Aşağıda yazılanlar küçük yaştaki çocukları sayısal bölümlerden soğutabilir, aynı zamanda korkutup, çaktırmadan kanepenin arkasına saklanıp hüngür hüngür ağlamasına ve altına kaçırmasına sebebiyet verebilir.
Herşey pazartesi günü saat 15:00 sularında başladı...Doğalgaz faturasını ödemeyen gençler "Heheha hahaha öhöhöhö phuha nihaha, oğlum doğlagaz faturasını ödemedik ama adamlar kesmedi. Ne kadar asiyiz lan biz." şeklinde mutluluk belirtileri gösterirken, bir anda doğalgaz kesildi. Artık kalorifer yanmıyordu...Tam anlamıyla yıkılan gençler önemli bir karar verip uyudular.
Gece 22:00 sularında uyanan farklı bölümlerde okuyan iki gençten bir tanesi, yarın ki Türk dili ve inkılap tarihi sınavlarına çalışmaya başlamış, diğeriyse (bkz: Oz) laptop'un başına geçip msn muhabbetine başlamıştır. Yapması gereken birşey varmış gibi hissetmeye başlayan öteki çocuk (bkz: Oz) uzun bir süre düşünmeye başlamıştır. Bir süre daha düşünen çocuk sonunda yapması gerekeni bulmuştur. Hemen yan taraftaki gençlerden bir tanesini görmeye giden genç "Hadi oğlum hadi, o.c izleyeceğiz canım sıkılıyor." dedi. Bu teklifi kabul eden genç hemen teklifi yapan gencin (bkz: Oz) evine geldi. Soğuktan üşümemek için üstlerine aldıkları yorganla beraber, altı bölüm arka arkaya the o.c'yi izlediler.
Eksik birşeyler vardı ama ikiside neyin eksik olduğunu bulamıyorlardı. Sonunda farklı bölümde okuyan genç geldi ve "Siz diferansiyele ne zaman çalışacaksınız lan ?" sorusunu yöneltti. Diferansiyel...O an iki gencin kulağında defalarca kez çınlayan bu kelime onları derinden etkiledi. Oturdukları yerden kalkamayacak hâle gelen gençler ne yapacaklarını düşünürken, birisinin (bkz: Oz) aklına birşey geldi ve büyük bir şevkle "Kahve içelim mi lan ? İçerken de tell me you love me'yi izleriz." dedi. Diğer gençte az asi sayılmazdı...Teklifi hemen kabul etti. Böylece, diferansiyel sınavı bir süreliğine daha unutulmuş oldu.
Saat 07:30'a doğru, o.c dizisinin ilk sezonunu ve tell me you love me'yi bitiren gençler için artık yapacak birşey kalmamıştı. Diferansiyel sınavı saat ondaydı. Haftalardır, aylardır hatta dönem başından beri gelmesini istemedikleri o an gelip çatmıştı. Gençler durumun ciddiyetinin farkına vardı. "Bare biraz bakalım lan." dedi birisi. Öyle de oldu...Birazcık baktılar. Yaklaşık 20 dakika kadar. Bu süre, diferansiyelden kalacaklarını anlamak için yeterince uzun bir zamandı. 20 dakikalık çalışmayla sınava gittiler.
Fakültenin önünde büyük bir telaş vardı. Herkes birbirine "Lan laplace ne ? Oğlum bernoulli sorar mı ? Ters lineeri göster bakayım sen bana. Hass.ktir ! Lan ! Mühendislik problemide mi çıkacakmış ?!" tarzı sorular yöneltiyor ve cevap bulamıyordu. Buradan iki sonuç çıkıyordu...Ya, herkes 20 dakika çalışıp gelmişti ya da uzun bir süre çalışılması tehlikeli olan bu derse saatlerini vermişler ve beyinlerinin sulanmasına neden olmuşlardı.
Kantinden biri çıktı...Elinde kağıtlar vardı. "Oğlum hoca bu tabloyu yanınızda getirin dedi. Sınavda kullanmak serbest dedi. Gidin alın...Fotokopi odasında var." diyen bu genç, nedeni anlaşılmaz bir şekilde herkesi bir mutluluğa itti. Herkes, aynı tabloyu fotokopi odasından aldıktan sonra beklenen soru geldi..."Eeee, oğlum biz bunu nerede kullanacağız ?". Herkesin kafası karışmıştı. Tabloda şekillerden, sayılardan ve harflerden oluşan birçok denklem vardı. Bir süre sonra beklenen cevap geldi..."Lan işte en üstte ters laplace dönüşüm tablosu yazıyor. Soruda ters laplace lafı görürsen kullan bunu gitsin."(bkz: Oz). Tam bir ilkokul ayarında cevaptı ama herkesin aklına yattı.
Artık sınav vakti gelmişti...Herkesin gerginliği yüzlerinde okunuyordu. Diferansiyel hocası, soruları gözetmene vermek için geldi. Giderken gülerek ve çok gaddar bir şekilde "Seneye görüşürüz çocuklar !" dedi. İçinden "Sen misin bana bu lafı diyen lan !" diye geçiren çocuk (bkz: Oz) cesaretlenmişti. Ancak havası çabuk söndü...Soruları gören çocuk "Adam haklıymış lan...Seneye görüşürüz artık." dedi. Oysa ki topu topu üç soru vardı. Ama soruların ne kadar zor olduğu, verilen 75 dakikalık süreden belliydi...Çocuk (bkz: Oz) ilk yirmi dakikayı, hayatını düşünerek, pencereden dışarıya bakarak, önündeki kızın saçlarını dikizleyerek ve gözetmenle göz teması kurarak geçirdi.
Gözetmen, yirmi dakika sonunda "İsteyen çıkabilir arkadaşlar." dedi. Sınıfın yarısından fazlası bir anda boşalıvermişti. Genç (bkz: Oz) tekrar pencereden baktı...Bütün arkadaşlarının sınavdan çıktığını gördü. İçine acımasız bir huzur çökmüştü. "İyi lan...Onlarında kötü geçmiş belli. En azından sadece ben kalmıyorum." dedi. Üç sorudan ikisini yarım yamalak doldurarak sınavdan çıktı. Üzerinden ağır bir yükün kalktığını fark eden genç, büyük bir şevkle arkadaşlarının yanına gitti.
Hepsinin sınavı kötü geçmişti ve herkes gülüyordu. Diferansiyelin yan etkileri kendini göstermiş ve herkesin sinir uçlarında yüksek oranda yanmaya sebep olmuştu. O an yanlarından diferansiyel hocası geçti. Gülerek, sınıfta kalan öğrencilere baktı ve "Seneye daha çok gülersiniz merak etmeyin." dedi...Gençler bir süre birbirlerine baktı ve aynı anda hepsi birden kahkahayı bastı. O gün, diferansiyel hocası çok fazla küfür yedi. Ancak bu küfürler, sonuçlar açıklandığında hepimizin kaldığı gerçeğini değiştirmedi.
Not: Gün itibariyle g.tü sıkışan gençler faturayı ödemiştir ancak doğaldaz hâla açılmamıştır.
My Chemical Romance - I Don't Love You
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder