19 Ağustos 2010 Perşembe

Bored to Death

Yeni bir diziye başlamış ve bitirmiş bulunmaktayım. İkinci sezonunu ise heyecanla beklemekteyim...İlk sezonun sadece sekiz bölümden oluşması, dizinin tadının damağınızda kalmasına neden oluyor. Sekiz bölümü yaklaşık altı saat içinde bitirmekse, ayrı bir "Eee ben n'apıcam şimdi peki ?.." sorunsalı yaratıyor. Bored to Death...Bugün bütün teşekkürler sana gelsin o zaman.

Bored to Death, sizi güldürmek zorunda olduğunu düşünmeyen bir kara mizah aslında...Yani en azından bence sizi güldürmek zorunda olmadığını düşünüyor yaratıcısı. Yaratıcısı demişken, aynı zamanda dizinin yönetmeni olan bu kişinin, dizinin baş karakterine kendi adını vermesiyse ilginç olmuş doğrusu. Hoşuma gitmedi değil...

Benim bahsedeceğim şey aslında dizinin içeriği falan değil...Herkes kesinlikle izlemeli geyiklerine filan girmeyeceğim çünkü herkesin izleyip beğenebileceği bir dizi değil. Bahsedeceğim şey, dizinin aslında kendi hayatımıza ne kadar benzediği...Bunun anlatabilmem içinde, diziden biraz daha bahsetmem gerek.

Üç temel karakter var dizide. İlk iki karakterimiz şöyle...Orta yaşların yavaş yavaş sonuna gelmeye başlamış ve paranın ona getirdiği hayatla yeterince mutlu olmayan, bu yüzden de kendini genç hissettirecek yeni heyecanlar arayan bir dergi sahibi ve cinsel hayatı neredeyse sıfıra inmiş ve her seferinde kendisinden bir şeyler bekleyen bir sevgiliye sahip olan, çizimleriyle para kazanmaya çalışan ancak bu konuda fazla başarılı olamayan bir karikatürist. Üçüncü ve ana karakterimizse, sevgilisi tarafından yeni terkedilen bir yazar. Bu andan itibaren sıkıntıdan ne yapacağını bilmez bir hâlde ortalıklarda dolanan kahramanımız sonunda internete "Lisansı olmayan, özel dedektif" ilanı verir ve olaylar bu şekilde başlar.

Bahsettiğim bu üç karakterde birbirleriyle arkadaşlar ve en büyük ortak özellikleri sıkıntıdan patlıyor olmaları. Tamamiyle monoton ve neredeyse yok olmaya yüz tutmuş bir hayatları var. Böyle düşündüğümüz andan itibaren aslında bizim hayatımıza ne kadar benzediğini anlayabiliriz.

Hepimiz sıkılıyoruz çünkü yapacak yeni bir şeylerimiz yok. Zaten bu yüzden yaptığımız her yeni şey, sıkılmaktan kurtulmak için denediğimiz heyecanlar. Bu heyecanlarsa, farkında olmasak bile trajikomik ve utanç verici durumlara düşmemize neden olabiliyor bazen. Yine de çoğu gülüp geçebileceğimiz şeyler oluyor. Tamam, dizideki gibi bir polis arabasına çarpıp, polis yanımıza geldiğinde sakince "Bir sorun mu vardı memur bey ?" demiyoruz belki ama buna benzer şeyleri kesinlikle yaşıyoruz. Hepsinin tek nedeniyse sıkılmak istemiyor oluşumuz. Belki bu yüzden, sıkılma hissi bile bir teşekkürü hak ediyor.

Sıkıldığını kabul edip, onunla yüzleşebilme cesaretini gösterebilenler için Bored to Death ideal bir dizi. Aksi takdirde sadece diziyi izler ve boş bir şekilde gülmek için bir sahne beklersiniz. Öyle ya da böyle, farkında olun ya da olmayın izlediğiniz ve zaman zaman güldüğünüz kişinin, biraz da olsa siz olduğunu bilmeniz gerek.

Dido - Here With Me

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder