31 Ağustos 2010 Salı

Ağustos Ayında "Oz" Ne Öğrendi ?

Yorucu ama güzel bir yaz okulu döneminin ardından evinize doğru yapılan yolculuk, geçirdiğiniz en huzurlu yolculuklardan biri oluyormuş. Ardından eve attığınız ilk adımınızsa, kendinizi fazlasıyla özgür hissetmenizi sağlıyormuş.

Evde yalnız kalma süreci ne kadar uzun olursa olsun, eğer bu durum sizi huzurlu ve mutlu ediyorsa fazlasıyla hızlı geçiyormuş. Ne ara geçtiğini anlamadığım şu on günün ardından geriye kalan dört günün, mikrosaniyelik bir göz kırpmasıyla geçebileceğine yavaş yavaş inanmaya başlıyorum.

İnsan pizzadan bile bıkabiliyormuş. Evet, bildiğiniz pizza...Dört gün arka arkaya her üç öğünün ikisinde pizza tükettiğiniz vakit, beşinci güne "Artık pizza istemiyorum lan !" şeklindeki yakarışlarla uyanabiliyormuşsunuz.

Hayatın basit olması güzeldir.. Basit hayat eğlencelidir...Eğlencelidir çünkü bir süre sonra kuralların açıklarını rahatlıkla bulabilir ve hile yapmadan hayatınızı daha eğlenceli hâle getirebilirsiniz. Sahip olanından hep biraz daha fazlasını istemekse tehlikelimiymiş çünkü insanı kör edebilirmiş. Oz bu ay, daha iyisini elde edebilmek için çöpe atılan geçmiş güzel hayatlarla dolu bir yerde yaşadı. Önce anlam veremedi...Dört gün sonraysa yeniden gülmeye başladı.

Aile ile yapılan sabah kahvaltıları paha biçilemezmiş ama bunu anlamak için aradan biraz zaman geçmesi gerekirmiş. Yaklaşık iki aylık bir süreyse bunun için fazlasıyla yeterliymiş. O an önemli olan kahvaltıda ne olduğu değil, yakalanan sıcak aile sohbetleri oluyormuş. O zaman, çayımı aileyle yapılan sabah kahvaltılarına kaldırıyorum.

Peru'da ve Amerika'da üniversiteler eğitime başlamış olmakla birlikte, Kanada'da yeni eğitim yılı eylül başında başlayacakmış...Ne kadar gereksiz bir bilgi lan bu...Ama yapacak bir şey yok, sonuçta bunu öğrendim ben ne yapabilirim yani ? Hani aklımda bulunsun, ileride Peru'ya taşınırm, Peru'lu bir hatunla evlenirim, tatilimizi Türkiye'de geçiririz filan...Çocuğun eylülde okulu başlayacak ona göre bir tatil planı yaparız diye ben şey ettim ama...pek olmadı sanırım............Basın gidin lan !

Eğer cebinizde size ucu ucuna yetecek kadar paranız varsa, bir yerlere gidip, bir şeyler içip yemeden önce iki kere düşünmek gerekirmiş. Özellikle de, elli metre ötenizde bankamatik varsa hiç düşünmeden ilk olarak para çekmek akla yatkın olanıymış. Daha sonrasında, hesabı ödemek için elinizi cüzdanınıza attığınızda, her beş kuruşun dahi hayati önem arz ettiği anlar yaşayabiliyormuşsunuz.

Tegan an Sara - Don't Rush

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder