bugün yataktan kalkıp birşeyler yapma vakti ama ne olur bilemem. Planlar her zamanki gibi var...Her ay sonuna yaklaşıldığında, maddi sıkıntılar sağolsun hiç peşimi bırakmadı. Bu yüzden çoğu plan sadece kağıt üzerinde kaldı bu zamanlarda. Bu sefer asi olup, birazcık paraya kıymanın vakti geldi.

Parayı ay başında peşin alırım. Bir ay boyunca onunla geçinmeye çalışırım. Başım sıkıştığında, anadan babadan para istemem. Anlaşmanın gereği yapılmış ve para ay başında ödenmiştir. Bir sonraki aya kadar, bir kez daha para istemeyi gururuma yediremem. Ayıptır...Ama gelecek dönem öncesi zam görüşmeleri için aile birliğini toplayacağım. Makul bir zam isteyeceğim. Kabul edilmediği takdirde okula gitmeyip eylem yapacağım...Kulağa hoş geliyor. Umarım bir süre kabul etmezler.

Sorun şu ki, uyuyamıyorum. Uyku düzenimi bozmayı bir kenara bıraktım artık. Haftaya finaller başlıyor ve ben uyuyamıyorum. Sanki bu durumu ben vize zamanı da yaşamıştım ha ? Kahve içmeye son verebilseydim, belki şuanda uyuyor olabilirdim ama ben sabahın 07:27'sinde blog yazıyorum. İki haftadır, apartmanca uyku düzenimizi düzeltmek istiyoruz ama sürekli erteliyoruz. Öğrenci milleti işte, koyver gitsin diyor.

Umut Kaya'ya bir türlü ısınamadım ama Mor Yazma şarkısını dinlemeden edemiyorum. Adam kaliteli iş yapmış. Tebrik etmek gerek. Mevsimler Geçerken şarkısının klibini sırf adamın emovari görünümü gözüküyor diye izleyememiştim. Millet etrafta şarkısını mırıldanarak dolaşırken ben hiçbir zaman o şarkıyı öğrenemedim. Dur bakalım bir de mp3 şeklinde dinleyelim. Belki bu sefer o şarkıyı da severim. Sonuçta, nasıl bir tipi olduğunu gözümde canlandırmadığım sürece dinleyebiliyorum. Hatta şarkıyı dinleyip coşarken resimlerine bakıp ısınmaya çalıştım ama olmuyor. Fazla uğraşmaya gerek yok. Mor Yazma şarkısı güzeldir, Umut Kaya ise değildir. Sorun çözülmüştür.

Arkadaşlarınızla sabahlamak istiyorsanız, çözümü basit. Film izleyin...Mümkünse seri filmlerini tercih edin. Böylece serinin arka arkaya iki veya üç filmini izleyebilirsiniz. Merak etmeyin sabah olur...Olmasa bile 05:30'a doğru gelmeye başlarsınız. Geri kalan kısımda kahve eşliğinde sohbet ettiğiniz sürece sabahı nasıl ettiğinizi anlamazsınız bile.

Mumları üflemeye daha vakit var, hatta belki de üfleyecek bir mumum bile olmayacak bu sene ama şimdiden en büyük dileğim şudur...00.00 olayı yaşanmasın isterim ben. Hatta, ben doğum günümü kutladınız sayıyorum şimdiden. Amaçsız bir şekilde internette dolaşırken, saat tam on ikiyi vurduğunda "Bare Oz'un doğum gününü kutlayan ilk kişi olayım." durumuna hiç gerek yok. Hatta bazı X şahsiyetleri gibi doğum günümü, doğum günümden önce kutlamanın hiç mi hiç anlamı yok.

Yarışa girmeyin..."00.00'da ya biri benden önce davranırsa ?! Lan dur ben 23:59'da kutlayım en iyisi...Ya başkası da benim gibi düşünüp 23:59'da kutlarsa ?! O zaman 23:58'de kutlamak en makulü. Lan ama ya..." gibi bir kısır döngü içinde kendinizi kaybedip, doğum gününden bir önceki gün, sabahın köründe kutlamalara başlamayın.

00.00'da mesaj çekmeyin. Muhtemelen tv izliyor ya da kulağımda kulaklık pc başında olurum. Telefonu duyamam. Sonra cevap gelmez ve kendinizi boşlukta hissedersiniz. Yani o suratınızdaki pis mutluluk sırıtışla uzunca bir süre cevap beklemek zorunda kalırsınız. Ardından siz uyursunuz ve ben mesajı yeni görmüş olurum. Cevap attığımda, siz on altıncı rüyanızda benim sizin mesajınıza atmadığım cevaba dair kabuslar görüyor olursunuz. Bunu istemeyiz.

Pazartesi günü okul yok. Aslında var ama, dersin hocası konuları geçen hafta bitirdi. Bu yüzden bu hafta ders yapmayacak. Yani gün ortasında kafamı vurup yatmayı planlıyorum. Gün ortasında da mesaj çekmeyin...Büyük bir ihtimal ağzımdan salyalar akarak yirmi üçüncü rüyamın girişinde olurum. Ya da yirmi ikincinin sonunda. Belki çekim hatalarını filan gösterirlerse rüyanın sonunda, yirmi ikincisi biraz uzun sürebilir. Bu yüzden kaçıncı rüyamda olacağımdan emin değilim ama uyuyor olacağım kesin.

Hastalık sonrası da amma geveze oluyormuşum. Kendimden sıkıldım be. Normalde de ben böyle miyim ya ? Şüphe etmeye başladım kendimden...Aman neyse. Hadi ben kaçar. Kahvaltı yapmaya gidiyorum. Malum, gün başladı.

Ha birde son olarak...Umut Kaya'yı görmediğim sürece Mevsimler Geçerken şarkısını da dinleyebiliyorum. Ne mutlu bana. Ama yine de Mor Yazma şarkısı ayrı bir güzel be.

Edit : Brittany Murphy ölmüş lan ! Oha...Çok şaşırdım be. Vallaha feci üzüldüm. Severdim ben onu. 32 yaşında kalp krizinden ölünür mü ya...Vay be. Rest In Peace, hayatımın gizli öznesi.

Umut Kaya - Mevsimler Geçerken

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder