13 Aralık 2009 Pazar

Biraz Öncelik

Kendine biraz daha önem vermeye, en azından öncelik tanımaya başladığında kaçırdığın birçok şeyin olduğunu görüyorsun. Gözlerinin uzun bir aradan sonra yeniden açılması gibi...Hayat, sizden habersiz akıp gitmeye devam etmiş. Çoğu şey inanamayacağınz derecede değişmiş.

Bağlı kaldığın yerin tehlikeli olduğunun farkına varmak, kurtulmaya çalışmak, kurtulmanın huzurunu yaşamak ve en sonunda tekrar yaşama ayak uydurmayı denemek...Oldukça uzun süreçler. Yine de sorun yok...Çünkü biliyorum ki, herkes birgün tökezleyecek ve aramızdaki mesafeyi azaltacağım. Zaten hayat dediğin böyle bir süreçten ibaret.

Yanlış kararların önemi yok. Önemli olan verdiğimiz yanlış kararlara alışmaya çalışmak. Kimse benim farklı bir karar vermemi sağlayamayacak. Olan oldu. Hatalar yapıldı...Çamura battık ve üstümüzü kirlettik...Yemeğimizi yere döktük ve bir tabak daha isteyecek şansımız yoktu. Sert bir şekilde yere düştük ve kalkmak için kendimizi iyi hissetmeyi bekledik. Bunların hepsini yaşadık. Artık düşünmemiz gereken, üstümüzdeki çamur lekelerini nasıl temizleyebileceğimiz. Ama üşeniyoruz ve denemiyoruz...Üstümüzdeki kirli gömleği bile çıkarmayı denemiyoruz.

Biraz biraz, farklı şeylerle mutlu olmayı denemek lazım. Bir anda değil...Yavaş yavaş bırakmak lazım alışkanlıkları. Öbür türlüsü ağır gelecektir. Hiçbirşeyi, bir anda yok edemeyiz. Bu, bize sadece başarısız bir deneyim getirir. Başarısız deneyimlerse, moral bozukluğu ve üzüntünün getirdiği karın ağrısına neden olur. Başımıza gelsin istemeyiz...

Kimseden anlayış bekleyemezsiniz. Kurulu düzenlerinin içine sizi de sokmaları için hiçbir neden yoktur. Yine de, elbet birileri vardır. Kapısı size her zaman açık olan ve sizi anlayabilecek birileri. Sonuçta kötü birşey yapmadık...Sadece geride kaldık ve diğerlerinin hayatını rayına oturtmasını izledik. Hiçbirşey yapmadan, yardım etmeden ve böyle mutlu olduğumuzu hatta bundan sonrada hep bu kadar mutlu olacağımızı düşünerek, başkalarını izledik. Çünkü gerek yoktu...Bizim düzenimiz çoktan oluşmuştu. En azından öyle düşündük.

Kısıtlı hayatımızla çok uzun süre yaşadık. Aynı şeylere güldük, aynı şeylerle eğlendik, aynı hayalleri kurduk, aynı şeylere üzüldük ve aynı şeylere ağladık. Birgün sıkılacağız...Sıkıldığımızı farkettiğimizde, ne yapacağımızı bilemez bir hâlde etrafta koşturacağız. Biz yarı uykudayken, nelerin olup bittiğini öğrenmeye çalışacağız ve her öğrendiğimiz yeni şey bizi şaşkına çevirecek. Sakin olmayı öğreneceğiz ama öğrenirken bile telaşımız gözümüzden okunacak. Zor olacak ama artık farklı hayaller kurmaya başladığımızı görünce oldukça heyecanlanacağız.

Ne kadar ertelersek erteleyelim. O gün gelecek...Muhtemelen de oldukça acı bir şekilde gelecek. Gözlerimiz açılacak ve bağırmaya başlayacağız. Başlangıç çizgisinin başındayaken, etrafımızdakilerin yarışı çoktan bitirip yorgunluklarını büyük bir keyifle nasıl attığını göreceğiz.

Brandi Carlile - Throw It All Away

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder